Filistin'in Nabzı

İslami Cihad: “1967 Sınırları Temelinde Devlet Kabul Edilemez.”

By
p
Article Summary
Filistin İslami Cihad örgütünü konu alan dizinin üçüncü bölümünde, hareketin diğer Filistinli gruplarla ilişkisi mercek altına alınıyor.

 

"Seni engelleseler de kalbimiz hala seninle, ey anavatan.” Halid Meşal’in ziyareti epey geride kalmış olsa da hala Gazze sokaklarını süsleyen dev pankartlar böyle diyordu. Pankartlarda, İslami Cihad Genel Sekreteri Dr. Ramazan Şallah’ın dev resimleri de vardı. İsrail işgalci kuvvetleri, Gazze Şeridi’ne gelmeleri halinde her iki lideri de öldürmekle tehdit etmişti. Filistin İslami Cihad hareketi, geçtiğimiz kasımdaki savaşın siyasi bedelini böyle ödemek zorunda kaldı. Bunun da ötesinde, ABD’nin bastırması ve Mısır’ın ara buluculuğunda Hamas ile İsrail arasında müzakere edilen ve sekiz günlük savaşa son veren ateşkese rağmen, İsrail’in başlıca hedefi haline geldi.

İslami Cihad'ın ‘İlan Edilmemiş’ Duruşu

Ateşkes, Hamas ve İslami Cihad arasındaki üstü kapalı ayrışmayı derinleştirdi. Ateşkes müzakereleri sırasında Gazze’deki İslami Cihad temsilcilerinin onlar adına görüşmeleri yürütenlere gönderdiği notlar bu gerçeği doğruluyor.

Al-Monitor’un ele geçirdiği ve savaşın altıncı gününde Şallah tarafından yazılan bu notlardan biri, ateşkesin Hamas’ın siyasi rolünü ya da Gazze’deki yönetimini zayıflatmaktan ziyade, Hamas bağlantılı Kassam Tugayları dâhil direniş hareketlerinin askeri gücünü kırmayı amaçladığını belirtiyor.

Mesajda yer alan uyarı, İsrail’in bu ateşkes aracılığıyla yenilenebilen uzun vadeli bir ateşkes sağlama peşinde olduğunu, böylece Gazze’yi silahlı mücadele alanı dışında bırakırken Batı Şeria’daki yerleşimlerin devam etmesini ve Gazze ile Mısır arasındaki engellerin kalkmasını amaçladığını söylüyor.

Mesaj, bu amaçların önüne geçmek için ateşkesin Batı Şeria’daki duruma bağlanmasını tavsiye ederken şu şartları öneriyor: yerleşim inşatlarının durdurulması, ateşkes süresinin sınırlandırılması, bu sürenin Filistinli tutuklulara bağlanması, İsrail ordusunun Batı Şeria’da her gün gerçekleştirdiği baskınlara son vermesi ve Gazze’ye sınır kapılarının açılması. Bu talepler, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın huzurunda da tekrar edildi ki kendisi sonradan müzakerelere sembolik olarak katılıp bahsi geçen koşulların nihai garantörü olarak devreye girdi.

Şallah, mesajdaki tavsiyelerin ateşkes müzakerelerinde uygulanmasını talep etti, ancak diğer taraflar buna uymadı. Bunun da ötesinde Hamas ve Mısır, İslami Cihad’a ağır baskı uyguladı ve örgüt nihayetinde ateşkese razı oldu. Yine de İslami Cihad, anlaşmayı resmi olarak imzalamadı.

İslami Cihad sözcüsü Davud Şihab, örgütü ateşkese zorlamak için uygulanan baskıları başka şekilde adlandırmayı tercih ediyor. Şihab’a göre bunlar, oyunun kaçınılmaz “siyasi kuralları” ve bu kurallar ancak zaman içinde Arap ulusunun direniş hareketine daha fazla emek ve destek vermesiyle değişebilir.

Çalışma ofisinde Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Şihab, İslami Cihad’ın müzakereler sırasında ateşkesi Batı Şeria’ya bağlamak için uğraş verdiğinin altını çizdi. Şihab, Abbas’ın katılımını Hamas kendi başına kalır korkusuyla değil, müşterek bir Filistin tutumu adına istediklerini belirtti. Filistinlilerin birlik olması gerektiğini vurgulayan sözcü, Abbas’ın direnişçiler tarafından İsrail’e atılan tek bir roketi kınamaktan bile geri durduğuna dikkat çekti.

Konuyu Al-Monitor için yorumlayan İslami hareketler uzmanı Muhammed Hicazi’ye göre, ateşkes sonrası Meşal’in Gazze’ye gelmesine izin verilirken Şallah ya da yardımcısı Ziad Nakhla’ya bu iznin verilmemesi, İsrail ve Hamas’ın anlaşmanın asıl tarafları olduğunu gösteriyor. İslami Cihad neticede ateşkese razı olsa da dışarıda bırakılmış oldu.

Şihab ise Gazze’yi korumak adına saldırıyı durdurmanın o an için hayati bir öncelik olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Ateşkes, hareket açısından bir taktikti, bir strateji değil. Biz ateşkes olsun diye savaşmıyoruz. Meselenin özü şu: direniş etki-tepki prensibi etrafında gelişmiyor; direniş işgal var olduğu için var.”

Hamas-İslami Cihad İlişkisi

Bu noktada İslami Cihad’ın Hamas ile ilişkisi daha geniş bir tartışma boyutu kazanıyor. Nazım Ömer, 2008’de çıkan “Filistin İslami Cihad Hareketinin Siyasal İdeolojisi” isimli kitabında şöyle yazıyor: “Hamas'ın İslami Cihad’a yaklaşımının özünde mesafeli durma ve tepeden bakma söz konusu. Hamas, İslami Cihad’ı hala bağrından koptuğu harekete geri dönmesi gereken bir hizip olarak görmeye devam ediyor. Nisan 1992’de İslami Cihad Hamas’ı resmi söylemini çiğnemek ve kendi kontrolündeki camilere saldırmakla suçlayınca iki taraf arasındaki gerilim çatışma raddesine ulaştı.”

Hicazi’ye göre İslami Cihad, Gazze Şeridi’ndeki Hamas hâkimiyetini hem Filistin davasına zarar veren hem İslami Cihad’ı Gazze’de engelleyen doğal olmayan bir yönetim olarak görüyor ve bu yönetimin askeri ateşkese mal olduğunu düşünüyor.

Bu yoruma katılmadığını belirten Şihab şöyle konuştu: “Hamas’la karşılıklı saygıya dayalı bütünleştirici ilişkilerimiz var. Birçok konuda farklı düşünsek de bu ilişkide büyük bir ilerleme kaydedilmiştir. İsrail’le olan ihtilafa ilişkin meselelerde, Filistin davasının olmazsa olmazlarında ve direniş hareketi konusunda çok büyük oranda fikir birliği içindeyiz. Ancak Hamas’taki kardeşlerimizin belli bir stratejisi varken bizim farklı bir stratejimiz olabilir. Bu, aramızda büyük bir ayrışma olduğunu göstermez.”

Şallah, 2007 yılında çıkan “Filistin’de İslami Cihad Hareketi: Gerçekler ve Tutumlar” isimli kitabında Hamas’la olan ilişkilerini şöyle anlatır: “Tarihsel süreç içerisinde iniş ve çıkışların olduğu sır değil. Bugün şunu söyleyebilirim ki tüm sorunlara rağmen içerideki ilişkilerimiz iyi durumda. Ancak yurtdışındaki ilişkilerimiz çok daha iyi; en üst seviyede iletişim söz konusu.”

Tarihsel Filistin

“Nehirden denize kadar kurtarılmış Filistin.” Bu, İslami Cihad’ın İnternet sitesinde yer alan temel ilkelerinden biri. Buna karşın Hamas bir süredir 1967 sınırları içerisinde devlet kurulmasından söz eder oldu. Direniş hareketinin siyasi alana kabul edilip edilmemesi tartışılırken uluslararası toplumun gördüğü temel fark bu noktada yatıyor.

Hicazi’ye göre, Hamas’ın da içinde olduğu Mısır önderliğindeki küresel Müslüman Kardeşler hareketi ile ABD yönetimi arasında zaman içinde birçok konuda anlayış birliği sağlandı. Özünde bu, şu anlama geliyor: Camp David Anlaşması’nı tanıması, insan ve kadın haklarına riayet etmesi ve ABD çıkarlarını gözetmesine karşılık Müslüman Kardeşler’in Arap bölgesinde iktidara gelmesine izin verilecek.

Hicazi şöyle devam ediyor: "Hamas Müslüman Kardeşler’in parçası. Hamas, direniş zemininden ve Hizbullah, Suriye ve İran’ın dâhil olduğu ‘ret ekseninden’ kopup Katar, Türkiye ve Müslüman Kardeşler’in iktidara geldiği Mısır’ın olduğu ‘ılımlı eksene’ doğru kayıyor. Bu, Hamas’ın ABD ile uyum çizgisine doğru yaklaştığı anlamına geliyor. Siyasi sisteme katılmasına karşılık ABD’nin Hamas’ın önüne koyacağı fatura üç maddeden oluşuyor. Birincisi, Hamas 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini açıkça kabul etmeli. İkincisi, müzakerelere katılarak barışçıl çözümü kabul etmeli. Üçüncüsü de Hamas İsrail’i tanımalı. İsrail’i tanıması mümkün olmazsa, ABD ve İsrail Hamas’ın siyasi sürece katılmasını yine kabul edebilir, ama bu defa Hamas, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) siyasi ortağı değil FKÖ’ye rakip müzakereci konumunda olur.”

Hicazi, İsrail eski başbakanları Şaron ve Omert’in Filistin devleti için önermiş olduğu “geçici sınırların” Hamas tarafından aslında kabul gördüğüne dikkat çekiyor. Tabi, bazı kozmetik farklar söz konusu. Hamas, Gazze Şeridi’ni yönetmeye devam etmesi karşılığında bunu, 20 yıl kadar sürebilecek “uzun vadeli ateşkes” olarak tanımlıyor.

İslami Cihad’ın tamamen zıt olan tutumunu yorumlayan Hicazi, İslami Cihad’ın bir siyasi programı ve iktidar hedefinin olmadığına dikkat çekiyor. Hareketin gündemi, Yahudi devletini ortadan kaldırma amacıyla direnişi ve cihadı sürdürmekle sınırlı. İslami Cihad iki devletli çözümü kabul etmez. Zira onun gözünde ihtilaf ancak taraflardan birinin ortadan kalkmasıyla son bulabilir. Bu bağlamda hareket, İran, Hizbullah ve Suriye ile olan sıkı ittifaklarından güç alıyor.

Bu görüşe aynen katılan Şihab, Filistin’in onlar için “nehirden denize kadar uzandığını” tekrarladı. İslami Cihad sözcüsü, “Başkaları istekli olsa da, biz 1967 sınırları temelinde bir devleti kabul etmeyeceğiz. Bu konudaki Filistin duruşu sertleşmeli.” şeklinde konuştu. Şihab son olarak da, Hamas olsun başkası olsun, bu konuda yuvarlak konuşmanın Filistin davasına hizmet etmediğini vurguladı.

Devam edecek…

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: palestinian, palestine, khaled meshaal, hezbollah, hamas

Asmaa al-Ghoul, Al-Monitor’un Filistin’in Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Gazze’de Refah Mülteci Kampı’nda yaşayan al-Ghoul, gazetecilik yapmaktadır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept