Suriye'nin Nabzı

Varil bombaları Doğu Halep’ten toplu kaçışlara yol açıyor

By
p
Article Summary
Suriye rejiminin Doğu Halep’te varil bombalı saldırıları devam ederken, muhalif güçlerin ve korku dolu halkın bölgeden kaçışını birinci elden anlatan bir tanıklık. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

HALEP, Suriye — Rejimin Halep’teki taarruzu, çok tartışılan varil bombalı saldırılarla yeni bir şiddet seviyesine ulaştı. Saldırılar esasen kentin isyancıların elinde bulunan doğu kısmını boşaltmayı amaçlıyor. Bu, masum insanları katleden, sakat bırakan dehşet verici bir taktik. Ayrım gözetmeden gerçekleştirilen yoğun bombardımanlar, savaş suçu teşkil edebilir. Halep için mücadele tam anlamıyla başlamış olsa da beklenen topyekûn taarruz henüz gerçekleşmiş değil. Şu an yapılan, dikkatlice planlanmış, zamana yayılan, savaş alanında ve savaş alanı dışında değişen koşullardan, yani Cenevre görüşmelerinin kesilmesi ve isyancıların iç çatışmasından istifade eden taktiksel bir operasyon.

Rejim kuvvetlerinin şehri ve civar kasabaları geri alma harekâtı, yavaş ama emin adımlarla ilerliyor, kuzey ve kuzeydoğuda Türk sınırı boyunca isyancıların tuttuğu bölgelerin hayati bağlantıları delik deşik oluyor. Elemanları Nayrab Filistin mülteci kampından gelen Kudüs Tugayı ve çoğunlukla yerel Sünni aşiretlerden oluşan Ulusal Savunma Güçleri (USG) gibi yerel milis gruplarının yanı sıra Hizbullah ile Iraklı Şii Ebu Fadıl El Abbas Tugayı gibi yabancı milisler, rejimin bu harekâtına destek veriyor.

Halep’teki gidişat, belirgin şekilde rejim lehine değişmiş durumda. Oysa hükümetin birkaç defa şehri kaybetmenin eşiğine geldiği bir sır değil. Rejim bilhassa isyancıların batı yönünde ilerleyişini durduramamış, Halep’in tek ikmal yolu olan Şam otobanı ile Kanaser askeri ikmal güzergâhını kesen felç edici kuşatmayı kaldıracak gücü gösterememişti.

Ne var ki bir kısmı planlı bir kısmı tamamen şans eseri gelişen bir dizi olay, isyancıların ivmesini keserek şehirdeki kontrollerini yavaş yavaş zayıflattı. Durumu rejim lehine çeviren kişi olarak, Halep’teki askeri harekâtın başı ve varil bombalı saldırı stratejisinin mimarı Nimer (Kaplan) lakaplı Tuğgeneral Süheyl El Hasan biliniyor. Hasan’ın zaferler zinciri, Kasaner askeri güzergâhını ele geçirmesiyle başladı. Bu hamleyle isyancıların Batı Halep üzerindeki baskısı kaldırıldı. Hasan, daha sonra stratejik önemdeki Sifire kasabasını geri alarak rejim güçlerinin Doğu Halep’e ve Halep civarındaki başka stratejik bölgelere yönelmesini sağladı. Böylece durum, kendi iç çatışmaları ve yozlaşmayla boğuşan isyancıların aleyhine dönmüş oldu.

Gerçekten de rejimin son dönemdeki zaferlerine en çok İslami Cephe ile El Kaide’nin şubesi Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) arasında yaşanan şiddetli ve kanlı iç çatışmalar yardımcı oldu. Bu çatışmalar o denli yoğun ve amansızdı ki rejim karşıtı grupların gücünü ve moralini çökertti. Katar destekli Liva El Tevhid gibi bir zamanların güçlü grupları soldu ve ilerleyen rejim güçlerinin önünden çekildi. Karizmatik komutanı Abdülkadir El Salih’i geçen kasımda bir rejim saldırısında kaybeden Liva El Tevhid, zaten epey zayıflamıştı. Aslına bakılırsa, isyancı gruplar arasında rejime direnme ve son açılan cephelerde savaşma gücüne sahip bir tek radikal İslamcılar kaldı. Doğudaki Marce bölgesinin hemen dışındaki Azize kasabasını, yaşamsal önemdeki Şeyh Nacar sanayi bölgesini, Halep’in tarihi kesimini ve Halep merkez hapishanesini müdafaa edenler hep El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi militanları ile İslami Cephe’nin içinde yer alan Selefi Ahrar El Şam mensupları.

Doğu Halep’ten kaçan insanların yaydığı söylentiler, ılımlı isyancılar ile onların iç ve dış destekçilerini iyice kaygılandırıyor. Buna göre, kimi isyancılar, silah bırakıp Halep’teki mevzilerini terk ediyor ve hâlâ fırsat varken Türkiye’ye kaçıyor. Esasen Halep’te hâlen savaşmaya devam edenler bir tek radikal İslamcılar, yani ılımlı Suriye muhalefetine destek verenlerin üstün çıkmasını istemediği gruplar.

Ne yazık ki şehri bir tek isyancılar değil, halk da terk ediyor, hem de akın akın. Yüz binlerce insan evlerini bırakıp kaçmış durumda. Bu, belki de bölgenin yakın tarihinde bir şehrin en büyük toplu tahliyesi. Geride kalmayı seçenler ise dinmeyen varil bombalarının hiddetiyle karşı karşıya. Halep’in doğu ve batısı arasındaki tek geçiş noktası Bostan El Kasr’ı kısmen kapatan rejim güçleri, rejim bölgelerinden çıkışlara izin verirken girişlere müsaade etmiyor. Yani ikiye bölünmüş bu şehrin bir kesiminden diğerine geçmek isteyen bir kişi, 300 kilometrelik bir yolculuk yapmak zorunda. Batıya bir şekilde geçebilenler ise isyancılara yardım edenleri ortaya çıkarmaya yönelik sıkı kimlik kontrolleri ve aramalardan geçmek durumunda.

Şehrin doğu tarafından gelen genç erkekler, askerliklerini tamamladıkları ya da tecil ettiklerini gösteren belgelere sahip değillerse orduya alınmak üzere askeri otobüslere dolduruluyor. “Uyuyan hücre” ve silah zulaları arayan rejim güçleri, kaçan insanların yerleştiği evlere sık sık baskınlar düzenleyip aramalar yapıyor. Durum böyle olunca Halep halkının çoğu, rejimin güvenlik aramalarını göze almaktansa Türkiye’ye ya da civar kasabalara gitmeyi tercih ediyor.

Bostan El Kasr’ın hemen arkasında bulunan isyancıların elindeki Fardos Mahallesi’nden kaçan Mahir, geçenlerde evini görmek için geri gitmiş. Karşılaştığı manzarayı Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “İçinde büyüdüğüm mahallemi zar zor tanıyabildim. Her tarafı toz toprak ve moloz kaplamış, her tarafta araba ve bina enkazları… Her yer ıssızlaşmış. Ne bir açık dükkân ne de bir sokak satıcısı var. Herkes gitmiş, geriye bir tek sokak köpekleri ve çöpler kalmış.”

Ayşe, Bostan El Kasr’dan kaçanlardan bir diğeri. Şu an yaşlı annesi ve kız kardeşiyle birlikte Hamdaniye banliyösünün dışındaki toplu konut bölgesinde derme çatma bir yerde yaşıyor. Ayşe, yaşadıklarını Al-Monitor’a şöyle anlatıyor: “Bombardımanlarda öleceğiz diye korkup kaçtık. Bombalar, hiçbir uyarı yapılmadan her yere düşüyordu. Tam bir korku filmi gibiydi. İsyancıların havan topları da bazen hedef şaşırıp insanların evlerine isabet ediyordu. Daha fazla dayanacak hâlimiz kalmamıştı. Geçiş noktasına ulaştığımızda büyük bir kalabalık vardı. Acil durumlar dışında insanların geçmesine izin vermiyorlardı. Rüşvet vererek geçebildik.”

Mahir ile Ayşe’nin sesleri ve çektikleri sefalet, savaşan taraflar arasında uçuşan iddia ve suçlamaların arsında kaybolup gidiyor. Rejim, sadece isyancı mevzilerini hedef aldığını, isyancıların sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını iddia ediyor. Rejim taraftarları da ateş hattındaki meskûn alanların tahliyesi sayesinde uzun vadede daha fazla can kaybının önlendiğini iddia ediyor. İsyancılar ise rejimin bilerek ve ayrım yapmaksızın sivilleri hedef aldığını, böylece savaşçılara verilen destek için onları topluca cezalandırdığını öne sürüyor. Şu ya da bu olayın sorumlusu kim olursa olsun, Halep’in ve Halep halkının başına gelen felaketten her iki tarafın da sorumlu olduğu aşikâr.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syria civil war, syria, refugees, evacuation, bashar al-assad, aleppo

Edward Dark imzası, Halep’te yaşayan bir Suriyelinin kullandığı mahlastır. Twitter hesabı: @edwardedark

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept