Türkiye’nin Pakistanlaşma serüveni: Senaryodan kâbusa!

Ankara’nın inandırılıcılığı sorgulanan “Kaide’ye destek yok” açıklamasına paralel olarak farklı istihbarat servislerinden Kaide’nin Türkiye’yi tehdit ettiğine dair raporlar endişe veriyor.

al-monitor .
Fehim Taştekin

Fehim Taştekin

@fehimtastekin

İşlenmiş konular

turkish policy on syria, turkey-syrian border, jihadists in syria, jabhat al-nusra, al-qaeda

Ara 5, 2013

Türkiye’nin artan baskılar üzerine Suriye’de savaşan El Kaide’ye lojistik desteği kesmesi ya da Kaide ideolojisini taşıyan örgütler ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tabelasını kullanan ılımlı gruplar arasında ayırım gözetmesi Suriye bataklığından kurtulmasına yetecek mi? Bugünlerde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Jandarma İstihbaratı ve Emniyet’ten sızan raporlar, bumerangın Türkiye’ye döneceği korkusuna kapılmak için yeterince bilgi sunuyor. Türkiye, sınırlarında belli önlemler aldığı izlenimi uyandırıyor. En azından eylüle kadar dokunulmaz halde hareket ettiği farz edilen silahlı grupların yasadışı aktivitelerine dair polis veya adliye kayıtlarına geçen bazı vakıalar bir şeylerin değiştiğini gösteriyor.

Ancak ortaya çıkan bazı ifşaatlar Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığına yer yer kafa karışıklığına da yol açabiliyor. Mesela Başbakan Tayyip Erdoğan, 8 Kasım’da roket başlığı dolu bir TIR’ın yakalanmasını “Mühimmatın yakalanması Türkiye’nin hassasiyetini gösterir” sözleriyle bunu Kaide’ye karşı mücadele çabasının bir parçası olarak sundu. Halbuki polisler araçta silah değil uyuşturucu bulmayı umuyordu. Çünkü ihbar araçta uyuşturucu olduğu yönündeydi. Uyuşturucu değil de silah ihbarı olsaydı muhtemelen araç durdurulmayacaktı. Bu sonuca TIR sürücüsü L.K.’nin mahkemede verdiği ifadelerinden anlıyoruz.

‘Jandarma’nın gözetiminde silah teslimatı’ 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım’da TBMM’deki konuşmasında ifşa ettiği ifade tutanağında sürücü L.K. şunları söylüyordu: “Ben bu malzemeleri daha önce iki defa Reyhanlı’ya götürüp, teslim ettim. Teslim ettiğim yer Jandarma karakolunun korumasında olan etrafı çevrili bir yerdi. Zaten oraya girebilmek için jandarma kontrolünden geçiyorum. Ancak aracı aramadılar, kasasına bakmadılar. Ancak bizim TIR’ı götüren önde bir araç duruyordu, o araç ile konuştular, sonra o karakol binasının 200 metre ötesinde etrafı çevrili bir alana yükü boşalttım.”

Mahkeme, Emniyet raporlarına dayanarak havan mermilerinin götürüldüğü yerin El Kaide kampı olduğunu belirtip zanlıları ‘terör örgütüne silah sağlama suçundan’ tutukladı.[3] Silahları temin ettiği söylenen Suriye vatandaşı Heysem Topalca’nın adı da Reyhanlı’daki patlamada gündeme gelmişti. Bu kişinin ifadesinin bile alınmaması istihbaratın adamı olduğuna dair iddialara yol açtı. ‘Sır küpü’ Topalca ile ilgili son iddia Suriye’nin Lazkiye bölgesinde kaçırıldığı ya da kayıplara karıştığı yönündeydi.  Mahkeme kayıtlarına göre Topalca sadece ekimde Konya’dan 20 bin havan topu mermisi tedarik etmişti.

Artan Kaide tehditleri 

TIR’daki silahlarla ilgili ifşaat, Türkiye’nin silahlı gruplara desteğini kestiğine dair açıklamalarına gölge düşürüyor. Fakat beri tarafta Kaide’nin işini zorlaştırdığı için namlusunu Türkiye’ye çevirdiğini gösteren gelişmeler de ardı ardına geldi:

  • 15 Kasım’da Emniyet kaynaklı bir habere göre “İstanbul'dan çalınan araçlar Hatay'a götürüldü. Emniyet 25 aracın bombalı saldırıda kullanılabileceği ihtimaline karşı alarma geçti."
  • 28 Kasım’da çıkan haberler de ürperticiydi: “Jandarma İstihbaratı, Türkiye’den çalındıktan sonra klonlanmış plakalarla Suriye’ye kaçırılan 300 aracın izine ulaştı, 17 araca da el koydu…16 kişi gözaltına alındı; 13’ü çıkarıldıkları mahkemece 17 Kasım’da tutuklandı… Gözaltına alınan şüphelilerin El Kaide, El Nusra ve Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütleriyle bağlantılarının tespit edildi... Jandarma İstihbaratı hazırladığı raporda Türkiye’ye yönelik ‘bombalı araç’ uyarısında bulundu. MİT ve Emniyet ile 81 ilin güvenlik birimleriyle paylaşılan raporda, çalınan araçların El Kaide ve IŞİD gibi radikal terör örgütlerine götürüldüğü vurgulandı.”
  • 2 Aralık’ta çıkan habere göre de Kilis'te askeri yasak bölgede yakalanan Suriyeli uyruklu kişinin üzerinde Malatya iline ait askeri harita bulundu.
  • 3 Aralık’ta ise Türkiye’nin yüreğini ağzına getiren haber şuydu: “Türk istihbarat birimleri Suriye'de savaşan El Kaide bağlantılı 47 örgütün Türkiye'de eylem yapma hazırlığı içinde olduğu iddiası üzerine alarma geçti. Kent merkezlerinde önlemler alındı.”

Ya yerli Kaideciler 

Bütün bu haberler bir teyakkuz halinin habercileri. 26 Kasım’da medyaya sızan İçişleri Bakanlığı raporuna göre yabancı istihbarat birimlerinden gelen bilgiler doğrultusunda 3 bin yabancı uyruklu kişi hakkında ‘ülkeye giriş yasağı’ konuldu. Tüm sınır kapılarına bildirilen listede Almanya, Fransa, Britanya, İsveç, Norveç, Suudi Arabistan, Ürdün ve Pakistan dahil 30 ülkeden vatandaşlar yer alıyordu. Britanya’dan 300 ve Fransa’dan 200 kişinin cihat için Suriye’ye gittiği düşünülüyor. “Savaşçılar dönüp kendi ülkelerini de vurabilir” endişesi taşıyan ülkeler haliyle Türkiye’den önlem almasını bekliyor.

Suriye’nin kuzeyine yerleşen binlerce Kaide savaşçısının namlularını Türkiye’ye çevirme ihtimali kadar endişe veren başka bir gerçek daha var: Türkiye’den Kaide saflarına katılıp savaş deneyime kazanan militanlar. İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ra­po­ru­na gö­re Türkiye’den 500 kişi El Nusra ve Irak-Şam İslam Devleti saf­la­rın­da ça­tış­mak üze­re Su­ri­ye­’ye git­ti. Bu ki­şi­ler­den bir kıs­mı­ Af­ga­nis­tan ve Pa­kis­ta­n’­da­ki El Kai­de kamp­la­rın­da eği­tildi. Çatışmalarda ölen Türklerin sayısı resmi kayıtlarda 13 ama kayıtlara girmeyen ölü sayısı 75.

Sorulardan hoşlanmayan yetkili makamlar, Kaide saflarına katılanların dönmeleri halinde öngörülen tehlikelerin teğet geçmesini, Kaide belasının da Suriye sınırlarından taşmadan ılımlı gruplar eliyle Irak’taki gibi bir Sehva (uyanış birlikleri) modeliyle halledilmesini umuyor. Ama Afganistan cephesi için militan devşiren Pakistan’ın başına gelenler bir başka ülke için fırlatma tahtası olanların bedelden kaçamadığını anlatıyor. Kaide’ye karşı ÖSO’nun ılımlı kanatlarını hatta Selefi grupların devreye sokulmasını öngören yeni yaklaşım, Türkiye’nin kırılgan sınırlarına yönelik tehdidi yükselttiği kadar Suriye’nin kuzeyinde kendini Türkiye ile ilişkilendirilen Bayır Bucak Türkmenler gibi yerel unsurları da ateş altına sokuyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Musul’da Türkiye-İran rekabeti kızışıyor
Fehim Taştekin | | Şub 26, 2021
al-monitor
Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
al-monitor
Dış borç ve cari açık için 200 milyar dolar aranıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Şub 19, 2021
al-monitor
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021