Türkiye'nin Nabzı

Gezi Sonrası AKP Rota mı Değiştiriyor?

By
p
Article Summary
Gezi Sonrası AKP Rota mı Değiştiriyor?

Gezi Parkı protestoları sonrasında ortaya atılan “Erdoğan ve AKP zorda” iddialarının abartılı olduğu iyice belli oldu. Son olarak AKP’li bir milletvekilinin başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşunun yayınladığı rapor, iktidar partisinin sadece gücünü muhafaza ettiğine değil, aynı zamanda olası bir rota değişikliği yapacağına da işaret ediyor. Bu rota değişikliği ise Türkiye’de önümüzdeki sene yapılacak belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini çok ciddi bir şekilde etkileyebilir.

AKP Kütahya milletvekili Prof. İdris Bal’ın başkanlığını yaptığı Avrasya Global Araştırmalar Merkezi’nin (AGAM) raporu Gezi olayları için öncelikle hükümeti sorumlu buluyor. Ancak “Taksim Olayları Analizi” başlıklı AGAM rapor, Başbakan’ı suçlamaktan ziyade etrafındaki danışmanlarını Erdoğan’ı “yanlış bilgilendirmekle” ve Gezi olaylarına taraf haline getirmekten sorumlu tutuyor. Yani, Gezi Parkı’ndaki küçük bir direniş eylemini yurt sathında kitlesel bir ayaklanmaya dönüştüren Başbakan’ın kendisi değil, rapora göre danışmanlarıydı. İstanbul halkı, ilçe belediyesi, ve büyükşehir belediyesini ilgilendiren bir konunun büyütülmesi raporda “stratejik hata” olarak değerlendiriliyor.

AGAM raporundaki diğer değerlendirmeler daha bariz: rapora göre demokrasi “seçimden seçime” yapılan bir şey değil. Gezi Parkı ve benzeri kentsel dönüşüm projelerinde hükümetin sivil toplum örgütleri ve halkla diyalog kurması meşruiyetini de muhafaza eder. Zaten AGAM raporu da AKP’nin bu demokratik duruşu sergileseydi sorun çıkmayacağını belirtiyor. Rapor ayrıca MHP lideri Devlet Bahçeli’yi protestoları şiddetlendirmekten kaçındığı için överken CHP ve BDP için “aynı yorumu yapmanın mümkün olmadığını” söylüyor.

Sonuç olarak, rapor Türkiye’de “herkesin üzerine düşen dersi alması gerektiği” ifadesiyle bitiyor.

Aslında AGAM raporunun zamanlaması ve içeriği de tam olarak bu amaçla yazıldığına işaret ediyor. Raporun AKP’li bir milletvekilinin başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşu tarafından hazırlandığı unutulmamalı. Daha da önemlisi, AGAM’ın savunduğu fikirler birçok gözlemcinin Haziran ayında Erdoğan ve AKP için “keşke yapsalardı” dedikleri şeyleri içeriyor: protestoculara karşı uzlaşıcı bir dil kullanılması, polisin aşırı güç kullanmasına engel olunması, ve kentsel dönüşüm projelerinin yerel idarelere devredilmesi.

Peki AKP bu reçeteye uyacak mı? Tavsiyenin bizzat kendi içinden gelmesi uyma ihtimali olduğunu düşündürüyor. Hatta Erdoğan’ın ve AKP kurmaylarının İdris Bal’a ve AGAM’a bu raporu kendi imaj dönüşümlerini ilan etmek için hazırlattıklarını söylemek çok da yanlış olmaz.

İlk bakışta böylesi spekülatif bir yaklaşım mantıksız gelebilir. Zira Gezi olaylarının AKP’nin bozulan imajına yaptığı etkiye rağmen iktidar partisi Türk siyasetinin bütün büyük kalelerini elinde tutuyor. Meclis’te büyük bir çoğunluğu var ve Türkiye’nin en büyük iki büyükşehir belediyesi olan Ankara’yı ve İstanbul’u elinde tutuyor.

Ancak önümüzdeki ilkbaharda yapılacak yerel seçimlerde muhalefet partileri eğer bu AKP kalelerinden en az birini ve diğer belediyelerinden bazılarını da kazanıp CHP’nin ve MHP’nin elinde bulunan İzmir ve Adana gibi belediyeleri kaptırmassa, böyle bir durum Erdoğan’ın 2014 sonbaharındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasını zora sokar. Böyle bir senaryonun Ankara’da vuku bulması son derece olası. 2009 seçimlerindeCHP adayı Murat Karayalçın’ın ve MHP adayı Mansur Yavaş’ın toplam oyları AKP’li başkan Melih Gökçek’in oylarını ciddi şekilde geçmişti. Dolayısıyla, eğer CHP ve MHP Ankara’da ortak adayla seçime girerlerse AKP’nin elindeki bu kritik noktayı ele geçirebilirler. Fakat AKP Ankara’yı kaybederse Başbakan Erdoğan’ın 2002’den beri oluşturduğu “seçim kaybetmeme” imajı tamir edilemez bir yara alır.

Bu resme bakacak olursak, Erdoğan’ın ve çalışma ekibinin partidaşları  İdris Bal’ın tavsiyelerine uymaları mantıklı olacaktır. Geçtiğimiz günlerde Al-Monitor yazarı Tülin Daloğlu’nun da belirttiği gibi, Erdoğan ve AKP’liler geçmişte savundukları fikirleri inkar edip yeri ve zamanı gelince tekrar benimsemeleri artık son derece olağan bir hal aldı. Gezi Parkı protestoları sırasında ortaya çıkan polis şiddeti ve kindar söylemi bırakmaları Erdoğan’ın ve AKP’nin önümüzdeki sene yapılacak seçimlerdeki şanslarını ciddi ölçüde arttıracaktır. Türkiye’de muhalefet partilerinin bu hususa dikkat etmesi gerekiyor.

Barın Kayaoğlu Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında misafir araştırmacıdır. Kendisini www.barinkayaoglu.com’dan, Twitter’dan (@barinkayaoglu), ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) takip edebilirsiniz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: demographic statistics, justice, chp, akp

Barın Kayaoğlu Irak Amerikan Üniversitesi, Süleymaniye’de dünya tarihi alanında yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. 2014 yılında Virginia Üniversitesi’nden tarih doktoru ünvanını almış, halihazırda doktora tezinin konusu olan ve 1945’ten günümüze ABD’nin Türkiye ve İran’la ilişkilerini ve iki ülkedeki Amerikan yanlılığını ve karşıtlığını inceleyen ilk kitabını yayına hazırlamaktadır. Kendisini www.barinkayaoglu.comTwitter (@barinkayaoglu), and Facebook’tan (Barın Kayaoğlu) takip edebilirsiniz.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept