Türkiye'nin Nabzı

Erdoğan interneti hedef alıyor

By
p
Article Summary
Türk hükümeti bazı internet sitelerine girişi engelleyecek bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın internetle arası hiçbir zaman iyi olmadı. Bu aracın toplumu siyasi anlamda harekete geçirmekte ne denli etkili olduğunu kanıtlayan geçen yaz ki Gezi Parkı protestoları da Başbakanın internete yönelik husumetini iyice arttırdı. Basın ve ifade özgürlüğüne olumsuz yaklaşımı nedeniyle halihazırda uluslararası toplumun merceği altında olan Hükümet şimdi de internete yönelik yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarı hangi sitelerin kamuya açık olacağı hangi sitelerin yasaklanacağı konusundaki kararları keyfiyete bağlıyor.

Türkiye'deki internet özgürlüğü aktivistleri tarafından sert şekilde eleştirilen hamle, hükümetin yargı üzerindeki gücünü arttırmaya yönelik adımlarından kaygı duyan Avrupa Birliği'nde de kaşların çatılmasına sebep oldu.

Hükümetin bu son hamlesinin, Erdoğan'ın Türkiye'sinde gittikçe tehlikeye giren temel demokratik ilkelere karşı yapılan en son hamle olduğuna ilişkin yaygın bir kanı söz konusu.

Ülke içindeki ve uluslararası alandaki pek çok muhalif, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) hukuki açıdan tartışılır olan bu adımları kendisini siyaseten utanç verici ifşaatlardan ve iddialardan korumak için yaptığına kani olmuş durumda. Zira Hükümeti temelden sarsan büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında da benzer iddialar gündeme geldi.

Erdoğan'ı çok öfkelendiren soruşturma, sadece gündeme damga vurmakla kalmadı aynı zamanda Erdoğan'ın yolsuzlukla mücadele eden en iyi yönetim olduklarına dair iddiasını zayıflattı. Erdoğan, sonrasında görevden alınan dört bakanın adının karıştığı soruşturmanın önünü açmak yerine skandaldan uluslararası komployu sorumlu tuttu ve bu komplonun kendisini iktidardan indirmek amacıyla kurulduğunu iddia ediyor.  

Erdoğan hükümeti şimdi tuhaf bir şekilde attığı tüm anti demokratik adımları, devletin derinlerinde çöreklenmiş güçlerin darbe girişimlerini engellemek amacıyla yaptığını savunuyor. Erdoğan'ın baş "şüphelisi" ise bir zamanlar kendisinin doğal müttefiki olan İslamcı Gülen hareketidir ve bu konu Al-Monitor’un Türkiye'nin Nabzı Bölümü’nde geniş şekilde anlatılıyor.

Hükümet, internete ilişkin yasa teklifini ayrı bir tasarı olarak sunmaktansa tek bir oylamayla kabul edilecek bir dizi yasal düzenlemeyi kapsayan "torba yasa" içinde getiriyor. Erdoğan ve kabinenin bu yöntemle yasa tasarısının kabul edilme şansını arttırmaya çalıştıkları anlaşılıyor.  

Eğer yasa kabul edilirse, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve/veya Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) mahkeme kararı olmadan her siteyi kapatma hakkına sahip olacak. Oysa şu anki yasal düzenleme mahkeme emri gerektiriyor.

Yeni tasarı Hükümetin bütün bir internet sitesi yerine belirli bir web sayfasını kapatmasını da olanaklı kılıyor. Bu hükümetin "uygunsuz" bulacağı bireysel Twitter ve YouTube paylaşımlarını da kapsıyor.

Hükümet yetkilileri, bu tasarının demokrasiye ne kadar uygun olduğuna ilişkin sorulara ise gençlerin ve çocukların internetteki zararlı içerikten korunması savıyla karşılık veriyor. Burada genellikle cinsel içerikli sayfalar kast ediliyor. Türkiye bu kapsamda yasaklanan site sayısı açısından zaten birinci sırada. Yasaklamaların gerekçeleri ise zararlı içeriğe ilişkin belirlenen çocuk pornosu ve/veya insan ve esir ticareti gibi Avrupa standartlarının çok ötesine geçiyor.

Bugüne kadar Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret, dini değerleri aşağılama gibi başka gerekçelerle mahkeme kararıyla yasaklanan pek çok başka site de söz konusu. Dini değerleri aşağılama ise bu konuda sadece İslam'ı kapsıyor ve örneğin Türk İslamcılarının sürekli hedef alıp, aşağıladığı Yahudilik için  geçerli değil.  

Geçen iki hafta içinde, kullanıcıların amatör videolarını paylaştığı tanınmış internet sitesi Vimeo ile dünyanın en meşhur video paylaşım sitesi YouTube mahkeme kararıyla geçici olarak kapatıldı. Lakin kapatılmaya ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Bu son örnekler, şu an halen faal şekilde devam eden basını Hükümetin kontrolüne alma girişimleriyle birlikte interneti de sansürlemeye yönelik bir eğilim olduğunu gösteriyor. Hükümeti şimdilik bunu yapmaktan alıkoyan tek etmen ise kapatmaların mahkeme kararı gerektirmesidir. Lakin, yeni tasarı yasallaşırsa, keyfekeder ve siyasi amaçlarla yapılacak sansür konusunda hükümetin işi kolaylaşacak.

Yeni yasa tasarısı ayrıca bütün servis sağlayıcılarını tek çatı altında toplayacak "Erişim Sağlayıcıları Birliği" kurulmasını öngörüyor. Bu birlik bir internet sitesi veya sayfası için alınan kapatma kararı doğrultusunda dört saat içinde harekete geçmek zorunda olacak. İtirazı olan servis sağlayıcıları ya da site sahipleri için tek itiraz yolu ise yasağı kaldırtmak amacıyla mahkemeye başvurmak. Lakin bu sürede yasak uygulanmış olacak.  

Hükümetin, yolsuzluk ve rüşvet skandalının ardından yargıyı tamamen kontrol altına almaya çalıştığı düşünüldüğünde,  internet özgürlüğü  aktivistleri bu yola fazla güvenmiyor. Erdoğan'ın yargının dizginlerini eline alması durumunda yasağın kaldırılması için mahkemeye başvurmanın da boş bir çaba olacağına ilişkin yaygın bir kanı söz konusu.

Tüm bunlara ek olarak tasarı, erişilmesi sakıncalı sitelere proxiler, farklı dns adresleri veya vpn servisleri gibi başka yollar kullanılarak ulaşılmasını engelleyecek önlemler de getiriyor.

Yeni tasarıya göre "Erişim Sağlayıcıları Birliği" müşterilerinin girdiği her siteyi kayıt altına alacak ve bu kayıtlar resmi makamlar için iki yıl boyunca saklanacak. Böylelikle hükümet 34 milyonluk internet kullanıcısının faaliyetlerini takip etme şansına sahip olacak ve bu bilgilere göre "istenmeyen kişiler" için kayıtlar tutulabilecek.  

Bu nedenle Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı'nın Hükümetin interneti hedef alan son hamlesinden kaygılanan milyonlar adına sesini yükseltmesi sürpriz olmadı.  

Türkiye'nin en saygın sanayici ailelerinden birine mensup olan, güzel sanatlara hamilik eden ve demokrasi için AB standartlarına güçlü destek veren Eczacıbaşı konuya ilişkin açıklamasında, 2007'de getirilen 5651 sayılı mevcut internet yasasının zaten kaygı verici olduğunu anımsattı.  

Eczacıbaşı şu ifadeleri kullandı: "2007’de yürürlüğe girdiğinden beri, bu yasanın, ülkemizin bilgi toplumu niteliği kazanmasına engel olacağını ifade ettik. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2012 yılında, yasanın 'ifade özgürlüğüne aykırı' olduğunu, uygulanmasının başka 'insan haklarını da ihlal ettiği' kararına vardı."

Türkiye'nin AB'ye aday bir ülke olduğunu da hatırlatan Eczacıbaşı sözlerini şöyle sürdürdü: "Yasanın bu hatalarının giderilmesi için çağrılarımızı sürdürürken ve internetin denetiminde insan haklarına saygı beklerken, bugün tam tersini üzüntüyle görüyoruz. (...) Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘insan haklarına aykırı bulduğu’ bir yasanın kısıtlayıcı yapısının daha da sertleştirilmesi hukuka açıkça aykırıdır."

Tasarıdan endişe duyan diğer kesimler de Eczacıbaşı'nın fikirlerine katılıyor ve Hükümete hiçbir engelle karşılaşmadan interneti sansürleme izni verecek bu tasarıya karşı halkı uyarmaya çalışıyor. İnterneti de kapsayan bir komployla karşı karşıya oldukları saplantısına kapılan Erdoğan ve kabine üyeleri ise bu söylenenleri dinlemek istemiyor.

Hükümet, aksine, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne karşı atılan her anti demokratik adımı "demokrasi uğruna" yaptıklarını söyleyerek meşrulaştırıyor.  Bu iddianın abesliği ise ya gerçekten kontrollerini yitirdiklerini ya da daha büyük hedefleri uğruna buna aldırış etmediklerini gösteriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, recep tayyip erdogan, legislation, law, internet restrictions, internet, freedom of speech

Semih İdiz, Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde 30 yıldır diplomasi ve dış politika alanında habercilik yapan İdiz’in köşe yazıları, Hürriyet Daily News ve Taraf gazetelerinden takip edilebilir. Financial Times, The Times of London, Mediterranean Quarterly ve Foreign Policy gibi yabancı yayınlar için de makaleler kaleme alan İdiz, ayrıca BBC World, Amerika’nın Sesi, NPR, Deutsche Welle, El Cezire ve çeşitli İsrail medya kuruluşlarına sıklıkla katkıda bulunmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept