Irak'ın Nabzı

Irak'taki “Sünni” isyanında IŞİD ile diğer gruplar ayrışıyor

By
p
Article Summary
Sünni bölgelerden hükümet güçlerini büyük ölçüde çıkaran IŞİD ve diğer Sünni gruplar, bir sonraki aşamanın ne olması gerektiği konusunda çok yakında ayrılığa düşecektir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ile Irak eski cumhurbaşkanı yardımcısı İzzet El Duri liderliğindeki Nakşibendi Ordusu’nun 21 Haziran’da çatıştığına dair haberler kimse için sürpriz olmadı. Irak’ın Sünni kentlerinde Irak ordusuyla savaşan silahlı grupların bu bölgelere hâkim olması ve işlerin bir nebze yatışması ile birlikte aralarında kavga çıkması zaten bekleniyordu.

Basında çıkan haberlerde Kerkük vilayetindeki El Riyad, El Reşat ve Havice’de yaşanan son çatışmaların bu bölgelerin IŞİD’e biat etmeyi reddetmesi nedeniyle çıktığı belirtiliyor. Ancak Al-Monitor’un konuya vakıf kaynaklardan edindiği bilgiye göre IŞİD, Havice’deki El Ubeyde aşiretine önderlik eden El Asi ailesi başta olmak üzere bölgenin nüfuzlu bazı aşiret liderlerini öldürmeye çalıştı ve çatışma bunun üzerine patlak verdi.

Bu olay şunu gösteriyor ki geçtiğimiz aylarda Felluce’deki çatışmalarda yeniden varlık göstermeye başlayan silahlı Sünni gruplar ile İŞİD arasındaki geçici ittifak, kırılgandır ve her an patlayabilir.

IŞİD, Sünni gruplar, aşiretler, din adamları ve siyasetçiler tek bir ortak ana amaca sahip: Sünni şehir ve kasabalarda merkezi hükümetin kontrolünü sona erdirmek. Bu farklı kesimleri birleştiren unsur, Irak hükümetinin uygulamalarına karşı bir yılı aşkındır devam eden Sünni gösterilerinde dile getirilen şikâyetlerdir.

Ne var ki söz konusu ortak amaca ulaşılınca ve kazanılan zaferler Felluce, Musul ve Tikrit’ten Diyala ve Kerkük’e doğru yayılmaya başlayınca geleceğin nasıl olması gerektiği son derece çetrefilli bir hâl alıyor.

Sünni gruplarla aşiretlere mensup savaşçıların Havice katliamının ardından nisan 2013’te kurduğu askeri konseyin önemli bir ismi, Sünni savaşçılar ile IŞİD arasındaki ayrılıkların patlayıp su yüzüne çıkması ihtimalini açıkça kabul ediyor. Ancak bu ayrılıkların özü, ideolojik olmaktan ziyade son askeri hamlelerin hedefleriyle ilgilidir. Gözlemcilere göre Sünni gruplar, değişimin güç kullanarak sağlanması gerektiği konusunda mutabık olsa da birbirinden çok farklı hedeflere sahipler. Şöyle:

  • IŞİD, Irak’tan Suriye’ye kadar uzanan bir devlet kurmak istiyor. Örgüt, mevcut Irak sınırlarını koruyan hiçbir siyasi çözüme müsaade etmeyeceği gibi başka silahlı gruplar ile siyasi partilerin Irak’ın Sünni bölgelerini yönetmesine izin vermeyecek. IŞİD, çıkarlarını savunmak adına kanlı bir savaşı yürütmeye hazır olacak, tıpkı Suriye’de Nusra Cephesi ve Özgür Suriye Ordusu ile savaştığı gibi.

  • Mücahidin Ordusu ve Ensar El Sünna gibi Selefi gruplar, IŞİD’in hedeflerini paylaşıyor olabilir. Ama Suriye topraklarına uzanmayan, Irak sınırları içinde bir Sünni çözümü benimsemeye daha yakınlar. Selefiler, bağımsız bir Sünni devletin kuruluşunu temin eden bir çözüme destek verebilir.

  • Müslüman Kardeşler (Irak Hamas’ı) gibi gruplar, İslami Parti’yle yakın ilişkilere sahip. Bu kesim, Bağdat’taki merkezi hükümete bağlı. Ama askeri, hukuki ve ekonomik konularda bağımsız olan, Kürdistan Bölgesi’ne benzer bir Sünni vilayetin oluşturulmasını destekliyor.

  • İslami Ordu, 1920 Devrimi Tugayı ve aşiret savaşçılarından oluşan birbirinden farklı kimi gruplar – bunların arasında Selefiler, milliyetçiler ve eski ordunun subayları var – Irak’ın bölünmesine ve Sünni bir vilayetin kurulmasına karşı çıkıyor. Bu kesimler, Sünni bölgelerin kimliğini güvenceye alacak bir siyasal değişim istiyor.

  • Nakşibendi Ordusu gibi Baas Partisi’ne bağlı Baasçı gruplar, Irak’ta Baas yönetimini yeniden tesis etmek istiyor.  Onlara göre Irak’ı şu an İran yönetiyor ve mevcut yönetimi devirip yerine yeni bir düzen kurmanın dışında bir çözüm yok.

Bu denli ayrı hedeflere sahip güçler, nihai bir çözüm üzerinde asla uzlaşamaz. Ancak silahlı bir isyanda anlaşabilirler ki şu an fiiliyatta olan da budur.

Grupların bu farklı hedefleri, Sünni bölgelere ilişkin siyasi, bölgesel ve uluslararası düzeyde kabul görecek herhangi bir çözümün – bağımsız bölge, Bağdat’la konfedere ilişki içinde bir devlet, tüm vilayetlerin bölge olması, âdemi merkezi vilayetlerin ayrı bölge olmadan geniş yetkilerle donatılması ya da mevcut durumun korunarak Bağdat’ın Sünni halkın taleplerini karşılayacak siyasi, yasal ve anayasal reformlar yapması – kaçınılmaz zorluklarla karşılaşacağını gösteriyor.

Önümüzdeki günlerde Irak’ta, bilhassa Irak krizinin yansımalarıyla ilgili bölgesel ve uluslararası taraflarca gündeme getirilecek soru şudur: Anlaşmayı kiminle yapacağız?

Doğal olarak çözüm fikirleri, kentlerinin meşru temsilcisi olarak mecliste yer bulabilenler başta olmak üzere geleneksel Sünni siyasetçilerin katkısıyla netleşecek.

Ne var ki mevcut kriz, geleneksel Sünni siyasetçileri aşmış durumda. Bu siyasetçiler, Sünni kesimi kontrol edebilmenin artık çok uzağında. Mevcut koşullarda, sahada faal olan silahlı grupların yelpazesini yansıtacak yeni liderlerin ortaya çıkması beklenir. Sünnileri herhangi bir müzakerede temsil etmek için mücadele edecek bu liderler, çıkacak sonucu etkilemek için fiilen de savaşabilir.

Bugün sorulabilecek temel bir soru daha var: Bölgesel, küresel ve Irak’a dair bir siyasi vizyon ortaya çıkana dek farklı Sünni silahlı gruplar ile IŞİD arasında uzun bir çatışma yaşanacak mı? Yanıt, silahlı eyleme geçilmeden önce Sünniler arasında ne gibi bir anlayış birliğinin oluştuğuna bağlı. Bir sonraki aşamada nelerin yapılacağına dair mutabakat var mıydı, yoksa nihai amaç bir isyan başlatmaktan mı ibaretti?

Büyük olasılıkla silahlı grupların bağlı olduğu Sünni siyasi, dini güçler ve aşiret güçleri, isyan sonrası diyalogun nasıl gelişeceğine dair önceden anlaştı. Eğer durum gerçekten böyleyse belli bir çözüm formülü üzerinde uzlaşmaları mümkündür. Ancak bu grupların IŞİD ile böyle bir anlaşma yapmış olması olası değildir. Sahada en güçlü askeri varlığa sahip olan IŞİD’in diğer Sünnilerle gelecekte böyle bir uzlaşmaya varması ise daha da düşük bir olasılıktır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: sunnis, sunni-shiite conflict, iraq

Mushreq Abbas,  Al-Monitor’un Irak’ın Nabzı bölümüne katkıda bulunan yazarlardandır. 2005’ten bu yana Al-Hayat’ın Irak büro şefi olarak çalışan Abbas,  Irak’ta yaşanan krizler konusunda ulusal ve uluslararası yayınlarda makaleler kaleme almıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept