Rusya ve Orta Doğu

İsrail-Rusya ilişkileri Ukrayna'ya rağmen güçlü

By
p
Article Summary
İsrail ve Rusya, artan stratejik ilişkilerine önem veriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Orta Doğu barış sürecinde "gerçekleri görme" çağrısı yapması ve İsrailli mevkidaşı Avigdor Liberman ile 9 Nisan'da Washington'da yapacağı görüşme, ABD İsrail-Filistin barış anlaşmasına aracılık girişimlerini yoğunlaştıracak mı yoksa geri mi çekilecek sorusunu yeniden canlandırdı.

Ancak, İsrail'in Rusya'yla gelişen ilişkilerinin üzerinde yeterince durulmadı. Bu ilerlemeyi yansıtan son olay, Netanyahu hükümetinin BM Genel Kurulu'nun 27 Mart'taki Kırım kararı oylamasına katılmaması oldu.

Şu sorular özellikle merak uyandırıyor: İsrail'in Rusça konuşan önemli sayıdaki nüfusu, kendi içinde ne kadar birleşik? Rusya’nın Kırım'ı ilhakı, aynı dili konuşan ama ortak bir milliyeti olmayan bir toplulukta ciddi çatlaklara yol açar mı?

BM Genel Kurulu'nun Kırım kararına destek vermeyen bir tek İsrail değildi. Üstelik karar Rusya'nın ilhakını eleştirmedi, hatta Rusya'yı hiç zikretmeden şöyle bir çağrı yaptı: “Tüm devletler Ukrayna'nın ulusal birliği ve toprak bütünlüğüne kısmen ya da tamamen zarar veren eylemlere son vermeli ve bu tür eylemlerden kaçınmalıdır. (…) Hiçbir devlet, uluslararası kurum ve uzman kuruluş, Özerk Kırım Cumhuriyeti ile Sivastopol şehrinin statüsüne ilişkin herhangi bir değişikliği tanımamalıdır.”

Suriye de tahmin edilebileceği gibi, Rusya ve dokuz diğer devletle birlikte hayır oyu kullandı. Mısır ve Irak dâhil 56 ülke çekimser kaldı. İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve ilginç bir şekilde İran da dâhil 24 ülke ise oylamaya katılmadı. Sonuçta tasarıyı Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Libya dâhil 100 ülke desteklerken 93 ülke desteklemedi.  

İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın kısa süre önce greve gitmesi, oylamaya katılmamak için makul bir bahane sunmuş olsa da grev tek başına İsrail'in kararını izah etmekte yetersiz görünüyor. Neticede İsrail'in New York'taki BM Temsilciliği'nden hiç kimse oylamaya gidemiyorsa Dışişleri Bakanlığı, merkezden bir kişiyi görevlendirebilirdi. İsrail hükümetinin Rusya'nın Kırım'ı işgaline karşı net bir tutum almaktan çekinmesi, bu açıdan daha önemli görünüyor. Rus birliklerinin Kırım'a girmesinin birkaç gün ardından yapılan yumuşak açıklama da bunu yansıtıyor. Açıklamada yalnızca İsrail'in "Ukrayna'daki gelişmeleri büyük bir kaygıyla izlediği” ve “Ukrayna'daki krizin diplomatik yollarla ele alınıp barışçıl şekilde çözülmesini beklediği” belirtilmişti.

Komşu devletlerin topraklarına giren bir ülke olarak İsrail, Rusya'nın eylemlerini eleştirmek için güçlü bir pozisyonda olmayabilir. Ancak İsrail hükümeti, Kırım nedeniyle Moskova'yla karşı karşıya gelmek konusunda esasen gönülsüz görünüyor. Tarafların iş birliğine dayalı ilişkisi düşünüldüğünde bu, mantıksız değil. Bu iş birliğine dayanak teşkil eden birkaç unsur öne çıkıyor. Öncelikle, İsrail’de Liberman’ın da temsilcisi olduğu önemli sayıda ve siyaseten etkili olan bir Rusça konuşan nüfus var. Kısa süre öncesine kadar İsrail hükümetinde Sovyet sonrası dönemde gelen dört Rus bakan vardı. İki ülkenin ekonomik ilişkileri, plan aşamasındaki serbest ticaret anlaşması dâhil artıyor. Turizm ilişkileri de önemli: Rusya geçen yıl İsrail’i ziyaret eden 600 bin turistle, İsrail'in ABD'den sonraki ikinci büyük turizm kaynağı. Son olarak, her iki taraf da İslamcı terörizmle mücadelede sert yöntemler kullanıyor ve Rusya’nın Çeçenistan savaşlarında da görüldüğü üzere bu konuda birbirine zımnen destek veriyor. Vladimir Putin, İsrail’e devlet başkanı olarak iki kez giderek ABD Başkanı Barack Obama'nın ziyaret sayısını ikiye katladı. Tabi, Putin'in başkanlık süresi de Obama'nınkini ikiye katlamış durumda.

Bu bağların bir diğer yansıması olarak İsrail, 2008'deki Rusya-Gürcistan savaşında Moskova'nın hassasiyetlerine saygı göstererek, Gürcistan'la silah ticaretini durdurdu. İsrail'den silah alımını kotaran dönemin Gürcü Savunma Bakanı Davit Kezeraşvili'ydi. Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Tiflis'te doğan Kezeraşvili önce Rusya'ya, 1992'de de İsrail'e göç etmiş ve ardından yine Gürcistan'a dönmüştü. Ticaretin kesilmesinden önce İsrail Gürcistan'a başka teçhizatın yanı sıra insansız hava araçları ve roketatarlar tedarik etmişti.

2009’da devrin Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in, anlaşması imzalanan S-300 füzelerinin İran'a teslimatını askıya almasında da İsrail'in bu uzlaşmacı tavrının etkili olduğu yaygın bir görüş.

Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ise İsrail'i birkaç açıdan sıkıntılı bir pozisyona sokuyor. Uluslararası anlamda İsrail'in Rusya'yla ilişkileri değerli, ama Ukrayna ile ilişkileri de önemsiz değil. Rusya da Ukrayna da İsrail'in büyük ticaret ortakları sayılmaz, ama İsrail'in Ukrayna'yla ticareti Rusya'yla olan ticaretinin çok da gerisinde değil. Ukrayna'yla ticaret, Kiev'in lehine olsa da son dönemde hızlı bir şekilde artıyor. Tarafların birkaç yıldır müzakere ettiği serbest ticaret anlaşmasının son tur görüşmeleri kasım 2013'te yapıldı. Ayrıca Ukraynalı turist sayısı Rusların dörtte biri kadar olsa da Ukrayna, İsrail’in başlıca turizm kaynaklarından biri.

Bunun yanı sıra, dağılan Sovyetler Birliği'nden İsrail'e gelen göçmen nüfus yekpare bir yapı değil. Aslına bakılırsa İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, İsrail'e 1990-2012 yılları arasında Ukrayna’dan gelen göçmenlerin sayısı Rusya’dan gelenlerden fazla. Bu süre zarfında Ukrayna'dan 165 bin 901, Rusya'dan ise 143 bin 998 göçmen gelmiş. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki 1990-1999 yılları arasında gelenlerin büyük bölümü, dağılan Sovyetler Birliği’nin hangi cumhuriyetinden olduklarını belirtmemiş. Göç dalgasının doruk noktasına ulaştığı 1990-1991 yıllarında ise Rusya ile Ukrayna henüz bağımsız devletler olarak ortaya çıkmamıştı.

Sovyetlerin yıkılmasının hemen ardından İsrail'e gelen hemen hemen tüm göçmenler, doğal olarak ana dil veya ikinci dil olarak Rusça konuşuyordu. İbranice bilmeyen bu büyük topluluk için Rusça ortak dildi ve onları birleştiren bir unsur oldu. Ne var ki Rusça konuşmak, Sovyetler Birliği zamanında bile diğer ulusal kimlikleri yok edememişti. İstatistik Kurumu internet sitesinde göçmenlerin dillerine dair veri yayımlamıyor, ama Ruslar ve Rusça konuşan Ukraynalı göçmenler muhtemelen göçmenler arasında ezici bir çoğunluk oluşturuyor. Yine de farklı göçmen grupları arasında farklı hissiyatlar söz konusu. Buna örnek olarak Rusça yayın yapan İsraland haber sitesinde yakın zamanda çıkan imzasız bir haber gösterilebilir. Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda da “Kırım senaryosunu” uygulama peşinde olduğunu belirten bu haberde “ayrılıkçıların Donetsk Oblast’ın Rusya Federasyonu’na bağlanması konusunda tamamen kanunsuz bir referandumun yapılmasını istediği” belirtiliyor. Bu satırlar, Rusça yazılmış olsa da Moskova dostu bir görüşü ifade etmiyor.

İsrail, Kırım'ı ilhakından dolayı Moskova'yı eleştirmekten kaçınsa da Kremlin'in eylemini meşrulaştırmak için kullandığı söylem – Ukrayna’da neofaşist ve antisemitist milliyetçi güçlerin tehlikeli yükselişi – İsrail’den ancak asgari ölçüde destek gördü. Nitekim İsrail’deki Kudüs ve Diaspora İlişkileri Bakanlığı’nın 2013 küresel antisemitizm eğilimleri raporu, Ukrayna ile Rusya'daki antisemitist akımlar arasında pek bir fark ortaya koymuyor. Raporda şöyle deniliyor: “Rusya ve Ukrayna'da özellikle belirgin hâle gelen antisemitist propaganda eğilimi, iktidardaki kişilerle medyanın ifadeleri ve Yahudi mekânlarına yönelik saldırılar, yerel cemaatler için günlük hayatın bir parçası hâline gelirken, İsrail'in konumu ve eylemlerine ilişkin Batı'da olağan olan tartışmalar burada yapılmıyor.”  

Eski Sovyetler Birliği'ndeki Yahudi liderler de Ukrayna'daki antisemitizme ilişkin hararetli bir tartışmanın içinde. Örneğin Rusya’nın baş hahamı Berel Lazar, Rusya’nın Kırım’ı işgalini eleştiren Ukraynalı Yahudi liderleri kınadı.

Yürütme kurulunda iki Rus ve üç Ukraynalı üye bulunan Dünya Yahudi Kongresi de tartışmaya katılarak, hem Ukrayna'daki milliyetçilikten hem de Ukrayna’daki antisemitizme dair “abartılı anlatılardan” endişe duyduğunu açıkladı.

Eski Sovyetler Birliği'ndeki Yahudi cemaatlerin ve hatta İsrail'deki Rusça konuşan kesimlerin görüş ayrılıkları, İsrail'in Moskova ile olan genel iş birliğini rayından çıkarması beklenmiyor. Zira bu ilişkiler, İsrail’e yalnızca ikili düzeyde değil, stratejik anlamda da fayda sağlıyor.

İsrail açısından, Rusya'nın Orta Doğu'da Suriye, İran, Filistinliler ve giderek artan şekilde Mısır’la sahip olduğu bağlar öyle bir boyutta ki Rusya, durduk yere rahatsız edilmek bir yana kolayca göz ardı bile edilemez. Ukrayna krizi, İsrail'in Moskova ile ilişkilerini şüphesiz ki kolaylaştırmıyor, İsrailli yetkililer de muhakkak ki bu krizin bir an önce bitmesini umuyor. 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: vladimir putin, tourism, syria, russia, israel

Paul J. Saunders, Center for the National Interest isimli düşünce kuruluşunun icra direktörüdür. George W. Bush’un başkanlığı sırasında Dışişleri Bakanlığı’nda kıdemli danışman olarak görev yapmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept