Türkiye'nin Nabzı

Ateşkes girişimleri Türkiye ile Mısır’ı karşı karşıya getirdi

By
p
Article Summary
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’yi zayıflatmak mı; yoksa Gazze’deki ateşkes mi daha çok ilgilendiriyor? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği sert operasyonlara öfkeli. Ancak bu krizde yalnız kalan Ankara, akan kanı dindirmeye yönelik çabalara katkı sunamıyor. Bu arada, kriz Türkiye ile Mısır arasındaki gerginliği daha da tırmandırmış gibi görünüyor.

İki ülke arasındaki ilişkiler Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler hükümetini Temmuz 2013’te deviren darbeyle gerilmişti.

Mısır’ın Gazze’de ateşkes sağlanması için başlattığı girişimler de Müslüman Kardeşler ve Hamas’ın yılmaz savunucularından olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın öfkesini artırdı.

Ülkenin şu an bir despot tarafından yönetildiğini savunarak, Kahire’nin rolünü sorgulayan Erdoğan’a göre darbenin mimarı olan Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi, Gazze’yi yalnızca iktidarını meşrulaştırmak amacıyla kullanıyor.

Erdoğan 18 Haziran’da cuma namazı çıkışında gazetecilere şöyle konuştu: “İster Sisi’den gelsin ister İsrail’den gelsin, Sisi taraf mıdır? Sisi kendisi zalimdir çünkü darbecidir. Diğerlerinden farkı yok. Hamas’ın gıda yardım yollarını kapatan odur. Sen Mısır olarak taraf değilsin ki. (...) Taraf Filistin’dir, Gazze’dir. Mısır’a meşruiyet kazandırmaya çalışıyorlar”

Başbakanın Sisi’nin Gazze’de önemli bir rol üstlenmesinden memnun olmadığı açık. Zaten Erdoğan Mısır darbesinden bu yana her fırsatta Sisi’ye çıkışıyor. Erdoğan’ın Mısırlı liderin sadece kendi iktidarını meşrulaştırmak için Gazze’yi kullandığı iddiası ise Ankara’daki kimi diplomatları şu soruya sevk etti: Erdoğan’ı Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’yi zayıflatmak mı; yoksa Gazze’deki ateşkes mi daha çok ilgilendiriyor?

Bu kuşkuların ardında, Ankara’nın Kahire’nin ateşkes çabalarını baltaladığına dair Mısır ve İsrail iddiaları yer alıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükrü 17 Haziran’da Katar ve Türkiye’nin Mısır’ın ateşkes çabalarını baltalamak için kulis yaptıklarını söyledi. İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman da daha önce benzer bir iddiayı dile getirmişti.

Ankara bu iddiaları reddediyor. Ancak Erdoğan, Mısır, İsrail ve Filistin Yönetimi’nin, Hamas’ı baypas ederek kotaracağı bir ateşkes anlaşmasına açıkça muhalefet ediyor. Başbakan ayrıca olası bir ateşkes anlaşmasının Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılmasını da içermesi gerektiğini vurguluyor.

Hamas’ın da tutumu bu yönde. Hareketin Siyasi Büro Şefi Halid Meşal 17 Temmuz’da Al-Monitor’a ambargonun kaldırılmasını kapsamayan hiçbir ateşkes anlaşmasını kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı ise Erdoğan’ın Sisi’ye ilişkin açıklamaları üzerine Türkiye’nin Kahire’deki maslahatgüzarına nota verdi. Türk yetkililerin Mısır’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamaları üzerine 3 Haziran’da da benzer bir durum yaşanmıştı.

Mısır’ın, Ankara’yı ülkenin iç işlerine karışmakla suçlayıp Türkiye’nin Kahire Büyükelçisini sınır dışı ettiği Kasım ayından bu yana iki ülke de birbiri nezdinde büyükelçi düzeyinde temsil edilmiyor.

Mısırlı Bakan, Erdoğan’ın Gazze’deki olası bir ateşkeste Sisi’nin oynayacağı rolün meşruiyetini sorgulayan açıklamalarına da tepki gösterdi. Bu demecin “diplomatik teamüllerin dışında ve kesinlikle kabul edilemez olduğunu” söyleyen Şükrü “Erdoğan’ın bu davranışları Gazze halkının kanını korumaz” dedi.

Al-Montior’un konuştuğu Ankara’daki pek çok diplomata göre, Erdoğan Gazze üzerinden Mısır’ı yalnızlaştırmayı amaçlıyorsa işi oldukça zor görünüyor. Zira diplomatlar bu krizde Sisi’nin Erdoğan’dan daha fazla itibar gördüğünü söylüyor.

Diplomatlar ayrıca Filistin Yönetimi (FY) lideri Mahmud Abbas’ın Ankara ziyareti sırasında FY’nin Mısır’dan ateşkes konusunda yardım istediğini açıkla belirttiğine işaret ediyor.

Abbas Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile düzenlenen ortak basın toplantısında Kahire’nin bu süreçte oynayabileceği role ilişkin soruyu “Mısırlı kardeşlerimizin girişimi bizim talebimiz üzere gerçekleşti” diye yanıtladı.

El Fetih Devrim Konseyi üyesi Büyükelçi Hazem Abu Shanab ise Al-Monitor’dan Walaa Hussein’e 18 Temmuz’da verdiği mülakatta şöyle dedi “Bizler Filistin uzlaşısında ya da Filistin davasına ilişkin siyasi süreçte Mısır dışındaki her hangi bir ara buluculuk rolünü ya da sponsorluğu reddediyoruz” dedi.

Hussein Arap Ligi’nden bir kaynağa atfen şu bilgileri de verdi: “Türk girişiminin Kahire’nin girişiminin yerini alması Mısırlılar için kaygı verici bir durum değil, zira ne El Fetih’in temsil ettiği Filistin Yönetimi’nin ne de İsrail’in bu aşamada başka bir ara bulucu kabul etmeyeceğini biliyorlar”.

Erdoğan’ın Sisi’yi yalnız bırakma çabası gibi görünen girişimlerine bir darbe de Suudi Arabistan’dan geldi. Ahram’ın 19 Temmuz’daki haberine göre Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz Gazze’de ateşkes için Mısır’ın sunduğu plana tam desteğini açıkladı.

Daha da önemlisi ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Gazze’de ateşkes için şu an Kahire’de Sisi ve hükümet üyeleriyle görüşüyor. Bu yoğun diplomasi trafiği Gazze’ye ilişkin çabalarda Türkiye’nin kenarda kaldığını gösteriyor.

Ne var ki, Shanab’ın Al-Monitor’a yaptığı açıklamalar, Ankara’nın bu süreçte ikincil bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor. Shanab Erdoğan ile Abbas arasında geçen hafta gerçekleşen görüşmelerin amacına ilişkin şöyle dedi: “Türkiye’nin çabasını ve Hamas liderleriyle ilişkisini bir avantaja dönüştürmek ve Filistinlilerin, İsrail’in saldırılarını durdurmak için Mısır girişiminin lehinde ortak bir tutuma ulaşmasını sağlamak”.

Bu denkleme göre Ankara’nın, Hamas’a Kahire ve Washington tarafından ortaya konan, FY’den de destek alan ateşkes anlaşması için baskı yapması gerekiyor. Bir diğer öneriye göre ise Ankara Hamas ile Mısır arasında ara buluculuk yapabilir.

Ancak bu iki seçeneğin de zorlukları var. Sadece Mısır’ın çabalarına değil, Hamas’ı baypas ederek ortaya konan ateşkes anlaşmasına da açıktan muhalefet eden Erdoğan, Hamas’ı istemediği bir ateşkese zorluyor görüntüsü vermek istemez. Mısır ile Hamas arasında ara buluculuk için ise Ankara’nın Kahire’yle daha iyi ilişkilere sahip olması ve tarafsız bir tutum benimsemesi gerekir ki böyle bir durum da söz konusu değil.

Erdoğan’ın gelecek ayki cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar İsrail’e, Sisi’ye, ABD’ye, Avrupa’ya ve Arap ülkelerine çıkışlarını sürdürmesi ve Hamas’ın konumunu desteklemesi kuvvetle muhtemel. Zira bu tutum Gazze’deki krizin çözülmesine yardımcı olmasa da içeride destek buluyor.

Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir husus daha var. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun öncülüğündeki bir heyet 21 Temmuz’da Washington’a gidecek. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre temaslarda “ikili, bölgesel ve küresel konular” ele alınacak. Sinirlioğlu’nun başta ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi olmak üzere muhtelif kurumlardaki üst düzey mevkidaşlarıyla bir araya gelmesi planlanıyor.

Washington’un Erdoğan’a ilişkin artan rahatsızlığı düşünüldüğünde, kimileri bu ziyaretin amacını, ABD’li muhataplara seçim döneminde Erdoğan’ın söylediklerinden neyin ciddiye alınıp neyin alınmayacağının anlatılması şeklinde yorumluyor. Bu görüş, Erdoğan’ın birkaç hafta içinde cumhurbaşkanlığına seçilmesi halinde söylemin değişebileceğini ima ediyor.Zira Ankara bölgesel yalnızlığından kurtulup, uluslararası itibarını yeniden kazanmayı amaçlıyor. Ancak Erdoğan’ın bilindik öfkeli mizacı ve beklenmedik çıkışları düşünüldüğünde bu ima temenniden öteye gitmeyebilir. Bunun dışında ise Türkiye-Mısır ilişkilerinde yakın gelecekte bir iyileşme beklenmiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, recep tayyip erdogan, israel, hamas, egypt, abdel fattah al-sisi

Semih İdiz, Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde 30 yıldır diplomasi ve dış politika alanında habercilik yapan İdiz’in köşe yazıları, Hürriyet Daily News ve Taraf gazetelerinden takip edilebilir. Financial Times, The Times of London, Mediterranean Quarterly ve Foreign Policy gibi yabancı yayınlar için de makaleler kaleme alan İdiz, ayrıca BBC World, Amerika’nın Sesi, NPR, Deutsche Welle, El Cezire ve çeşitli İsrail medya kuruluşlarına sıklıkla katkıda bulunmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept