Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’nin AB Üyeliğinden Çark Etmesi Ortadoğu’da Elini Zayıflatır

By
p
Article Summary
Türkiye’nin AB Üyeliğinden Çark Etmesi Ortadoğu’da Elini Zayıflatır.

Eğer Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmakla görevli olan bakan görev tanımından şüphe etmeye başlarsa AB üyeliğinin ciddi risk altında olduğunu söylebilirsiniz. Türkiye’nin AB üyeliğinde ilerleme sağlayamamasının Ortadoğu’daki etkisini zayıflatacağını da.

Hikayemiz 21 Eylül Cumartesi günü başladı. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Ukrayna’da katıldığı bir toplantıda Türkiye’nin “muhtemelen asla AB’ye üye olamayacağını” ifade etti. Bağış, Türkiye’nin “Norveç gibi Avrupa ile iç içe ama üye olmayan bir ülke olma ihtimali” olduğundan bahsetti.

AB Bakanı Bağış’ın kendisinin de kabul ettiği gibi, bu kötümser bakış açısında Avrupalılar’ın Türkiye’ye karşı duyduğu önyargıların etkisi var. Bağış, bu önyargılara delil olarak Ankara’nın 50 yılı aşkın bir süredir devam eden Avrupa klübüne üyelik macerasını ve ay başında bir çok Avrupa ülkesinin 2020 olimpiyatları seçimlerinde İstanbul’a karşı oy kullanmalarını örnek gösteriyor.

Burada dikkat çekici olan ilk defa AKP’li üst düzey yöneticilerden birinin Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağı ihtimalini açıkça dile getirmesi. Sene başında Başbakan Erdoğan bile “AB üyelik vermesse Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılırız” ifadesini şakayla karışık dile getirmişti.

Erdoğan, Brüksel yerine Şanghay’a katılma konusunda belki ciddi değildi ama bu sözleriyle vatandaşlarının duygularına da tercüman oldu. Bugünlerde Türkiye’de bir çok kişi ülkenin yüzünü doğuya dönmesinin daha iyi olup olmayacağını sorguluyor. Kamuoyu araştırmaları da bunu gösteriyor: 2004’te neredeyse yüzde 75 olan AB üyeliğine destek son yıllarda yüzde 44’e kadar düşmüş durumda. Her ne kadar AB Bakanı Bağış Ankara’nın nihai hedefinin hala tam üyelik olduğunu söylese de artık AKP hükümetinin de Avrupa’dan umudunu kesmeye başladığını görüyoruz.

Ancak Batılılar Türkiye’yi sevmiyor diye doğuya dönmek büyük resmi ıskalamamıza sebep olur: Türkiye’nin Ortadoğu’ya gücünü yansıtmasıyla olası AB üyeliği arasında yakın bir bağ var. Avrupa perspektifi olmayan bir Türkiye Ortadoğu’da daha zayıf bir aktör olmaya mahkum olur. Ortadoğulu liderlerin sözleri de buna işaret ediyor: Suriye’de iç savaş patlak vermeden önce Devlet Başkanı Beşar Esat, AB üyelerine Türkiye’yi aralarına üye olarak kabul etmeleri tavsiyesinde bulunmuştu. Esat, “AB’nin Hristiyan klübü olmasından kurtulabilmesi için bir İslam ülkesine ihtiyacı olduğunu” söylemişti. Dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad da Türkiye’nin “tarihiyle, kültürüyle, ve medeniyetiyle AB’nin güvenilirliğini arttıracağını” vurgulamıştı.

Tabi burada Esat ve Ahmedinejad için aslolan AB üyesi olan Türkiye vasıtasıyla zengin Avrupa ortak pazarına kapı komşusu olmaktı. Öte yandan, Suriyeli ve İranlı liderlerin ifadeleri AB üyeliğinin Türkiye’nin Ortadoğu’da ne kadar güç ve prestij elde edeceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor.

Zaten 2011 yılında Arap Baharı henüz kışa dönmemişken Esat ve Ahmedinejad haklı çıkar gibi gözüküyorlardı. Ortadoğu’da nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan, laik ve demokratik rejime sahip, ve serbest piyasa ekonomisinin temel koşullarını taşıyan tek ülke olarak Türkiye, diğer bölge ülkelerine model teşkil ediyordu. Ortadoğu’da birçok insan da ülkelerinin “Türkiye gibi” olmasını dilemekteydi. 2011’de Amerika’nın önde gelen okullarından Maryland Üniversitesi tarafından yapılan bir kamuoyu yoklamasında Mısırlılar’ın çoğu ülkelerinin dünya devletleri içinde en çok Türkiye’ye benzemesini istediklerini ifade etmişlerdi.

Ancak iki senede köprünün altından çok sular aktı. Mısır’daki darbe, Suriye’deki iç savaş, ve Türkiye’nin kendi içindeki karışıklıklar – özellikle PKK’yla durma noktasına gelmiş barış süreci ve ekonomideki belirsizlikler, Türkiye’de siyasi liderlerde AB üyeliğinin lüks olduğu izlenimini uyandırmış olabilir.

Fakat aslında AB üyeliği Türkiye’de bir çok siyasetçinin endişelerini ortadan kaldırmaya katkı sağlayabilir. Mısır’daki darbe sonrasında AKP hükümeti muhalefeti – Gezi Parkı protestocuları dahil – Türkiye’de de benzer bir askeri müdahaleyi kışkırtmakla suçlar oldu. Ama Türkiye AB üyesi olsa AKP’lilerin korkmaları için sebep de kalmaz zira bugüne kadar AB üyesi hiçbir devlet askerin siyasete müdahalesiyle uğraşmadı. Bu da demek oluyor ki uzun vadede Türkiye’nin AB üyeliği AKP’nin en büyük sıkıntısını aşmasına yardımcı olabilir.

Aynı şey ana muhalefet partisi CHP için de geçerli. CHP’liler yıllardır AB üyeliğine “bölünürüz” ve askerin kışlasına çekilmesi sonucu “laikliğin elden gideceği” korkusuyla karşı çıktı. CHP’nin eski tüfeklerinden birçoğu hala AB’yi AKP’nin askeri siyasi alandan uzaklaştırmasını ve Türkiye’nin laik siyasi geleneklerini ayaklar altında almasını teşvik etmekle suçluyor.

Ancak bölücülükten korkan CHP’li liderler, AB’nin koyduğu yüksek demokrasi standartlarının üye ülkelerdeki etnik anlaşmazlıkları şiddetten arındırdığını unutuyorlar gibi. Bir diğer ıskaladıkları nokta ise, bugüne kadar AB üyesi olan hiçbir devletin toprak kaybetmemiş olması. Bundan da öte, AB üyesi ülkelerin toplumları Türk halkında zaten çok daha seküler. Yani tıpkı AKP gibi, AB üyeliği CHP için de faydalı olacak.

AB üyeliğinin Türkiye’nin iç dinamikleri üzerindeki etkisinin altını kalın çizgilerle çizmek gerek. Zira AB Bakanı Bağış’ın hatalı “Norveç” benzetmesi bu hususu gözden kaçırmamıza sebep olabilir. Türkiye’de birçok insan bilmez ama Norveç’in AB üyesi olmamasının sebebi 1994 referandumunda Norveçliler’in AB üyeliğini redd etmesidir. Norveçliler’in AB üyesi olmakta isteksizliklerinin en önemli sebebiyse o yıllarda ülkelerinin AB için fazla iyi olmasıydı. Tıpkı bugün olduğu gibi, 1994’te de Norveç’in insani gelişim rakamları, kişi başına düşen gelir miktarı, ve çevre koruma mevzuatları birçok AB ülkesinden ilerideydi. Eğer Oslo, Avrupa klübüne katılmış olsaydı diğer AB üyelerinin ve aday ülkelerin kalkınmasını sağlamak için kendi standartlarını düşürmek zorunda kalacaktı.

Maalesef 2014 yılının Türkiye’si 1994’ün Norveç’i kadar kalkınmış olmayacağına göre AB üyeliği perspektifi Türkiye’deki siyasi aktörler kadar serbest piyasayı ve sivil toplum örgütlerini de ülkeyi dönüştürme yolunda tetikleyecektir.

Tabi ki bu kolay bir süreç olmayacak: Ankara, dışarıda Yunanistan’la Ege sorununa ve Kıbrıs Rumları’yla adadaki bölünmüşlüğe çare bulmak zorunda. Ülke içinde ise kadınların hukuki ve ekonomik durumlarını düzeltmek, azınlık haklarının ve ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmek, ve ekonomiyi kalkındırmak gerekecek. Ancak bu hedefleri gerçekleştirmiş bir Türkiye Ortadoğu’da çok daha güçlü bir pozisyon kazanmış olur.

Son tahlilde, Ankara için Şam’a, Bağdat’a, ve Kahire’ye giden en iyi yol hala Brüksel’den geçiyor.

Barın Kayaoğlu, Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır. Kendisi geçen sene Yale Üniversitesi’nin Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında Smith Richardson Vakfı bursuyla misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Kendisini www.barinkayaoglu.com’dan, Twitter’dan (@barinkayaoglu), ve Facebook’tan (Barın Kayaoğlu) takip edebilirsiniz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: turkish politics, turkey’s middle east policy, mahmoud ahmadinajad, bashar al-assad

Barın Kayaoğlu Irak Amerikan Üniversitesi, Süleymaniye’de dünya tarihi alanında yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. 2014 yılında Virginia Üniversitesi’nden tarih doktoru ünvanını almış, halihazırda doktora tezinin konusu olan ve 1945’ten günümüze ABD’nin Türkiye ve İran’la ilişkilerini ve iki ülkedeki Amerikan yanlılığını ve karşıtlığını inceleyen ilk kitabını yayına hazırlamaktadır. Kendisini www.barinkayaoglu.comTwitter (@barinkayaoglu), and Facebook’tan (Barın Kayaoğlu) takip edebilirsiniz.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept