Filistin'in Nabzı

Özel Mülakat: Hamas Lideri, ABD Barış Girişimine Şans Tanımıyor

By
p
Article Summary
Al-Monitor’a verdiği özel mülakatta, Adnan Abu Amer’in sorularını yanıtlayan Hamas Siyasi Büro şefi Halid Meşal, ABD’nin Filistin-İsrail barış sürecini canlandırmaya dönük çabalarını ve diğer bölgesel konuları yorumluyor.

 

Hamas Siyasi Büro Şefi Halid Meşal, Filistin-İsrail barış sürecini canlandırmak için ABD Dışişleri Bakanı John Kerry tarafından başlatılan girişimin adil çözüm vizyonundan yoksun olduğuna inanıyor.

Meşal’e göre Kerry, Filistin topraklarını işgal eden İsrail’e baskı uygulamak yerine, baskıyı Arap tarafı ve Filistin Devlet Başkanı’na yönlendirerek göstermelik bazı projeleri uygulatmaya çalışıyor. Projelerin sorunun özünden kopuk olduğunu söyleyen Meşal, bu girişimin de geçmiş girişimler gibi başarısız olacağını iddia ediyor.

Hamas lideri olarak yeniden seçilmesinden sonra ilk mülakatını Al-Monitor’a veren Meşal, Adnan Abu Amer’in sorularını telefon aracılığıyla yanıtladı. 

Hamas’ta yapılan son seçimlerin, hareketin demokrasi söylemini hayata geçirmek için bir fırsat sunduğunu söyleyen Meşal, yönetim kadrosunun taze kanla yenilendiğini belirtti. Meşal, hareketin tüm liderlerinin konumlarını muhafaza ederek herkesin kalbinde saygınlıklarını korumaya devam ettiklerini vurguladı.

Mülakatın tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz.

Al-Monitor: Hamas’ta yapılan son seçimlerde tarihi öneme sahip bazı yöneticilerin üst kademelerden ayrılması hakkında ne söylemek istersiniz?

Meşal: Şüphesiz ki son haftalar parti içi demokrasi konusundaki hedeflerimizi uygulamak adına tarihi bir fırsat teşkil etti. Ayrıntılara girmeden şunu söyleyelim ki Hamas, genel şura konseyi ve siyasi bürodan oluşan üst yönetimi için seçimler yapmış oldu.

Dolayısıyla, her ne kadar gizlilik ve mahremiyete dayalı bir yapısı olsa da, içeride ve yurt dışında dağılmış olmasından dolayı birçok güvenlik ve lojistik engelle karşılaşsa da Hamas, demokratik bir hareket olarak tanımlanmayı hak ediyor.

Yönetimi belirlemek için yapılan seçimler, son derece demokratik mekanizmalar yoluyla gerçekleştirildi ve planlarımızı oluşturup yönümüzü belirlemek için zemin hazırladı. Tabandan tepeye kadar partinin tüm kademeleri seçimlerde yer aldı. Bu, Hamas’ın şekil, içerik ve sonuç bakımından bütünüyle demokratik bir sürece girmiş olduğunu gösteriyor.

Bu arada, hareketin tüm liderleri konumlarını muhafaza ederek tüm arkadaşların kalbinde saygınlıklarını korumaya devam ediyor.

Gerçek demokratik seçimler doğrultusunda hareketin yönetim oluşumunu yenilemesi ve yeni kan getirmesi doğaldır.

Son olarak, seçimlerin bu kadar uzayıp bir yıldan fazla sürmesinin nedeni, değişik yönetim birimlerinin seçiminde Hamas’ın şura ve demokrasi ilkelerini uygulamak için gösterdiği kararlılıkta yatmaktadır.

Al-Monitor: Şüphesiz ki El Fetih ve Filistin Yönetimi ile uzlaşma yeni Hamas yönetiminin gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Bu konuda son durum nedir? Uzlaşma konusunu sonuçlandırmak için devlet başkanı Mahmud Abbas ile ne zaman bir araya geleceksiniz?

Meşal: İlk olarak şunu belirteyim ki uzlaşı, ulusal bir gereklilik olduğu gibi Hamas için de bir gerekliliktir. Hareketimiz için bu kritik bir konu. Zira uzlaşı olmadan Filistin ulusal projesi yarım kalır ve İsrail işgalinin karşısına dikilmek için gerekli olan gayreti harekete geçiremeyiz. Aynı şekilde, devlet başkanlığı ve meclis seçimlerini de yapamayız. Hamas, uzlaşmayla ilgili tüm dosyaları uygulama ve diğer Filistin gruplarıyla iş birliğine varma konusunda ciddi. Hareketimizin yönetimi geçen hafta yaptığı toplantıda bu konuya vurgu yaptı.

Yeni Hamas yönetimi, bölünmüşlüğü sona erdirme ve uzlaşmayı sağlama konusundaki kararlılığını sürdürecek, özellikle de İsrail işgali bu bölünmeyi kullanarak uzlaşmanın önüne engeller koyarken. Dış müdahaleler başka şekillerde de oluyor, uzlaşma konusunda ABD vetosu söz konusu. Bu nedenle biz Filistinliler olarak bölünme sayfasını çevirip ulusal uzlaşı önündeki engelleri aşmalıyız.

Hamas, ulusal uzlaşı için çabalarken ilkelerinden ve ulusal değişmezlerinden vazgeçmiş değil. El Fetih ve diğer gruplarla kesişme noktalarımızı bulup İsrail işgali karşısında halkımızın çıkarlarına ve ulusal projemize hizmet etmeyi amaçlıyoruz.

Bu arada Hamas, seçimlerden ve sandığa gitmekten de çekinmez, zira demokrasinin önemine ve Filistin siyasal sisteminin kurulmasına inanıyor. Hamas, yüce halkımıza güveniyor ve seçimlerine saygı duyuyor.

Alternatif Değil, Ortak

Al-Monitor: Uzlaşma olur ve Filistin Yönetimi genel seçim yaparsa “Filistin devlet başkanı” sıfatını sizin adınızın önünde görebilir miyiz?

Meşal: Erken yaşta milliyetçi ve İslami çalışmalara katıldım. Çeyrek yüzyıldan fazla bir zaman önce de Allaha şükürler olsun, büyük Filistinli adamlarla birlikte Hamas hareketinin kuruluşunda yer alabildim. Bu süre boyunca asla bir makam veya sıfat peşinde olmadım.

Konumum ne olursa olsun, halkımın ve haklı davasının hizmetkârı olarak görüyorum kendimi.

Ben kimseyi yerinden itmiyorum. Hamas, kimsenin alternatifi olarak sunmuyor kendini. Hamas, sadece işgale karşı direnme konusunda doğal hakkını kullanıyor ve FKÖ olsun, Filistin Yönetimi olsun başkalarıyla Filistin’in karar alıcı kurumlarında ortaklık yapıyor. Bu hakkı ortaklık temelinde kullanıyoruz, başkasının alternatifi olarak değil.

Al-Monitor: ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin bölgede barış sürecini canlandırma girişimini Hamas nasıl görüyor? Bu çabalarda Gazze’nin yeri ne?

Meşal: Kerry’nin Arap-İsrail ihtilafı konusunda ciddi bir proje veya vizyon sahibi olmadığı ortaya çıktı. Biz Hamas olarak, Beyaz Saray’a da başka bir ülkeye de umut ve bel bağlamayız. Kerry’nin açıklamalarını, müzakerelerin yeniden başlaması için yaptığı çağrıları dâhil, takip ettik. Gördük ki Filistin Devlet Başkanı’na ve diğer Arap taraflara baskı uygulamayı tercih edip sorunun kökenine, yani İsrail işgaline inmiyor ve onlara baskı yapmıyor. Hâlbuki “sözüm ona barış sürecini” öldüren ve hala da Filistin ulusal haklarını tanımamak için direnen onlardır.

 

Kerry, bölgeye gelirken aşırı sağcı bir İsrail hükümetiyle, bir yerleşimciler hükümetiyle muhatap olduğunu biliyordu. Dolayısıyla, hükümetle hiçbir konuda zıt düşmeden ve ihtilafın asıl düğüm noktası olan işgali göz ardı ederek Batı Şeria’da ekonomik barış ve yatırım önerilerini ortaya koydu.

Bu yaklaşımı seçerek ABD yönetimi hata etti. Geçmişte olduğu gibi bu girişimlerinde de başarısız olacaklar.

Biz şuna inanıyoruz ki Filistin davasının geleceği ve halkımızın haklarının kazanılması, her şeyden önce de işgalden kurtuluş ve özgürlük bu topraklarda inşa edilecek. Bunu yaparken elimizdeki seçenekleri ve kozları kullanacağız, özellikle de direnişin her türünü.

Bölgesel ve uluslararası ortama açık kalıp tüm fırsatlardan yararlanacağız ama bugüne kadar kimsenin eline bakmadık, bundan sonra da bakmayacağız.

Şunu açıkça söyleyeyim: Tarihin döngüsünü, halkın özgürlük ve kurtuluşa doğru yürüyüşünü kimse durduramaz, gücü ne kadar büyük olursa olsun.

Gazze, ABD yönetiminin çabalarında yer almıyor. Çünkü bu çabaların amacı soruna adil bir çözüm bulmak ve Filistin halkının acılarına son vermek değil. Bu çabalar, dar kapsamlı bir kriz yönetiminden ibaret olup, zaman kazanmayı ve gerçek barış olmadan “barış sürecini” sürdürmeyi hedefliyor.

Al-Monitor: Gazze’de son günlerde görünen “İslamlaştırma” örnekleri ve yönetimin insanlara belli davranışları dayatıp diğer bazı davranışları engellemesi için ne söyleyeceksiniz? Hamas’ın bundan zarar göreceğini düşünmüyor musunuz?

Meşal: Gerçek şu ki medyaya son zamanda yansıyan olaylar bazı şahısların hadlerini aşmasından kaynaklanmıştır. Hükümet politikası ya da Hamas adına örgütsel bir karar söz konusu değil. Bu olayları takip ediyorum ve sorunların çözülüp tekrar etmemesi için bizzat çalışıyorum. Olayların münferit olduğu ve belirlenmiş bir politika olmadığı bana teyit edildi.

Hamas yönetimi, insanlara dindarlık ve belli davranış kalıplarının dayatılmasına kesinlikle karşıdır. Dini, toplumsal veya siyasi özgürlük olsun, basın özgürlüğü olsun fark etmez. Bireysel özgürlük herkes içindir ve herkes için güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla, orada burada olan küçük olayları abartmak için bir neden görmüyorum.

Unutmayın ki Filistin toplumu genelinde ve Gazze halkı özelinde insanlarımız dindardır. Dindarlık da özgür iradeye dayanır, zorlamaya değil.

Al-Monitor: Gazze’deki durum demişken, Selefi hareketinin yükselişini, yayılışını ve gerçek boyutunu nasıl görüyorsunuz?

Meşal: Selefi hadisesi Gazze’ye özel değil, yaygın bir olay ve birçok ülkede ve çevrede mevcut. Selefiler, İslamiyet içeresindeki çoğulculuk ve çeşitliliğin bir parçasını temsil ediyor. Eski bir anlayış olan Selefilik, Peygamber’in arkadaşları ve müritleri tarafından uygulanan ilk İslami geleneklere dönüşü öğretiyor. Bu anlamda Selefilik, dinin gerçek doğasını temsil eden merkezi, ılımlı İslam’ın bir paçasıdır.

Fakat bazen radikal ve aşırı gruplar ortaya çıkıp günlük hayatta İslamiyet’in çok katı bir yorumunun uygulanmasını istiyor. Bu tür gruplar sadece İslamiyet’e özgü olmayıp tüm din ve ideolojilerde vardır. Arap dünyasında bu gruplar genelde bazı rejimlerin kendi halklarına baskı ve zulüm uygulaması sonucunda ortaya çıkmakta ya da Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi değişik şiddet ve işgal türlerini uygulayan büyük güçlerin İsrail yanlısı politikalarına tepki olarak gelişmektedir.

Gazze herkes için güvenli bir yer, hem kendi sakinleri hem de misafirleri için. Kimse, bir başkası için tehdit değil. Son zamanlarda çıkan haberlerin amacı Gazze’yi bu grupların yuvası olarak göstermekti ki bunun gerçekle alakası yok.

Al-Monitor: İslami Cihat hareketiyle yakın ilişkileriniz var. Sahada nasıl bir işbirliği yapıyorsunuz? Aranızda ne gibi siyasi bağlar var?

Meşal: Şüphesiz İslami Cihat’taki kardeşlerimizle aramızda kuvvetli bağlar var. Gazze’deki son iki savaşta bu bağlar pratikte de kanıtlandı, aramızdaki askeri ve siyasi eşgüdüm zirve noktasına ulaştı. Siyasi etkileşim ve eş güdümümüz de en üst seviyede. Zira bu tip bir ilişkinin aramızdaki doğal durumu yansıttığına inanıyoruz.

Bununla birlikte, hareketlerimiz arasındaki rekabet bir defasında olumsuz sonuçlara yol açtı. Ama bu durumu hızlı bir şekilde aştık. Çünkü bizi birleştiren şeylerin bizi ayıranlardan çok daha fazla olduğundan eminiz. Dahası, ideolojilerimiz, inançlarımız ve yöntemlerimiz neredeyse aynı. Dolayısıyla, zaten daha fazla uyum ve dayanışma gerektiren büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu da hesaba katarak, ilişkilerimizi geliştiremeye ve siyasi, askeri konular, kalkınma gibi çeşitli alanlarda iş birliği yapmaya çalışıyoruz.

Unutmamamız lazım ki İsrail işgaline karşı aynı mücadelenin parçasıyız.

Al-Monitor: Bazılarına göre Arap Baharı devrimlerinden en kazançlı Hamas çıktı. Mısır, Katar ve Türkiye gibi yeni müttefiklerinizle olan ilişkileriniz hakkında ne söylersiniz?

Meşal: Baştan şunu belirteyim ki Hamas, Arap halklarının özgürlük ve kendi kaderini tayin etme konusundaki beklentilerini, yolsuzluk ve zulüme karşı mücadelelerini destekliyor. Başka ülkelerin iç işlerine karışmadan bu desteği veriyoruz. Dolayısıyla, farklı halklar ve devrimler arasında ayrım gütmeden bu devrimlerin amacıyla uyumlu bir tutum izledik.

Diğer yandan, yeni rejimlerle olan ilişkilerimiz yeni veya yeniden düzenlenmiş değil. Kuruluşundan itibaren Hamas’ın tutumu bu şekilde olmuştur. Yani herkesle ilişki kurup kimseye kapıyı kapatmamak. Bölgesel eksenler veya uluslararası ittifaklar kurma gibi bir siyasetimiz asla olmadı. Bir devletle iyi ilişki kurmak için gözettiğimiz ölçüt, o devletin Filistin davasına verdiği desteğe bağlı olmuştur. Hamas’ın Araplar arası, bölgesel ve uluslararası ilişkileri tarihçesine bakarak bu gerçeği teyit edersiniz.

Hamas, hiçbir ülkenin düşmanı ya da uşağı olmadı. Hamas, Arap devletlerinin çoğu ile güçlü ilişkiler yürütmekte, zira bu ilişkilerin Filistin halkının İsrail işgaline karşı verdiği mücadeleyi güçlendirdiğine inanıyor. Şüphesiz ki Mısır, Katar ve Türkiye ile ilişkilerimiz mükemmel düzeyde. Bu ülkelerin halkımıza ve davamıza verdiği olağanüstü desteğe değer veriyoruz. Ayrıca herkesin menfaati ilerlesin diye herkesle siyasi ilişkilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz.

Art Niyetli Haberler

Al-Monitor: Mısır basınında son dönemde Hamas’a yöneltilen suçlamalardan hareketle Hamas’ın Mısır ile olan ilişkisini “kırılgan ve soğuk” olarak tanımlayanlara katılıyor musunuz?

Meşal: Tam tersine, Hamas’ın Mısır devletiyle ilişkileri istikrarlı olarak ve bugüne dek görülmemiş bir şekilde gelişmiştir. Mısır liderleri ve kurumlarıyla mükemmel ilişkilerimiz var. Zira bizim için Mısır, Filistin’in ana kucağıdır. Mısır’ın bu geçiş dönemini atlatıp eskiye nazaran daha iyi bir duruma geleceğini, halkının menfaat ve güvenliğine sahip çıkarak Arap dünyasının kendisinden beklediği tarihi rolü üstleneceğini umuyoruz.

Bunun ötesinde Hamas yöneticileri, Hamas’ı hedef alan iftira ve mesnetsiz suçlamaları çürütmek için birçok Mısırlı yetkili ve siyasi gruplarla görüşmeler yaptı. Neticede bu suçlamaların geçersizliği apaçık ortaya çıktı. Mısır’da ordu ve içişleri bakanlığı yetkililerince yakın zamanda yapılan açıklamalar da bunu ortaya koydu. Bir kısım Mısır medyası tarafından yöneltilen suçlamalar, Hamas’ı Mısır’ın iç işlerine bulaştırma amacıyla uydurulmuş yalanlardan başka bir şey değildi.

Biz Hamas olarak Mısır’ın ulusal güvenliğine ve iç işlerindeki özel durumuna saygılıyız. Mısır’ın mahremiyetine saygılıyız ve işlerine karışmıyoruz. Dolayısıyla Mısır’da şu an yaşanan iç kutuplaşmanın tarafı değiliz.

Al-Monitor: Suriye’deki durum hakkında ne söylersiniz? Batı’da çıkan bazı haberler, Hamas militanlarının Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) askerlerine eğitim verdiğini iddia ediyor.

Meşal: Tüm halkların özgürlük, haysiyet, reform ve demokrasi taleplerini destekliyoruz. Bu bakımdan Suriye halkının yanında yer alıyoruz. Bu değerlere ve haklara inanıyoruz ve bunları da uyguluyoruz. Bunlar, tüm Arap ve Müslümanların hakkıdır, aslında tüm insanlığın hakkıdır.

Ancak hiçbir ulusun iç işlerine karışmıyoruz. Suriye halkının kanının dökülmesinden ve Suriye’nin devlet ve ülke olarak tahrip edilmesinden dolayı duyduğumuz büyük üzüntüye rağmen Suriye’deki krize karışmıyoruz ve bu krizde taraf değiliz. Tutumumuz bu kadar açık ve net. Dolayısıyla hiç tereddütsüz şunu söyleyebilirim ki Hamas’ın ÖSO askerlerinin eğitiminde yer aldığına dair Batı kaynaklı haberler tamamen mesnetsizdir, ortalığı karıştırmayı amaçlayan yalanlardır.

Al-Monitor: Hizbullah ve İran’la yakın bağınız olduğunu biliyorum. Bu bağlar hala sürüyor mu?

Meşal: Evet, son yıllarda Hizbullah’taki ve İran’daki kardeşlerimizle güçlü ilişkilerimiz olduğu biliniyor, başka gruplar ve ülkelerle olduğu gibi. Bu ilişkiler, İsrail işgaline karşı direniş ve mücadele temelinde şekillenmişti. Davamız haklı bir dava. Biz her zaman Arap dünyasının ve tüm hür halklarının katkısını bu davaya ve Filistin halkına destek vermesi için seferber etmeye çalıştık.

Suriye’deki kriz konusunda ortaya çıkan görüş farklılığı nedeniyle Hizbullah ve İran’la ilişkimizin büyük ölçüde etkilendiği şüphesiz doğrudur. Bu konuda onlardan farklı düşünüyoruz. Fakat Suriye’deki durumdan etkilenmiş olmasına rağmen ilişkimiz hala devam etmektedir.

Al-Monitor: Suriye krizi konusunda İran’la aranızda olan görüş ayrılığı açık olarak görülüyor. Geçmişte size sağlamış oldukları askeri ve mali desteği şimdi nasıl telafi edeceksiniz?

Meşal: Hamas, İsrail işgaline karşı mücadelede kendisine destek vermiş olan herkese fazlasıyla minnettardır. Bu anlamda İran’ın sağladığı her şey için müteşekkirdir. Ancak Hamas, tek bir devletin desteğine bel bağlamaz. Tam tersine, destek kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışıyor. Bazı konularda var olan görüş farkları ve anlaşmazlıklara rağmen, Hamas eski ve yeni ilişkilerini korumayı arzuluyor. Siyasi ilişkiler içerisinde olmak, hep aynı tutumları benimsemek anlamına gelmez. Siyasi ilişkiler, ortak kaygılar konusunda iş birliği temeline dayanır.

Al-Monitor: Gazze’de birçok insan burayı tekrar ziyaret edip etmeyeceğinizi merak ediyor.

Meşal: Gazze, birçok sebepten dolayı kalbimde, aklımda ve düşüncelerimde özel bir yere sahip. Sevgili vatanımın bir parçası olması bir yana, Gazze’ye birkaç ay önce yaptığım ziyaret sırasında insanlara dokunmam, yöneticilerle temas etmem Gazze’ye olan sevgimi kat kat büyüttü. Filistin’in her şehri, her köyü, her vadisi, her dağı ve her sahili tüm Filistinliler için olduğu gibi benim için de kıymetlidir.

Allah’ın izniyle, işgalden kurtulmuş bir Batı Şeria’yı ziyaret edeceğim gün de gelecek. Direnişimiz güçlü İsrail ordusunu nasıl Gazze’den attıysa, Batı Şeria’daki işgali de direniş ve mücadeleyle bitireceğiz. İşte o zaman ziyaretin özel bir anlamı olur. Zira Batı Şeria’ya işgalcinin izniyle değil, özgür Filistin irademizin bir neticesi olarak gitmiş oluruz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: salafism, palestinians, palestinian, islamization, interview, hezbollah

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept