Filistin'in Nabzı

Harap Gazze havaalanının hüzünlü öyküsü

By
p
Article Summary
İsrail’in 12 yıl önce tahrip ettiği Gazze Uluslararası Havaalanı’nın yakın gelecekte onarılacağına dair bir umut yok. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

REFAH, Gazze Şeridi — Mısır’ın sınırı kapatmasıyla binlerce yolcunun mağdur olduğu Refah Sınır Kapısı’nın yakınlarında Gazze Uluslararası Havaalanı var. Havaalanı, Fas mozaikleriyle süslenmiş üç büyük binadan oluşur. Altın kubbeli ilk bina VIP yolculara, ikincisi gelen ve giden yolcuların bekleme salonlarına, üçüncüsü de Filistin Havayolları yönetimine ayrılmıştır. Binaların arkasında uzun bir pistin yer aldığı havaalanının biri büyük iki giriş kapısı var.  

Binalar uzaktan hâlâ faalmiş gibi görünse de yaklaştıkça harabeye döndükleri anlaşılıyor. Ne yolcu var ne de uçaklar. Bombalanmış ve tamamen boşaltılmış binaların sadece dış cephesi ayakta. Piste döşenen taşlar bile çalınmış, pist de bölgede yaşayan göçebelerin koyunlarına otlak yeri olmuş. Yakınlarda bir at cesedi görülüyor.

Havaalanı, İsrail'in yapıların çoğunu buldozerle yıktığı 4 Aralık 2001 tarihinden beri bu hâlde. Yıkımdan sekiz gün sonra İsrail uçakları radar kulesini bombaladı, 15 Aralık'ta bir diğer saldırıda da pist tamamen tahrip edildi. 26 Haziran 2006'da İsrail ordusu, havaalanını işgal ederek askeri üs olarak kullanmaya başladı.    

Aralarında İspanya’yla Almanya’nın olduğu ülkelerin mali desteğiyle inşa edilen havaalanı, 1998’de eski Devlet Başkanı Yaser Arafat tarafından açılmıştı. Tasarım ve dekorasyonunu Faslı mimarlar üstlenmişti. Havaalanının seçkin mimarisinden geriye bir tek altın kubbeli, mozaik duvarlı VIP salonu kalmış. Alanın bir bölümü, çöplük sahasına dönüşmüş.

Bölgede koyun otlatan 15 yaşındaki Nasma Savarka, yakınlardaki evini işaret ederek şöyle diyor: "Ben hemen yanımızda olan bu havaalanını görerek büyüdüm. Şu an hatırladığım tek şey, bombardımanın dehşet verici sesi. Zaman zaman eskiden havaalanında çalışan babamın fotoğraflarına bakıyorum."

Nasma eve doğru giderken kapıya çıkan ablası 18 yaşındaki İsra da Al-Monitor'a şöyle konuşuyor: "Uçakların kalkış ve inişlerini hatırlıyorum. Güzel günlerdi. Babam ve amcam bombardımana kadar orada çalıştı. Sonra, komşumuz olan havaalanı nimetten lanete dönüştü. Bombardımandan sonra insanların havaalanını yağmaladığını, kendilerine inşaat malzemesi topladığını gördük."

Kızların büyükbabası olan 70 yaşındaki Selam Savarka'nın anıları daha canlı: "Keşke o günlere geri dönebilsek! En iyi günlerimizdi. Evimizin yakınındaki şu küçük giriş, Başkan Arafat'a ayrılmıştı. Onu ve uçağını defalarca gördüm."

Gazze Uluslararası Havaalanı, Filistin topraklarında özlemle beklenen havaalanlarının ilkiydi. Şimdi ise yurt dışına çıkmanın tek yolu, İsrail havaalanlarıyla sınır kapıları. Filistinliler, Ürdün ve Mısır havaalanlarını kullanarak seyahat edebiliyor.

Filistin İnsan Hakları Merkezi'nde Ekonomik ve Sosyal Haklar Birimi’nin başkanlığını yürüten hukuk uzmanı Halil Şehin'e göre havaalanının tahrip edilmesi milyonlarca Filistinlinin seyahat etmesini, sevdiklerine kavuşmasını engelledi. Artık başka ülkelerin havaalanlarını kullanarak seyahat ediyorlar. Daha yüksek masraflara, yorgunluğa ve aşağılanmaya maruz kalıyorlar.

Şehin, Al-Monitor'a yaptığı açıklamada şöyle diyor: "Geçerli bir pasaportumuz olsa da artık havaalanımız yok. Havaalanı varken seyahat etmek nispeten kolaydı. Şimdi uçakla seyahat edecek insanlar, havaalanına zamanında varmak için uçuş tarihinden birkaç gün önce Gazze'den yola çıkmak zorunda. Bu da havaalanı salonlarında gecelemek demek."

Gazze Hükümet Sözcüsü İhab Hüseyin de Al-Monitor'a, Filistin halkının kendi topraklarında havaalanı hakkına sahip olduğunu, ancak İsrail işgal güçlerinin havaalanını yıkarak ve Filistin hava sahasını kontrol ederek Gazze’yi havadan, karadan ve denizden ablukaya alıp halkı bu haktan mahrum ettiğini söylüyor. Hüseyin, "Şu an uygulanan abluka, havaalanını onarma imkânı da bırakmıyor.” diye ekliyor.

Al-Monitor, Filistin Havayolları'nın satış sorumlusu Usame Şahaybir'le de görüştü. Şahaybir'in küçük ofisi, Filistin Havayolları’nın Gazze'deki merkez binasını kapattıktan sonra geriye bıraktığı tek şey.

Şahaybir şöyle konuşuyor: “Havaalanı Filistinliler için çok önemliydi. Bu sayede sınır kapılarından geçme, başka ülkelerin havaalanlarını kullanma zahmetinden kurtulmuşlardı. Havaalanı, Oslo Anlaşması’nın imzalanmasından sonra Filistin devletinin egemenlik simgesi oldu." Şahaybir, Filistin Havayolları'nın o günlerde uçuş ekipleri, idari personel, pilotlar, uçuş mühendisleri ve diğer çalışanları dâhil yaklaşık bin çalışanı olduğunu, havaalanından günlük olarak çıkış yapan 250'yi aşkın yolcuya hizmet verildiğini anlatıyor.

Şahaybir şöyle devam ediyor: "Havayolunun üç uçağı vardı: Suudi iş adamı Velid Bin Talal tarafından bağışlanan iki Fokker 50 ve bir Boeing 727. Ama bunlar fazla çalışamadı." Havaalanından kalkan ilk uçak Amman'a uçmuş, ardından da Cidde, Dubai, Kahire, Doha, Kıbrıs Larnaka ve İstanbul seferleri gelmiş. Boeing 727 uzun uçuşlarda kullanılmış.

Şahaybir'in verdiği bilgiye göre, havaalanını onarma planı yapılmış ama İsrail işgal makamları şirkete yeterli zamanı tanımamış: "Havaalanının tahrip edilmesi, on milyonlarca dolar zarara mâl oldu. Geriye kalan iki uçak Mısır'ın El Ariş havaalanına çekildi ve altı kişiyi aşmayan uçuş ekibiyle kısa uçuşlarda kullanıldı. Ancak geçen temmuzda onların da faaliyetleri durdu."

Şahaybir Al-Monitor'a Filistin Havayolları'nın üç sayı yayımlanan dergisinin bir örneğini gösterdi. Mayıs 2000 tarihli bu sayıda, Sivil Havacılık Genel Müdürü Fayiz Zeydan Atina, Roma ve Frankfurt'a da uçuş başlatmaya hazırlandıklarını açıklamış.

Al-Monitor'un ulaştığı bir başka sayıda Filistin ile Rusya arasında ilk defa uçuş seferlerinin başladığı belirtiliyor. Bu kapsamda Gazze Uluslararası Havaalanı'na ilk olarak 125 yolculu bir Rus uçağı inmiş. Bir başka habere göre ise havaalanına kargo bölümünün eklenmesi için Avrupa Komisyonu ile mali destek anlaşması imzalanmış. Ancak bu proje de hiçbir zaman hayata geçemedi.

Bu projeler gerçekleşse ve uçuşlar devam etseydi, Filistinliler Refah Sınır Kapısı’nda yıllardır çektikleri çileyi çekmezdi.

Havaalanının yıkılmasıyla birlikte binlerce uçuşun iptal edildiğini anlatan Şehin, yurt dışında okuyan Gazzeli öğrencilerin, turizm amaçlı veya konferanslara katılmak için gelen yolcuların mağdur edildiğini söylüyor. Böylece Gazze Şeridi’ne giriş-çıkış yapmak, sonu belirsiz bir çileye dönüşüyor.

Şehin, bu durumun Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’yle güvence altına alınan seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini vurguluyor.

Kuşatılmışlık havası, Gazze Havaalanı’nın yıkıntılarından çok da uzak olmayan Refah Sınır Kapısı’nda açıkça hissediliyor. Otobüsler dolusu hacı adayı, Kahire’ye yapacakları sekiz saatlik yolculuk için saatlerdir sınırı geçmeyi bekliyor ve onları Suudi Arabistan’a götürecek uçaklarına yetişmeyi umuyor.  Ancak bu yolculuğun ilk adımı olan Refah’tan geçmeleri bile garanti değil. 

Gazze Havaalanı’na ait fotoğraflarının tümü, Abdullah Shurrab tarafından 22 Ocak 2014’ta çekilmiştir. 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yasser arafat, rafah crossing, rafah, palestine, israeli strike, gaza strip

Asmaa al-Ghoul, Al-Monitor’un Filistin’in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Gazze’de Refah Mülteci Kampı’nda yaşayan al-Ghoul, gazetecilik yapmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept