Türkiye Ergenekon’u Nasıl Yanlış Yorumluyor

Türkiye Ergenekon’u Nasıl Yanlış Yorumluyor.

al-monitor .
Barın Kayaoğlu

Barın Kayaoğlu

@barinkayaoglu

İşlenmiş konular

turkey, ergenekon, abdullah ocalan

Ağu 7, 2013

Ergenekon davasında dün açıklanan cezalara farklı kesimlerin gösterdiği tepkiler, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti kültürünün hala gelişmediğine işaret ediyor.

İddia makamına göre, Ergenekon örgütü Türkiye’de “derin devletin” ta kendisiydi. Örgüt, faili meçhul cinayetler ve “hedef şaşırtma” operasyonları yoluyla demokratik yoldan seçilmiş hükümetleri devirmişti ve suçluydu. Savcılar Ergenekon üyelerinin 2004-2007 arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve hükümetini devirme planları yaptıklarını bile söylediler. Sonuç olarak, düzinelerce asker, polis, akademisyen, ve gazeteci uzun süreli hapis cezasına çarptırıldılar.

Ergenekon davası Türkiye’de askerin siyaset üzerinde üstünlüğünü kırması için çok iyi bir fırsattı. Ancak davaya damgasını vuran sahte delil iddiaları, uzun süren gözaltı ve tutukluluk süreleri, verilen cezaların meşruiyetiyle ilgili toplum nezdinde görüş birliği olmaması, ve en önemlisi, Ergenekon’un henüz bitirilmemiş olma ihtimali Türkiye için çok ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Davada sahih olmadığı iddia edilen delil, gece yapılan baskınlar, ve savunma hakkı ihlalleri üzerine pek çok şey yazıldı-çizildi. Maalesef adaletsizlik ve yavaşlık Türkiye’de hukuk düzeninin gerçekleri.

Asıl endişelendirici olansa toplumun Ergenekon’u yanlış yorumlaması.

Davanın sonucuna kızanlar özellikle cezalandırılan kimselerin Türkiye’ye “çok büyük hizmetler” verdiğini vurguluyorlar. Bu kadar çok üst rütbeli askerin (ki aralarında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da var) “terörist” damgası yemesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan’la aynı muameleyi görmeleri insanların gücüne gidiyor. Bu anlaşılabilir bir kızgınlık. Ancak bu kadar çok insanın davanın içeriğine bakmadan “ülkeye hizmet ettiler” diye bazı insanları kanunların üzerinde görmeleri de çok düşündürücü. Adaletin doğru düzgün dağıtılabilmesi için savunma makamındakilerin meslekleri ve siyasi görüşleri önemli olmamalı.

Tabi, dünkü kararları kutlayanlar da üzülenlerden çok farklı hatalar yapmadılar. Bu kesim de Ergenekon’un yıllardan beri demokratik düzene müdahale ettiğinden şikayet edip davanın haklılığına vurgu yaptılar. Ama bunu yaparken davadaki hukuksuzlukları ya görmediler ya da görmezden geldiler. Türkiye’de bu kadar çok insanın hala birilerinin siyasi görüşünü beğenmemesinin o insanların “ayarlanmış” olması muhtemel delillerle mahkum olmasını istemesi de bir o kadar düşündürücü.

Kısacası Al-Monitor yazarı Orhan Kemal Cengiz’in de belirttiği gibi, keşke Ergenekon davası Türkiye’de insanların hukuk devleti ve askerin demokrasideki rolüyle ilgili olarak fikirlerinin gelişmesine katkıda bulusaydı. Bu olmadı.

Ancak Ergenekon davasında dün açıklanan kararlarla ilgili asıl endişe verici olan başka bir şey var: örgüt hala varlığını sürdürüyor olabilir. Davadan çıkan sonuca bakarsak, 2007’de Hrant Dink’in öldürülmesine azmettirdiği iddia edilen Kemal Kerinçsiz ve Veli Küçük gibi sanıklar Ergenekon’a üye olmaktan hapis cezası aldılar. Ancak Kerinçsiz ve Küçük gibi sanıklar uzun süreli ceza alırlarken Dink öldürüldüğünde İstanbul valisi, emniyet müdürü, ve emniyet istihbarat şefi olan şahıslar hakkında hiçbir soruşturma açılmadı. Bilakis, 2007’den beri ilgili şahıslar AKP hükümeti tarafında taltif ve terfi ettirildiler.

Eğer AKP bilerek veya bilmeyerek Ergenekon örgütünün bir kısmını tasfiye edip bir kısmını da himayesi altına aldıysa, Türkiye’de “derin devletin” sonunun gelmediğini söylemek yanlış olmaz. Dolayısıyla, dünkü kararlar üzerine didişmekten ziyade Türkiye’de bütün kesimlerin öncelikle Ergenekon’la ilgili doğru tartışmayı yapıp yapmadıklarını düşünmeleri gerekiyor.

Barın Kayaoğlu Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında misafir araştırmacıdır. Kendisini www.barinkayaoglu.com’dan, Twitter’dan (@barinkayaoglu), ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) takip edebilirsiniz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Açlık grevleri hem Kürtlerin hem hükümetin çıkmazı
Fehim Taştekin | | May 17, 2019
Öcalan’ın sekiz yıl sonra avukatlarıyla görüşmesi ne anlama geliyor?
Amberin Zaman | türk-kürt çatışması | May 6, 2019
Türkiye yine açlık grevleriyle yüz yüze
Mahmut Bozarslan | insan hakları | Oca 8, 2019
Irak Kürdistanı: PKK yanlısı partiye yasak ne anlama geliyor?
Dana Taib Menmy | türk-kürt çatışması | Ara 12, 2018
Rusya Suriyeli Kürtler için niçin özerklik öneriyor?
Geçtiğimiz Haftaya Bakış | | Oca 29, 2017

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
al-monitor
Kürtlerin korkusu: Pençe PKK’nin ötesinde Kürdistan’ı hedef alıyor
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Tem 20, 2020