Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilebilir ama kimin Başbakan olacağı belirsiz

Recep Tayyip Erdoğan’ın ardından Başbakanlık koltuğunu kimin devralacağına ilişkin belirsizlik AKP saflarında huzursuzluk yarattı. İngilizceden Türkçe’ye çevrilmiştir.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkish politics, recep tayyip erdogan, presidential system, presidential elections, abdullah gul, akp

Tem 25, 2014

İlk kez halk oylamasıyla yapılacak 10 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki haftadan az bir süre kaldı. Araştırmalara göre, Erdoğan’ın oyların en az yüzde 50’sini alarak seçimlerin galibi olması kuvvetle muhtemel. Erdoğan’ın ardından Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) liderliğine yani Başbakanlığa kimin geçeceği ise belirsizliğini koruyor. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına ciddi yansımaları olacak bu konu parti için hayati önem taşıyor.  

AKP içinde yapılan anketlerde parti liderliği ve başbakanlık için en güçlü aday olarak Abdullah Gül öne çıkıyor. Ancak Erdoğan’ın Gül’ü bu pozisyonda istemeyeceğine dair işaretler de söz konusu.

Bu kapsamda adı geçen bir diğer aday ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu. Ancak AKP içinde Gül kadar desteği olmayan Davutoğlu’nun parti birliğini koruyup koruyamayacağı belirsiz.

Erdoğan, Anayasa’ya uygun olmasa da cumhurbaşkanlığı sırasında yürütme yetkilerini kullanmak istediğini açıkladı. Ayrıca ABD’dekinin aksine kontrol-denge mekanizmalarından azade bir başkanlık sistemine geçmek istediğinin sinyallerini de verdi. Erdoğan’a göre, cumhurbaşkanı halk tarafından seçileceği için “milletin lideri” olacak. Ne var ki, mevcut Anayasa parlamenter sisteme dayanıyor. Yani cumhurbaşkanına bazı yetkiler tanısa da yürütmenin başında başbakan yer alıyor.  

Dolayısıyla, AKP’nin 2015’teki genel seçimlerden güçlü bir zaferle çıkarak yeni bir anayasa için yeterli sayıya ulaşması gerekli. Bu da, partiyi liderlik mücadelesinden uzak tutacak bir ismi gerektiriyor. Ayrıca Erdoğan, başkanlık sistemine geçinceye kadar kendisiyle uyumlu çalışacak bir başbakan arzu ediyor.

Tüm bunlar Erdoğan’ı zorlu bir yolun beklediğini gösteriyor, zira hesaba katılması gereken birçok farklı unsur var. İşler planladığı gibi gitmezse Erdoğan yoluna yetkileri sınırlı bir Cumhurbaşkanı olarak da devam edebilir.

Bu arada tüm gözler Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çevrilmiş durumda. Ancak görünüşe göre Gül, Erdoğan’ın ikinci adamı olmaya hazır ve hevesli değil. Gül’ün Nisan’da geleceğe dair siyasi bir planının olmadığını açıklaması AKP’de şok etkisi yaratmıştı. Bu açıklama bir taraftan Gül’ün cumhurbaşkanlığına yeniden aday olarak Erdoğan’ın adaylığını gölgelemeyeceği, bir taraftan da Erdoğan’ın emrine amade bir başbakan olmaya istekli olmadığı şeklinde yorulanmıştı.  

Gül’ün bu açıklamasının ardından AKP’de yeni bir lider arayışı başladı ama şu ana kadar bir sonuç çıkmadı. Gül’ün siyaseti tamamen bırakmayabileceğine ilişkin yeni açıklamaları ise parti içindeki umutları yeniden yeşertti. 6 Temmuz’da verdiği iftar davetinde iş adamlarına seslenen Gül millete hizmete devam edeceğini kaydederek, şöyle konuştu: “Merak ettiğiniz bugünkü durum için şunu söyleyebilirim; bundan sonraki görevlerim için millet ne derse o olur. Millete hizmete devam edeceğim.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Gül’ün ardından Hürriyet’e yaptığı açıklamada Ekim’deki AKP kongresine işaret ederek, “Parti, teşkilat isterse, istişareler Abdullah Gül derse, elbette Sayın Gül bu talebi geri çevirmez” dedi.  

Ne var ki, bu açıklamaların birkaç gün ardından Erdoğan’ın bu seçenekten memnun olmadığına dair sinyaller gelmeye başladı. Yeni Şafak’ın Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi liderlik meselesinin AKP’de ciddi bir rahatsızlığa yol açtığını yazdı. Selvi kanaatini üstü kapalı bir şekilde şöyle açıkladı: “Ben Erdoğan'ın şimdiye kadar ki çizdiği gelecek vizyonunda birinci önceliğinin Abdullah Gül olduğu sonucuna varmadım”.

Erdoğan’ın parti liderliğine ilişkin AKP içinde ve dışında yapılan spekülasyonlardan oldukça rahatsız olduğunu belirten Selvi bu kritik sürecin sancısız atlatılamayacağını kaydetti. Selvi’nin Erdoğan kampına yakınlığı düşünüldüğünde, bu yazının Başbakan’ın rahatsızlığını yansıttığı yorumları gecikmedi ve parti kanadından kimse Selvi’nin iddialarını yalanlamadı. Artık pek çok kişi AKP içinde bir liderlik mücadelesi olduğuna inanıyor.  

Erdoğan ise geçen günlerde liderlik meselesine dair parti içindeki gerginliği yatıştırmaya yönelik kimi açıklamalarda bulundu. Erdoğan cumhurbaşkanlığı sırasında başbakanlık makamıyla nasıl bir çalışma içinde olacağının sinyallerini de verdi.

21 Temmuz’da bazı gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelen Erdoğan kafasındaki cumhurbaşkanlığı modelinin Anayasa’ya aykırı olmadığını söyledi. Erdoğan halk oyuyla seçilen cumhurbaşkanının siyasi açıdan daha etkili olacağını belirtse de bunun Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapmak anlamına gelmediğini de ekledi: “Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu'nu belli aralıklarla toplamıyor mu? topluyor, başkanlık ediyor. Bakanlar Kurulu'yla da belli aralıklarla böyle toplanılır. Başbakan’la, Bakanlar Kurulu'yla konuşur, görüşürüz, belli aralıklarla toplanılır. Bu da Anayasa'ya aykırı olmaz” 

Erdoğan faal bir cumhurbaşkanı olma niyetini Hatay ziyareti sırasında da tekrarladı: “Ben kalkıp da başbakanlık makamına gelecek arkadaşımı zayıflatamam ki... O da seçilmiş bir başbakan. El ele verip yürüyeceğiz.”

Ancak seçilmiş bir cumhurbaşkanı ile seçilmiş bir başbakanın birbirinin ayağına basmadan çalışacağını öngören bu senaryo oldukça naif duruyor. Siyasi gözlemcilerin çoğu bu tür bir hükümetin nasıl işleyeceğini kafasında netleştiremiyor.

Sonuçta, AKP’nin Anayasa’yı değiştirecek gücü bulamaması da büyük bir olasılık. Zira artan iç sorunlar ve dış politikadaki biz dizi sendeleme AKP’ye cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bile oy kaybettirebilir. Bu durumda Erdoğan, cumhurbaşkanı seçildikten sonra kendisini bir yıllık siyasi bir belirsizliğin içinde ve hayallerinden uzak bir noktada bulabilir. Seçimlere iki haftadan az bir süre kala Erdoğan’ın karşısındaki en büyük açmaz budur.  

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021
Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Şub 11, 2021
İsrail Türkiye’nin yumuşama sinyallerine hâlâ soğuk
Rina Bassist | | Şub 8, 2021
Kafkasya’da tüm yollar Rusya’ya mı çıkıyor?
Fehim Taştekin | Rus etkisi | Oca 15, 2021

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
al-monitor
Dış borç ve cari açık için 200 milyar dolar aranıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Şub 19, 2021
al-monitor
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021
al-monitor
Türkiye’de halk darbeler için ABD’yi suçluyor
Ayla Ganioglu | | Şub 18, 2021