gulf PULSE

إقرأ باللغة العربية

نبض الخليج


Daha önce ABD Donanması’na ait olan ve şu an Birleşik Arap Emirlikleri tarafından kullanılan HSV-2 Swift deniz aracı, 1 Ekim 2016’da Yemen açıklarındaki Bab’ül Mendep Boğazı’nda Husilerin saldırısına uğradı. Tahrip olan aracın bu görüntüsü WAM Haber Ajansı’nın servis ettiği videodan alınmıştır.  (photo by Facebook/@WorkBoat)

Yemen savaşı uluslararası ticareti tehdit ediyor

Author: Amal Nasser

Eylül 2014’te Yemen’in başkentini ele geçiren Husi isyancılar, Kızıldeniz’deki ABD gemilerine 10 Ekim’de iki kez ve muhtemelen 15 Ekim’de bir kez daha füze atmakla suçlanıyor. Husiler bu saldırılardan önce 1 Ekim’de de Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Swift deniz aracını vurmuş ve saldırının görüntülerini yayımlamıştı.

SummaryYAZDIR Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de seyreden gemileri hedef alması, uluslararası ticaretin bu önemli yolunu tehdit ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Author

Swift aracının tahrip edilmesini ağır bir dille kınayan BAE saldırıyı “terör eylemi” olarak niteledi. ABD ise kendi gemilerine yönelik saldırı girişimlerine daha da sert tepki verdi. Husiler, Mason zırhlısı ile Ponce çıkarma aracına yönelik 10 Ekim saldırılarından sorumlu olmadıklarını söyleseler de ABD ordusu Kızıldeniz kıyılarında bulunan üç radar noktasını vurarak misillemede bulundu.

Çok geçmeden Mason zırhlısına tekrar füze atıldığı bildirildi. 15 Ekim’de meydana geldiği söylenen bu saldırıdan saatler önce Husiler Sana’da esir tutulan iki ABD vatandaşını serbest bırakmıştı. Uçakla Umman’a götürülen Amerikalıların serbest bırakılması ABD’ye karşı iyi niyet jesti olarak yorumlanmıştı. Husiler bahsi geçen saldırıyla alakalı olmadıklarını söylediler. Bu açıklama, saldırının kim tarafından yapıldığı, hatta böyle bir saldırının yaşanıp yaşanmadığı konusunda şüphelere yol açtı.

Mason zırhlısının radar sisteminde arıza olmuş olabileceği haberlerinin ardından Pentagon, geminin 15 Ekim’de gerçekten hedef alınıp alınmadığı konusunda yorum yapmak istemedi.

Bu gelişmeler, bölgenin en çetrefilli sorunlarından biri olan Yemen sorununu daha da girift hâle getiriyor. Bir taraftan Husiler ile hasımken dosta dönüşen eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih arasındaki ittifakın askeri kabiliyet bakımından evrildiği, yeni hedeflere uzanır hâle geldiği ve dolayısıyla dirence ve savaşı sürdürme yeteneğine sahip olduğu anlaşılıyor. Diğer taraftan Yemen çatışmasının bölgeselden uluslararası alana taşındığı ve Kızıldeniz’deki uluslararası ticaret yollarını tehlikeye attığı görülüyor.

Husiler gemilere yönelik son füze saldırılarını üstlenmeyi reddetse de şu gerçek değişmiyor: Kızıldeniz’deki gemilerin defalarca hedef alınmış olması, hem buradaki askeri varlıklar hem de Kızıldeniz’den ve dünyanın en yoğun ticaret yollarından biri olan Bab’ül Mendep Boğazı’ndan geçen ticari gemiler için büyük bir tehdit oluşturuyor.

BAE’nin Swift aracına saldırıyı “terör eylemi” olarak kınaması ve ABD’nin kendi gemilerinin hedef alınmasına hemen karşılık vermesi, ne Husilere yeni silah sevkiyatlarına müsamaha gösterileceğini – ki bu konuda en çok Umman suçlanıyor — ne de Kızıldeniz’de ticaret güvenliğinin tehdit edilmesine izin verileceğini gösteriyor.

Bab’ül Mendep Boğazı ve Kızıldeniz üzerinden günde ortalama 4 milyon varil petrol taşınıyor. Bu sevkiyatlar için oluşan ciddi riskler sigorta maliyetlerini artırıyor. Uluslararası ticarette Bab’ül Mendep’in kullanılmaması düşünülemez bile. Kızıldeniz’de güvenliğin sağlanması hem bölgeden gelen petrole hayli bağımlı olan Avrupa ve ABD gibi küresel aktörler hem de Suudi önderliğindeki koalisyonun iki önemli ülkesi BAE ve Mısır için kritik önem arz ediyor.

Birçok ekonomik sıkıntı yaşayan Mısır, Süveyş Kanalı’ndan elde ettiği gelirin azalmasını kaldıramaz, hele de kanalın büyütülmesi umulan getiriyi sağlayamamışken. BAE ise Kızıldeniz’in karşı kıyısındaki yatırımlarını güvenceye almak istiyor. BAE devletine ait Dubai Ports World şirketi, Doğu Afrika’da birçok limanın sahibi veya işletmecisi konumunda. Yemen savaşı mart 2015’te başladığından bu yana BAE Kızıldeniz’de iki yeni limanın işletmesini aldı. Dubai Ports World, 2016 mayısında Somaliland’taki Berbera limanının 3o yıllık işletme hakkını kazandı. Bundan önce de 2015’in sonlarında Yemen kıyılarına sadece 60 kilometre mesafede bulunan Eritre’nin Assab limanını BM raporuna göre askeri amaçlarla kullanmak üzere 30 yıllığına kiraladı. Şirket, 2008’den bu yana Cibuti’deki Doraleh Konteyner Terminalini de işletiyor.

Husi-Salih ittifakı, ileride yapılacak müzakerelerde elini güçlendirmek için uluslararası ticarete ve Kızıldeniz’in karşı kıyısındaki limanlara yönelik bu tehdidi koz olarak kullanabilir. Husi-Salih ittifakı, Kızıldeniz’deki gemileri hedef alabileceği mesajını uluslararası topluma açıkça veriyor. Bu yöndeki önemli işaretlerden biri, Husilerle Salih tarafından 28 Temmuz’da oluşturulan Yüksek Siyasi Konsey’in uluslararası çapta kötü nam salan ve 2010’dan beri BM yaptırımlarına tabi olan silah tüccarı Faris Mana’yı ticaret ve endüstri bakanı yapmaya niyetlendiği haberiydi.

Kızıldeniz’deki ticaret yollarının emniyete alınması uluslararası toplum için kritik önem arz etmekle birlikte Yemen kıyılarında güvenliği sağlamanın ve dolayısıyla ticaret yollarını emniyete almanın daha etkili bir yolu varsa o da Yemen için askeri gücün devlet tekelinde olmasını garantileyen, sürdürülebilir bir barış planının oluşturulmasıdır.

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2016/10/yemen-red-sea-trade-route-houthi-attacks.html

Amal Nasser
Katkıda Bulunan Yazar,  Gulf Pulse

Berlin’de yaşayan Amal Nasser iktisat okumuştur ve Sana Stratejik Çalışmalar Merkezi bünyesinde ekonomist olarak çalışmaktadır.

 

Original Al-Monitor Translations

إقرأ باللغة العربية
Read in English

Google ile Çevir

More from  Gulf Pulse

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ