AKP’nin başarısızlığı Kürt “Tanrı Partisi”ne hizmet ediyor

Türkiye’de geçen 17 Aralık’ta yeni bir parti kuruldu. Adı Hür Dava Partisi. Kısa adı daha ilginç; Türkçedeki “Hür”, “Dava” ve “Parti” sözcüklerinin ilk hecelerinin birleşmesinden oluşuyor ve “Hüda-Par” halini alıyor. “Hüda”, Türkçe ve Kürtçede de kullanılan Farsça kökenli bir sözcük. “Tanrı” anlamına geliyor. Dolaysıyla bu partinin adını “Tanrı Partisi” olarak anlamak da mümkün....

al-monitor .
Kadri Gürsel

Kadri Gürsel

@KadriGursel

İşlenmiş konular

turkish-kurdish relations, kurds, islamists

Ara 23, 2012

Türkiye’de geçen 17 Aralık’ta yeni bir parti kuruldu. Adı Hür Dava Partisi. Kısa adı daha ilginç; Türkçedeki “Hür”, “Dava” ve “Parti” sözcüklerinin ilk hecelerinin birleşmesinden oluşuyor ve “Hüda-Par” halini alıyor. “Hüda”, Türkçe ve Kürtçede de kullanılan Farsça kökenli bir sözcük. “Tanrı” anlamına geliyor. Dolaysıyla bu partinin adını “Tanrı Partisi” olarak anlamak da mümkün. Tıpkı “Hizbullah” sözcüğünün de “Tanrı Partisi” anlamına gelmesi gibi...

Burada “Hizbullah” derken, Lübnan’daki Şii Hizbullah’tan değil, Türkiye’deki Sünni İslamcı Kürt Hizbullah’tan söz ediyoruz.

Dolayısıyla, Hizbullah ve Hüda-Par adlarının aynı anlama sahip olması bir rastlantıdan ziyade bilinçli olarak yapılmış bir tercih gibi görünüyor.

Çünkü yasal siyasi parti Hüda-Par, 90’lı yılların karanlık ve kanlı örgütü, Sünni İslamcı Kürt Hizbullah’ın mirasçısı niteliğinde. Hüda-Par, silahlı geçmişi olan Kürt İslamcı hareketinin 2000’li yılların başından bu yana yaşadığı dönüşüm ve değişimin geldiği son aşama...

Hizbullah’ın Sünni olmakla birlikte İran İslam Devrimi’nin büyük etkisi altında kalarak kurulduğunu ve 90’lı yıllarda İran rejimiyle hayli içli dışlı olduğunu belirtmeli.

Yine bu yıllarda ana akım Kürt siyasi hareketi PKK ile Hizbullah arasındaki çatışmalarda toplam 700 kişinin öldüğünü, Hizbullah’ın kendisinden olmayan İslami gruplara karşı da son derece acımasız hareket ettiğini eklemek gerekiyor.

Türkiye kamuoyu 2000 yılında Hizbullah’a karşı düzenlenen operasyonlar sonucu, örgütün yüzden fazla rakip İslamcıyı kaçırıp, işkence edip öldürdükten sonra bodrumlarına gömdüğü “mezar evler”le karşılaştığında şok geçirmişti. 

Hüda-Par’ın kuruluş dilekçesini veren ve aynı zamanda örgütün kurucu başkanı olan Mehmet Hüseyin Yılmaz’ı Türkiye eski “Mustazaflar ile Dayanışma Derneği”nin başkanı olarak tanıyor. “Mustazaf” kelimesi kısaca “Mazlum”, “ezilmiş” anlamına geliyor.

Kısa adı Mustazaf-Der olan dernek geçen mayıs ayında, “Hizbullah terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket ettiği” gerekçesiyle kapatılana kadar Hizbullah ve Hüda-Par arasındaki bağlantı ve devamlılık halkasını teşkil etti.

Değişim geçiren Kürt Hizbullah’ın Hüda-Par adı altında yasal bir siyasi parti kurması, Türkiye’nin Kürt sorunu ve bunun bölgeyle etkileşimi açısından dikkate alınması gereken önemli bir gelişmedir.

Aşağıdaki nedenlerden ötürü...

Birincisi bu İslamcı Kürt hareketi, seçimlere katılabilmesi için yasanın gerektirdiği asgari örgütlenmesini tamamladıktan sonra Türkiye’nin önündeki bütün seçimlerde, öncelikle de 2014’teki yerel seçimde AKP ve ana akım yasal Kürt siyasi teşekkülü Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Kürt çoğunluklu güneydoğudaki oylarına ortak olacak. Hüda-Par’ın büyükşehir belediyelerinden ziyade bazı belde ve ilçelerde etkili olması beklenmelidir.

Türkiye kamuoyu 2000’lerin ortalarına kadar Hizbullah’ın kitle tabanının ne olduğuna dair genel bir fikre sahip değildi. Hizbullah’ın, 2006’da Diyarbakır’da Mustazaf-Der adı altında düzenlediği mitinglere en az 50’şer bin kişi katılınca örgütün ciddiye alınması gereken bir kitle desteğine sahip olduğu anlaşıldı.

Bu durumda Hüda-Par’ın güneydoğuda en çok AKP’nin tabanından oy alacağı varsayılabilir. Neticede bu bölgedeki AKP seçmeni kabaca devlet memurları, güvenlik güçleri, cılız Kürt orta sınıfı ve muhafazakar Kürt seçmeninden oluşuyor. Muhafazakar ve dindar AKP seçmeni içinde Hizbullah tabanının belirli bir oran oluşturduğu ve bunların normal şartlar altında artık Hüda-Par’ın adaylarına oy vereceğini öngörebiliriz.

Hizbullah’ın içinden yasal bir İslamcı Kürt partisi çıkmasında bu hareketin kendi özgün ve bağımsız dinamiği kadar bir mega trend de rol oynuyor.

Bu mega trend kısaca, “Kürt ve Türk İslamcılarının yollarının hızla ayrılması” olarak özetlenebilir.

Hizbullah’ın evrimini yakından izleyen İslamcı hareketler uzmanı gazeteci Ruşen Çakır’ın İslamcı bir Kürt olan gazeteci Ali Akel ile yaptığı söyleşi bu trende ışık tutuyor.

Ali Akel geçen mayıs ayına kadar AKP yanlısı İslamcı gazete Yeni Şafak’ın köşe yazarıydı.

Geçen aralıkta Türkiye’nin Irak ve İran sınırının kesiştiği Uludere bölgesindeki Kürtçe adıyla Roboski köyünden 34 genç Kürt kaçakçının Türk savaş uçakları tarafından yanlışlıkla bombalanarak öldürülmesi nedeniyle Başbakan Erdoğan’ın hala özür dilememiş olmasını eleştirdiği için gazetesinden kovuldu.

30 Kasım’da Vatan gazetesinde yayımlanan söyleşide Akel şunları söyledi:

“2000’lerin başına kadar en basit ifadesiyle ‘Müslümanlar iktidara gelince Kürt sorunu çözülür’ düşüncesi varlığını koruyordu. Fakat 10 yıllık AK parti iktidarı, Kürt sorununun Müslümanların iktidarıyla çözülecek bir sorun olmadığını ortaya çıkardı. Son 3-4 yılda yaşanan gelişmeler Kürt dindar kesimini yeni arayışlara itmiş. İki temel üzerinde yükseliyor bu: Birincisi AK Parti’ye ve politikalarına karşı genel bir reaksiyon var. İkinci ayağındaysa sadece siyaset kurumuna değil Türk İslamcılara da yönelen bir tepki var. Onlara göre sadece AK Parti değil, Türk İslamcı gruplar da aynı oranda devletçi.”

Ali Akel dahil Türkiye’deki Kürt sorununun geçirdiği evrimi yakından gözlemleyen herkesin üzerinde birleştiği nokta, “Roboski katliamı”nın, Kürt kamuoyunda derin bir duygusal kırılma ve zihinsel kopuşa yol açtığıdır. Akel buna “bardağı taşıran son damla” diyor.

“Kürt açılımı”nı askıya alan AKP iktidarının ana akım laik Kürt hareketine karşı sertleşen tutumu da dindar Kürtlerin bakışını olumsuz etkiliyor.

Bu kapsamda, son 3,5 yılda içlerinde seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, BDP yönetici ve üyeleri olan toplam 7 bin silahsız Kürt aktivistin terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle tutuklanması ve Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için yapılan çalışmaları vurgulamak gerekiyor.

Sonuçta dindar Kürtler arasında seçimlerde laik Kürt partisi BDP’nin adaylarına oy verenlerin oranı artmaya başladı.

Bu gelişmede laik Kürt siyasi hareketinin İslam dinine ve dindarlara yönelik üslubunu büyük ölçüde değiştirmiş olmasının payı büyük.

Buna bir örnek, güneydoğuda vaazların Kürt imamlar tarafından Kürtçe olarak verildiği “alternatif Cuma namazları”nın düzenlenmiş olmasıdır.

Dolayısıyla Hüda-Par, BDP’yi kerhen desteklemeye başlayan dindar Kürtlerden de oy alacaktır.

Buna karşılık Ruşen Çakır, Hüda-Par’ın dindar Kürtlerden alabileceği desteğin sınırları olduğu kanaatinde.

Çakır’a göre bunun bir nedeni Hizbullah’ın 90’lı yıllarda kendinden olmayan İslamcılara düzenlediği saldırılar konusunda bugüne kadar ikna edici açıklamalar yapmamış olması. Ayrıca bu hareket silahı kesin biçimde bıraktığına dair henüz bir teminat vermiş de değil.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Kayyum politikası Kürt siyasetine geçit vermiyor
Mahmut Bozarslan | türk-kürt çatışması | Nis 8, 2020
Deyrizor’da özerk Kürt yönetimine karşı protestolar
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Mar 20, 2020
SDG komutanı: Türkiye samimi davranırsa Kürtler diyaloga hazır
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Oca 23, 2020
İsrail’in Kürt aşkı hasımlar tarafından silaha dönüştürülüyor
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Ara 13, 2019
Kürtleri süpürme hamlesinde üç ters sonuç
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Ara 11, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
al-monitor
Kürtlerin korkusu: Pençe PKK’nin ötesinde Kürdistan’ı hedef alıyor
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Tem 20, 2020