Türkiye'nin Nabzı

Türklerin Yunanlı babaları, Yunanlıların Türk çocukları

By
p
Article Summary
CHP’li Muharrem İnce’nin sarf ettiği sözler, Türkiye Rumlarının sert tepkisine neden olurken, CHP içindeki çatlağı da tekrar gündeme taşıdı.

10 Kasım, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıl dönümüdür. Bu günde Türkiye'nin dört bir tarafında törenler düzenlenir. Bu 10 Kasım’da da İstanbul Eminönü camisinde Atatürk'ün ölümü nedeniyle bir mevlit okutuldu. Mevlidin ardından Camiden çıkıp basın mensuplarına, Atatürk'ün Türkiye için ne ifade ettiğine ilişkin bir açıklama yapan bir siyasetçinin sözleri ise bir anda ülke gündemine oturdu. Bu siyasetçi, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis Grup başkan vekili Muharrem İnce’ydi. İnce, cami çıkışında kendisini bekleyen basın mensuplarına “Atatürk olmasaydı, sizin adınız Yorgo olurdu, Dimitri olurdu” dedi.

Türkiye tarihini ve Türkiye'nin toplumsal-etnik yapısını bilmeyenlerin anlayamayacağı bu sözler, deşifre edildiğinde oldukça güçlü ırkçı ve ayrımcı tınılar taşıyor. İnce,  Atatürk'ün Kurtuluş savaşını (1919-1922) yöneten başkomutan olmasına göndermede bulunarak, eğer o olmasaydı, Kurtuluş savaşı kazanılamaz ve Yunanlılar Anadolu'dan kovulamazdı; bu durumda da babalarınız Yunanlı olurdu ve siz de Yorgo ve Dimitri isimlerini alırdınız demek istiyor.

Anadolu’da şu anda 3-4 bin Rum kaldığını ve Anadolu Rumlarının en bilinen isimlerinden birisinin Yorgo olduğunu düşünecek olursanız eğer, İnce’nin sözlerinin onlar üzerinde nasıl bir dehşet etkisi yarattığını tahmin edebilirsiniz.

Nitekim İnce’nin basına yaptığı bu açıklamanın ardından, kamuya açıklama yapmalarına pekte alışkın olmadığımız Rumlardan duygusal tonu yüksek, sert açıklamalar geldi.

İstanbul Galata Rum Okulu Vakfında yöneticilik yapan Yorgo Demir, İnce’nin açıklamalarına ilişkin olarak “...siyasi ahlak değerleri ve nezaketten yoksun bir refleksle kendi vatandaşlarına saygı duymak bir yana, onları hiçe sayıyor, küçümsüyor” dedi. Yorgo Demir açıklamasının devamında İnce’nin Türkiye'de tarihsel gerçekleri, tamamen tersine çevirerek sunduğunu şu sözlerle ifade etti: “Ne ironidir ki, İnce’nin bahsettiği bu coğrafyada her zaman var olan Dimitri ve Yorgo’lar, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında özellikle Pontus’ta hayatları tehdit altındayken; Hasan, Hüseyin isimlerini almak zorunda kalıp asimile olmuş ya da katledilmek suretiyle bu coğrafyadaki varlıkları tamamen silinmiştir. Tıpkı Ermenilere Anadolu'da, Yahudilere Trakya'da (...) reva görülen mezalim gibi.

Türkiye'de Yunanca yayın yapan Apoyevmatini gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis de, İnce’nin sözlerinden incinen Yunan kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından bir diğeriydi.

Vasiliadis de, İnce’nin sözlerinin Türkiye'deki gerçekliğin tam tersi olduğunu, Türklerin Yunan ismi almasının değil, hayatta kalmak için Yunan kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkçe isim almak zorunda kalmalarının söz konusu olduğunu söylüyor: “...bazı kişiler hele dedeleri, büyük dedelerinin adı Yorgo, Dimitri falansa, kendi isimleri Ahmet, Hasan, Hüseyin ise bugün bundan memnun olmalılar ve Atatürk’e dua etmeleri gerekir. İsimleri Yorgo ve Dimitri olarak kalsaydı 1941’de aileleri toplama kampına gider, 1943’te Varlık Vergisi öderler... 6-7 Eylül 1955’de varlıkları yağmalanabilirdi, 1964’de menkul gayrimenkul malları gasp edilerek kendileri yurt dışına sürgün edilebilirdi. Bunlardan kurtulmuş oldular, bunun için teşekkür borçlular.”

Vasiliadis bu açıklamasıyla, çoğunluğu, İnce’nin mensubu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi tarafından gerçekleştirilen azınlık karşıtı politikalara göndermede bulunuyor. Gerçekten de İnce’nin de belirttiği gibi 1941’de bir gün kapılarında beliren jandarmalar tarafından 12 bin gayrimüslim erkek “askere” alınmış, sıtma yayan bataklığın, rutubet, çamur ve aşırı sıcağın bunalttığı, su darlığı çekilen altyapısız kamplara gönderilmişlerdir. 20 Kur’a İhtiyatlar denen bu “askerler”, tünel inşaatlarında, taş kırma ve yol yapma gibi ağır işlerde çalıştırılmışlardır.

1943 yılında çıkarılan ve Gayri-Müslimleri hedef alan “Varlık Vergisi”, Türkiye'de yaşayan pek çok Rum, Ermeni ve Yahudi'nin bu vergileri ödemek için bütün mal varlıklarını satmalarıyla sonuçlanmış, vergileri ödeyemeyenler çalışma kamplarına gönderilmişlerdir.

Bütün bunlar Cumhuriyet Halk Partisi tarafından uygulanan Gayri-Müslim karşıtı kampanyalara sadece bir kaç örnek teşkil etmektedir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de ana muhalefet partisi durumundadır. Parti’de iki kanat bulunuyor bunlardan bir tanesi İnce’nin temsil ettiği Ulusalcılar, diğeri de klasik batılı anlamda sosyal demokratlardan oluşuyor.

Ulusalcılar tarihten gelen nedenlerle bu partide çok güçlü bir konuma sahipler. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, bu grup herhangi bir Avrupa ülkesinde ancak aşırı sağcı siyasetçiler tarafından dile getirilebilecek görüş ve düşüncelere sahip bulunuyor. Özellikle bu kanadın CHP içinde güçlü bir varlığa sahip olması, iktidardaki AK Parti’nin “demokratik” bir alternatifinin bulunmadığı değerlendirmelerine yol açıyor. Gayri-Müslimlerin haklarının geliştirilmesi, Kürtlerin haklarının tanınması yönündeki her adım CHP içindeki bu grubun parlamentoda gösterdiği sert karşı çıkışlarla karşılaşıyor. CHP içindeki bu grup azınlıklara, Kürtlere, dindar Müslümanlara duydukları alerjiyle, partilerinin geniş kitlelere ulaşmasını engelliyor; onu iktidar alternatifi olmaktan uzak tutarak Türkiye siyasetinde büyük bir boşluk oluşmasına neden oluyorlar.

Bu ulusalcı grup sadece CHP’nin Türkiye içindeki durumunu değil, partinin uluslararası anlamda da itibar ve saygınlığını olumsuz yönde etkiliyor. Partinin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal’de çeşitli defalar uğradığı sert eleştiriler hemen daima bu grubun üyelerinin etkilediği eylem ve sözlerin arkasından gelmiştir.

Tarihsel bir ironi olarak İnce bu sözleri sarf ettiği sırada Sosyalist Enternasyonal yıllık toplantısını CHP’nin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirmekteydi. Sosyalist Enternasyonal’in şu andaki başkanı Yunanistan eski başbakanı  George Papandreou’dur. Papandreou’nun ilk ismi George Türkiye’de Yorgo olarak telaffuz ediliyor. Hatta yazılı haberlerde bile ismi Yorgo olarak yazılıyor. Yorgo Papandreou, İnce’nin Cami çıkışı yaptığı konuşmanın hemen ertesi günü Gezi parkında, Gezi parkı direnişinde ölenlerin anısında ağaç dikiyordu.

Sosyalist Enternasyonal’in başkanı, kendisini davet eden partinin, kendi adının da geçtiği ırkçı demeci hakkında ne düşünmüştür acaba? Bu sözler, zaman zaman CHP’ye sert eleştiriler yönelten Sosyalist Enternasyonal’de yeni bir eleştiri dalgasına yol açacak mı?

Belki hepsinden önemlisi, bu partinin içinde yer alan gerçek sosyal demokratlar sürekli olarak bir sürtüşme içinde bulundukları ulusalcılarla bir gün yollarını ayıracaklar mı? Evet, İnce’nin sözleri Türkiye'de CHP’ye ilişkin pek çok soruyu yeniden gündeme getirmiş bulunuyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: republican people's party, minority rights in turkey, greece, chp

Orhan Kemal Cengiz, insan hakları alanında çalışan bir avukat ve köşe yazarıdır. Cengiz, Türkiye’de işkencenin önlenmesinden zihinsel engellilerin haklarına kadar geniş bir alanda faaliyet gösteren İnsan Hakları Gündemi Derneği’nin başkanlığını yapmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept