Türkiye'nin Nabzı

Suriye krizinin Irak'a yayılması Erdoğan üzerindeki baskıyı arttırıyor

By
p
Article Summary
Suriye savaşının yayılmasını engellemeye dönük girişimler için artan baskılar, bölgede pek etkinliği kalmayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a fazla seçenek bırakmıyor. İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmiştir.

Kuzey Suriye'deki gelişmeler El Kaide bağlantılı grupların lehinde seyrederken, Türkiye'nin doğu sınırlarında çok riskli bir durum ortaya çıkıyor. El Kaide bağlantılı gruplar ayrıca Irak'ın stratejik Ambar eyaletinde de ilerlemeye devam ediyor. Cihatçılarla savaşı çok daha öncelikli bir ihtiyaç haline getiren bu gelişmeler, Batı'yı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın iktidardan indirilmesi konusunu ikinci plana itmeye zorluyor.

Cenevre-2'nin toplanmasına ilişkin girişimler sürerken, Ankara Esad'ı kapsayacak her hangi bir çözüme karşı çıkmayı sürdürüyor. Japonya'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında 6 Ocak'ta Tokyo'daki Nikkei konferansında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu noktanın altını bir kez daha çizdi.

"Cenevre-1'de yapılan bazı hatalara" değinen Erdoğan şöyle konuştu: "İnşallah Cenevre 2'de başarılı bir netice alınır ve Suriye'de Beşar'sız bir dönemin başlaması için bir adım atılır.”

Türk güvenlik ve istihbarat yetkililerinin ise El Kaide bağlantılı grupların Suriye ve Irak'taki ilerlemesinden duydukları kaygı artıyor, bilhassa da ismi hedeflerini de yansıtan Irak Şam İslam Devleti'nin (İŞID) ilerleyişi kaygıları arttırıyor.  

Erdoğan'ın bölge üstünde, oradaki durumu kendi beklentilerine ya da emellerine göre değiştirebilecek bir etkinliğinin kalmadığı açık. Erdoğan’ın Tokyo'daki beyanları ise sahada gerçekleşen gelişmeleri kabul etmeye halen hazır olmadığını gösteriyor.

Örneğin, Suriye'de "demokrasi" ve "halkın iradesine saygı" ihtiyacına vurgu yapan Erdoğan, Cenevre-2'den hem bu hedefi gerçekleştirebilecek  hem de Esad'ı devirecek bir sonuç çıkabileceğine halen inanıyor.

Batı için çok daha önemli olan ise Suriye'de ivedilikle mümkün mertebe bir istikrar sağlanması ve rejimle aynı ölçüde vahşet uygulayan radikal İslamcı gruplara bir çözüm bulunması.

Ankara'daki diplomatlar, bu tür örgütlerin faaliyet gösterdikleri alanda tam bir hakimiyet kazanması halinde, bu durumun Esad'ı pek çok kişi için ehvenişer hale getirebileceği görüşünde. Bu örgütlere ve bilhassa da IŞİD'e ilişkin kaygılar ABD, Rusya ve İran'ı, Irak'ta dolaylı müttefik haline getirdi bile.

Bu ülkeler Irak'ın Ambar'da IŞİD'a karşı verdiği savaşta Başbakan Nuri El Maliki yönetimine askeri destek sözü veriyor. Felluce şehrini de kapsayan Ambar eyaleti Suriye'yle uzun bir sınırı paylaşıyor. Türkiye ise Suudi Arabistan tarafından yönlendirilen bazı bölge ülkeleri hariç Suriye'ye ilişkin tutumuna çok az destek bulabiliyor. Üstelik Suudi Arabistan’la da Mısır üzerinden bir anlaşmazlık yaşıyor.

Suriye'de El Kaide bağlantılı unsurlara karşı mücadele veren ve "İslami Cephe" çatısında birleşen "ılımlı Selefilerin" arkasında Riyad'ın olduğu iddia ediliyor. Medyada çıkan haberlere göre, bu topluluk Türkiye ve Katar'dan da destek alıyor.

Şimdi Türkiye'deki pek çok kişi Suriye sınırına doğru seyrederken, silah taşıdığına dair ihbar üzerine polis tarafından durdurulan tırın bu cepheye gidip gitmediğini sorguluyor. Hükümet’ten gelen talimatlar üzerine aranmadan bırakılan tır yoluna devam etmişti. Erdoğan yönetimindeki bütün yetkililer tırın Suriye'deki Türkmenlere yardım taşıdığını söylemiş ve konu devlet sırrı kanunu gerekçe gösterilerek aydınlatılmamıştı.

Al-Monitor’dan Edward Dark İslami Cepheyi şöyle niteliyor: "İdeolojileri açısından El Kaideci IŞİD ya da El Nusra kadar radikal olmayan Selefi Cihatçı İslamcı örgütlerin bir birleşimidir, ama yine de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) kadar ana akım değildir. Bu örgüt laik demokrasi yerine açıkça İslami şeriat için çağrı yapmaktadır."

Ankara ve Riyad'ın Esad'ın gidişi konusunda mutabık olması Suriye politikalarının benzer düşüncelerle şekillendiği anlamına gelmiyor. Riyad'ın başlıca amacı İran'ı köşeye sıkıştırmak. Riyad, Dark’ın da belirttiği gibi Sünni radikal bir yönetim pahasına da olsa Suriye'de İran dostu bir yönetim istemiyor.  

Kuzey Suriye'deki cihatçı grupların, bir zamanlar rejime karşı birlikte savaşarak aldıkları bölgelerin hakimi olmak için birbirlerine karşı verdikleri mücadele Ankara için daha büyük pürüzler doğuruyor. Bunların ilki Türkiye'nin sınırlarındaki karmaşıklığın ve savaşın bu bölgelere yayılma olasılığının artmasıdır.  

Bu yayılmanın sonuçlarından biri Türk Gazeteci Bünyamin Aygün'ün Kuzey Suriye'de bir ayı aşkın süre önce IŞİD tarafından kaçırılmasıdır. Sınırdan yalnızca birkaç kilometre uzakta korkunç günler geçiren tecrübeli savaş muhabiri Aygün hafta sonu kurtarıldı. Aygün'ün anlattığına göre kendisini kurtaranlar Ehrar El Şam'a mensuptu.

Aygün basına yaptığı açıklamada, İslami Cephe'ye bağlı bu örgütün kendisini kurtarmak için IŞİD ile üç buçuk gün çatıştığını söyledi. Aygün’ün Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Türkiye'ye getirilmesi de Türkiye'nin İslami Cephe ile temasta olduğuna dair inancı güçlendirdi.

Bu olay geçen hafta durdurulan esrarengiz tıra ilişkin spekülasyonları tetikledi. Şimdi pek çok kişi tırın, ya Aygün'ün kurtarılması karşılığında ya da olağan bir sevkiyat kapsamında Ehrar El Şam'a silah taşıdığına inanıyor.

Yorumlar doğruysa, bu olay Suriye'deki radikal unsurları silahlandırmama ve ılımlı, laik güçleri destekleme konusunda Türkiye'ye baskı yapan Batılı müttefiklerin tepkisini çekebilir. Zira Suudi destekli İslami Cephe de Batı'nın kara listesinde yer alıyor.

Washington ve Londra, İslami Cephe'nin ÖSO'ya ait silahla dolu bir mühimmat deposunu ele geçirmesinin üzerine Aralık başında Suriye muhalefetine yönelik yardımı kesmişti. Bu olay ÖSO'ya sağlanan her öldürücü yardımın radikal unsurların eline kolayca geçebileceğini göstermişti.  

Bütün bu yaşananlar, Ankara'nın Suriye'ye ilişkin ilk zamanlardaki beklentilerinden oldukça uzak. Bir zamanlar "oyun kurucu" olmayı uman Ankara şimdi olayların akışına göre tutum alıyor. İran'ın ise bilhassa ABD Dışişleri Bakanı John Kerry yeşil ışık yaktıktan sonra Cenevre-2'ye katılma olasılığı artıyor.

Ankara şimdi Suriye'de her hangi bir çözümün sağlanması için rejimin bazı unsurları kalsa da en azından Esad'ın gitmesi gerektiği konusunda Tahran'ı iknaya çalışıyor. Bu konu, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun İranlı mevkidaşı Muhammed Cevat Zarif ile 4 Aralık'ta İstanbul'da gerçekleştirdiği görüşmede de gündeme geldi.

Lakin, İran'ın krizin ilk patlak verdiği zamandan bu yana Suriye'ye verdiği tavizsiz destek düşünüldüğünde Ankara'nın bu girişimlerinden sonuç alması pek muhtemel değil.

Nitekim, Erdoğan için geriye kalan tek seçenek, Cenevre-2'nin sonuç vereceğine dair temennilerin ötesine geçip, ister Esad ile ister Esad'sız  sonuç alınması için gerekeni yapmaktır. Bu bilhassa da Türkiye, bölge ve tüm dünya için Esad'dan daha büyük bir tehlikenin doğduğu böylesine kritik bir zamanlamada gereklidir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkmen, turkish policy on syria, turkish foreign policy, turkey-syrian border, internationalization of the syrian conflict, erdogan

Semih İdiz, Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Türkiye’nin önde gelen gazetelerinde 30 yıldır diplomasi ve dış politika alanında habercilik yapan İdiz’in köşe yazıları, Hürriyet Daily News ve Taraf gazetelerinden takip edilebilir. Financial Times, The Times of London, Mediterranean Quarterly ve Foreign Policy gibi yabancı yayınlar için de makaleler kaleme alan İdiz, ayrıca BBC World, Amerika’nın Sesi, NPR, Deutsche Welle, El Cezire ve çeşitli İsrail medya kuruluşlarına sıklıkla katkıda bulunmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept