İran, İsrail ve jestler siyaseti

By
p
Article Summary
İranlı ve İsrailli yetkililer, uluslararası toplantılarda birbirilerinin konuşmalarını dinlemeye başladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Bugünlerde, gergin İran-İsrail ilişkilerinde görmeye alışık olmadığımız bir şeye şahit oluyoruz: İki tarafın karşılıklı olarak birbirine jest yapması.

İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya'alon, 2 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in katıldığı bir paneli izledi. İzlemekle de kalmadı, Zarif’in diğer panelistlerle birlikte oturduğu podyumun sadece birkaç metre ötesindeki ön sırada oturdu. Times of Israel muhabiri Raphael Ahern’in belirttiği gibi bu olay, yeni bir stratejiye işaret ediyor. Zira “daha dört ay önce Başbakan Benjamin Netanyahu, BM’deki İsrail heyetine, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Genel Kurul konuşması sırasında salonu terk etme talimatı vermişti.”

Bana sorarsanız, Ya’alon’un Netanyahu’nun onayı olmaksızın panelde kalmış olması, sıfır ihtimal.

Sıradaki soru şuydu: İsrail bir iyi niyet gösterisinde bulunduğuna göre İran buna karşılık verir mi, verirse ne zaman verir?

Ne var ki İsrail’in bu ince jest oyununda zaten İran’ın gerisinde kaldığı ortaya çıktı.

Çoğu İsraillinin “ılımlı Arap devletleri” arasında gördüğü Kuveyt, 18-19 Ocak’ta Abu Dabi’de düzenlenen yenilenebilir enerji konferansını boykot etme kararı almıştı. Sebep? Su ve Enerji Bakanı Silvan Şalom başkanlığında bir İsrail heyetinin toplantıya katılıyor olması.

Oysa İran konferansa katıldı. Bununla da kalmadı. Şalom konuşma yaptığı sırada İran heyetinin kıdemli üyeleri salonun arka tarafına geçerken İran Enerji Bakanı Hamid Çitçiyan, İsrail heyetinin birkaç metre ötesinde toplantı masasında oturmaya devam etti. Bu ender olayın fotoğrafı, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinin Farsça sayfasında yayımlandı.

İran söz konusu olunca, her zaman olduğu gibi nüanslara bakmak lazım. Bakanın masada kalışı, göz ardı edilmemesi gereken bir değişim sinyaliydi. İran’ı temsil eden hiçbir görevli -- intihara meyilli değilse – en tepeden onay almadan böyle bir riski göze almaz.

19 Ocak’taki Abu Dabi toplantısında İsrailli bakan konuşurken bir İranlı temsilci masada kaldı. 3 Şubat’ta İran Dışişleri Bakanı’nın konuştuğu bir toplantıda ise İsrail’in en kıdemli siyasetçilerinden biri ön sırada oturdu. İsrail İran’ın önceki iyi niyet jestine ilgiyle karşılık mı veriyordu? Muhtemelen öyle. Ben Caspit’in Al-Monitor’da yazdığı gibi, İsrail güvenlik teşkilatında kimi yetkililer, Ruhani’nin göreve gelmesinden bu yana İran’da meydana gelen değişimi “tarihi” olarak tanımlıyor. Çok muhtemeldir ki İsrail hükümeti, İran’ın ince iyi niyet jestini karşılıksız bırakmak istemedi.

İyimserlik havasını artıran bir gelişme daha oldu. Ya'alon’un Zarif’in katıldığı paneli ön sırada izlemesinden bir gün sonra İran Dışişleri Bakanı, Alman televizyonuna verdiği mülakatta Yahudi Soykırımı’nı tanıdı ve onu “korkunç bir trajedi” olarak niteledi. Zarif devamında da Filistinlilerle İsrail arasında bir barış anlaşmasına varılırsa İran’ın İsrail’i tanıyıp tanımama konusunda bağımsız bir karar vereceğini söyledi. Yani İran İsrail’i tanıyabilir de, tanımayabilir de. Ancak bu beyan bile başlı başına bir değişim sinyali. Bugüne dek dışişleri bakanı düzeyindeki hiçbir İranlı yetkili, İran’ın İsrail’i tanıma ihtimalini içeren bir olasılığa işaret etmemişti. İran’ın eski reformcu cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi bile bunu yapmamış, İran’ın İsrail’i “asla” tanımayacağını 2001’de açıkça beyan etmişti. Zarif’in bu sözleri nedeniyle meclise izahat vermeye çağırılabileceği bildiriliyor.

Gelinen aşamada sorulması gereken iki önemli soru var. Birincisi, İran hükümetini İsrail’e karşı bu yeni tutumu benimsemeye iten nedir? İkincisi, de bu değişim geçici mi yoksa kalıcı mı?

Birinci sorunun yanıtı, İran’ın şu an Suriye’de karşılaştığı zorluklarla ilgili olabilir. ABD eski dışişleri görevlisi Frederick Hof’un, Kuveyt medya kuruluşu Al Rai tarafından 1 Şubat’ta yayımlanan açıklamasına göre, “Tahran başlıca düşman olarak İsrail veya ABD’yi değil, Suudi Arabistan’ı görüyor.” Al Rai’ye göre Hof’a bunu bizzat İranlı yetkililer kapalı bir toplantıda söylemiş. Hof, kendisine ayrıca şunun da söylendiğini aktarıyor: Suudi Arabistan’ın isyancılar lehine Suriye iç savaşına müdahil olması, Tahran açısından “stratejik bir tehdit” teşkil ediyor.

İran şu an Suriye’de Suudi Arabistan’a karşı bir vekâlet savaşı yürütüyor. İranlı karar vericiler, acil önem arz eden düşmana, yani bu durumda Suudilere odaklanmaya karar vermiş olabilir. Bunu için de İran’ın sadece ABD’yle değil, İsrail’le de gerilimi düşürmeye çalışması gerekir. Kaldı ki Al-Monitor’da daha önce yazdığım gibi, İsrail’le İran’ın Suriye’de bir dizi ortak menfaati bulunuyor.

İran’da görülen değişimin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu henüz belli değil. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile Devrim Muhafızları’nın yönettiği rejimde çoğunluğu temsil eden tutucular, İsrail karşıtlığını yaygın biçimde desteklemeye devam ediyor. Rejim, Ruhani’nin başında bulunduğu hükümetten çok daha güçlü. Gördüklerimiz, İran’ın Suriye’deki sorunları çözülene dek hükümet ile rejimin geçici, taktiksel bir manevrasından ibaret olabilir.

Ya da yeni bir stratejiyi görmek üzere olabiliriz. Buna göre Hamaney, tutucuların desteğini korumak için İsrail’e saldırmaya ve Yahudi Soykırımı’nı inkâr etmeye devam ederken, İran’ın dışarıdaki konumunu güçlendirmeye çalışan hükümet, Yahudi Soykırımı’nı tanıyıp ince ince iyi niyet mesajları vermeye çalışacak.

İran’ın İsrail siyasetini değiştirmeye çalışanları cesaretlendirmek için dışardan da yapılabilecek şeyler var. Her şeyden önce, İran’ın hiçbir iyi niyet jesti -- ne kadar küçük veya belirsiz olursa olsun -- karşılıksız kalmamalı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: moshe ya'alon, israel, iran, hassan rouhani, foreign policy, diplomatic relations, benjamin netanyahu, anti-zionism

Meir Javedanfar, Ortadoğu konularında uzman, İran asıllı İsrailli bir yorumcudur. Javedanfar, Herzliya Disiplinlerarası Merkezi’nde güncel İran siyaseti dersleri vermektedir. Twitter hesabı: @meirja

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept