MİT’in imaj değişimi

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tartışmalı bir imaj değişimi ve kurumsal yeniden yapılandırma altında. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor .
Pinar Tremblay

Pinar Tremblay

@pinartremblay

İşlenmiş konular

turkey, state institutions, security and intelligence, intelligence, government

Tem 28, 2014

Türkiye’de 1990’larda işlenen siyasi cinayetlerin devletin bilgisi dahilinde yapıldığı 10 Temmuz tarihli bir haberle ortaya çıktı. Aslında bu haberle cinayetlerin devletin talimatıyla yapıldığı kanıtlanmış oldu. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) savcılığın isteği üzerine bir MİT görevlisi ile MİT’e çalıştığı bilinen bir iş adamı arasındaki telefon görüşmesi kayıtlarını ve dökümleri mahkemeye gönderdi. Bu görüşmeyi yapan isimlerden biri MİT’in eski Kontrterör Daire Başkanıydı.

MİT 13 sayfalık bu görüşme dökümünü, 1990’larda işlenen ve yargılaması halen devam eden 18 faili meçhul cinayetle ilgili davaya gönderdi. 1990’larda işlenen cinayetlerin kurbanları arasında Kürt iş adamları, aktivistler ve aydınlar var. Ölüm listelerinde şarkıcılar ve başka tanınmış isimlerin de adı geçiyor. Eski bir MİT çalışanı olan Yaman Namlı’nın ifadesine göre bu ölüm listesini Özel Harp Dairesi ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) da onaylamış.

Teşkilat daha önce de 12 Eylül ve 28 Şubat davaları için mahkemelere kritik belgeler göndermişti. Tüm bu davalar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkça ilan ettiği bir vaadin parçalarıydı, yani daha fazla demokratikleşme ve “derin devlet”i bitirme vaadinin. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) geçmişle yüzleşme ve beyaz bir sayfa açma mücadelesinden başarıyla çıktığı için gururlu. “Devlet içinde devlet” ve bugünkü “paralel devlet” söylemi de bu mantığa oturuyor. MİT de bu mücadele kapsamında mahkemelerle iş birliği yaparak, eski gelenekten farklılaşan bir teamül izliyor. Zira MİT eskiden mahkemelerin bu türden taleplerini ya başından savar ya da çok daha az bilgi paylaşırdı. Teşkilatı yakından gözlemleyenler bunu “Hakan Fidan farkı” olarak tanımlıyor.

MİT, teşkilatı da zan altında bırakan bu bilgi paylaşımlarıyla aslında alışıldık görev alanının dışına çıkıyor. Dolayısıyla, bu soruşturmada iş birliğine yanaşmasının tarihte ilk kez yaşanan bir durum olduğu söylenebilir.

Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir hükümet yetkilisi konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Bu CIA’nin gizli operasyon arşivlerini açarak, geçmişte işlenen işkence ve başka kabul edilemez suçları itiraf etmesine benziyor. MİT bu paylaşımları beyaz bir sayfa açmak için bilinçli bir şekilde yapıyor. Bu aslında büyük bir özgüvenin de göstergesi.” Yetkilinin vurguladığı önemli noktalardan biri de şöyle: “Dökümler sadece üst düzey MİT çalışanlarının bu suçlara bulaştığını kabul etmekle kalmıyor, aynı zamanda tetikçilerle kurdukları ilişkilerin ne denli ahlak dışı ve karanlık olduğunu da ortaya seriyor”.

Nitekim, görüşme kayıtları tetikçilerin soğuk kanlılıkla işledikleri cinayetlerin yanı sıra kurbanların para ve mallarının kendi aralarında nasıl paylaşıldığını da ortaya çıkardı.

Ancak hükümet yetkilileri ile tetikçiler arasındaki tüyler ürperten görüşme kayıtlarının illa kamuoyuna açıklanmasına gerek yoktu. Peki MİT neden bu seçeneği tercih etti? Teşkilattan bir yetkili Al-Monitor’un bu sorusunu şöyle yanıtladı: “Çünkü teşkilat bir yeniden yapılanma sürecinde, ve halka ve çalışanlarına bir daha böyle yöntemlere başvurulmayacağını geçmişte yapılan ‘uygunsuz işleri’ ortaya dökerek anlatıyor”.

“Yeni Türkiye”nin güçlü bir istihbarat teşkilatına sahip olacağı savını ilk gündeme getiren de AKP iktidarıydı ve MİT şimdi gerçekten de yeni bir yönetimle yola devam ediyor. Bu kapsamda en az iki düzeyde yaşanan gelişmeyi gözlemleyebiliyoruz. İlki, MİT merkezli yürütülen kamu diplomasisiyle yapılan imaj değişimidir. MİT, bir istihbarat teşkilatı için, istenenden daha çok sayıda habere konu oluyor. İstihbarat servisleri genelde başarısız olduklarında haber olurlar ama, MİT başarılı bir kampanyayla soğuk, tehlikeli ve karanlık imajını daha ulaşılabilir ve şeffaf bir imaja dönüştürmeyi başardı. Bu şaşırtıcı olsa da MİT “yeni Türkiye”nin oluşum sürecinde ülkenin en güvenilir kurumlarından bir olmaya doğru ilerliyor.  

Erdoğan ve diğer hükümet üyeleri açıklamalarında ve mitinglerde sık sık MİT’e atıf yapıyor ve coşkulu alkışlar alıyorlar. Son olarak, Erdoğan Türkiye Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) lağvedilmesi gerektiğini ve bu kurumun görevlerinin MİT’e devredilebileceğini açıkladı. Muhalefet bu öneriyi şiddetle eleştirse de kamuoyundan büyük bir tepki gelmedi. CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan “TİB’in MİT’e bağlanma girişimi başbakanın dijital Gestapo yaratma girişiminin son halkası” diye konuştu. Bir AKP mitinginde Al-Monitor’a konuşan bir grup kadın ise “Erdoğan MİT’e güveniyor, biz de güveniyoruz” dedi.

İmaj değişimi kademeli ancak etkili bir şekilde gerçekleşti. MİT tarihte ilk kez karakterlerin MİT’te çalıştığı bir tv dizisine bile konu oldu. Gülen hareketi-AKP mücadelesi düşünüldüğünde MİT adeta “Seni öldürmeyen şey güçlendirir” şiarıyla yoluna devam ediyor. Fidan’ın gözaltına alınmaya çalışıldığı dönemi anlatan bir film yapım aşamasında ve bu film eskiden edilgen olan bir kurumun siyasi arenada nasıl etkinlik kazandığını anlatacak.

Fidan’ın liderliğindeki MİT, bilhassa da geçen yıl pek çok “tarihte ilk kez” anına tanıklık etti. Örneğin, Ekim 2013’te teşkilatın kapıları geçmişten ilginç ayrıntılar taşıyan “Casusluk Müzesi” için açıldı. Belki de devletin en az şeffaf olabilecek tek kurumuyken, Teşkilatın kullanıcı dostu internet sitesinde sitenin ziyaretçi sayısına dair istatistikler ve yıllık faaliyet raporları yer alıyor. Hatta kurumsal ve işe alım ilanları da güncellenmiş ve oldukça ilgi çekici görünüyor.

İkinci aşamada ise kurumsal alanda yapılan yeniden yapılandırmalar söz konusu. Şubat 2014’te meclise gelen ancak muhalefetin itirazı nedeniyle yerel seçimlerden sonra yasalaşan yeni MİT kanunuyla teşkilatın yetkileri genişletildi. Teşkilatın sorumluluk alanlarını genişleten kanunla MİT çalışanlarına güçlü bir koruma kalkanı da oluşturuldu.

Bu arada, teşkilatın çalışmalarına ilişkin de önemli kurumsal yapılandırmalar söz konusu. 17 Temmuz’da teşkilatın 6 dairesi için altı farklı logo çalışması yapıldığı ortaya çıktı. MİT’in yalanlamadığı bu haberlere göre teşkilat, ABD’dekine benzer, bünyesinde farklı birimlerin yer aldığı bir istihbarat modeline uygun olarak yeniden yapılandırılacak. MİT daha önce de 2009 ve 2012’de yeniden yapılandırılmıştı.

Şimdi MİT’in bazıları eski bazıları yeni altı ayrı daireye bölünmesi planlanıyor:Stratejik Analiz, Karşı Casusluk, Dış İstihbarat Operasyonları ve Teknik İstihbarat. Bu yeniden yapılandırma ABD örneği açısından doğru yönde bir ilerleyiş olarak görülüyor, ancak tek bir fark var. ABD istihbarat servisleri farklı birimlere bağlıdır, Türkiye örneğinde ise hepsinin MİT’e bağlı olması planlanıyor.

İlginç olan ise hükümet yanlısı basındaki yaygın anti-Amerikancılığa karşın MİT’teki değişimler konusunda Batı bilhassa da ABD’li birimlerle benzerlik kuruluyor. Muhalefet ise teşkilatın Orta Doğu’dakilere benzer siyasi liderlere tamamen itaat eden bir kuruma dönüştüğünü savunuyor.

MİT bu gelişim sürecinde, AKP’nin seçmen tabanını onlar için vazgeçilmez bir kurum olduğuna ikna etmek için medyayla da iyi  ilişkiler kuruyor. Dahası teşkilattaki bu imaj değişiminin, iktidarda kaldığı sürece AKP’nin işine yaracağı da kesin. Ancak AKP yöneticileri kendilerine artık şu soruyu sormalı: İktidarı kaybettiklerinde de bu yeni kurumla gurur duymayı ve memnun olmayı sürdürecekler mi?

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Bağdat Kürtler için Ankara’yla kavgayı büyütür mü?
Fehim Taştekin | | Tem 8, 2020
al-monitor
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
al-monitor
Türkiye’de Rusya’ya güven, ABD'ye güvensizlik azaldı
Ayla Ganioglu | | Haz 30, 2020
al-monitor
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020