TURKEY PULSE

Read in English

TÜRKİYE'NİN NABZI


 

Türkiye-Rusya 100 milyar dolarlık hedefe ulaşabilir mi?

Author: Mehmet Çetingüleç

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uçak krizinden sonra, 9 Ağustos’ta Rusya’ya yaptığı ilk ziyarette buzlar eritilirken iki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılma isteği bir kez daha deklare edilmiş oldu.

SummaryYAZDIR İki ülke 2013 yılından beri bu hedefin peşinde, ama bugüne kadar ulaşılan en yüksek rakam yaklaşık 38 milyar dolar.
Author

İki ülke arasında bugüne kadar elde edilen en yüksek rakamın 2008 yılındaki yaklaşık 38 milyar dolarlık ticaret hacmi olduğu dikkate alınırsa mevcut tempoyla 100 milyar doların yakalanması kolay görünmüyor.

Son 20 yıllık ticaret hacmi incelendiğinde ortaya çıkan tablo şöyle:

1997 yılında iki ülkenin ticareti 4 milyar 230 milyon dolar düzeyindeydi. 2002 sonuna kadar en fazla 5 milyar dolar görüldü. 2003’te 6.8 milyar dolar, 2004 yılında 10.8 milyar dolar, 2005 yılında 15.2 milyar dolar, 2006’da 21 milyar dolar ve 2007’de 28.2 milyar dolara ulaşıldı. Çıkış trendi 2008 yılında 37 milyar 847 milyon dolara ulaşılması ve cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamının görülmesiyle son buldu.

Küresel krizin patlak vermesi üzerine 2009’da 22.6 milyar dolara gerileyen ticaret hacmi 2010’dan itibaren yıllık bazda hareketlenmeler gösterse de bir daha 38 milyarlık orana yaklaşamadı. 2010’da 26.2 milyar dolar, 2011 yılında 29.9, 2012 yılında 33.3 milyar dolarlık hacim sağlandı.

Rakamlara bakıldığında, Rusya-Türkiye ticareti uçak krizinden önce düşüş trendine girmiş. Çünkü 2012’deki 33.3 milyar dolarlık hacim 2013 yılında 32 milyar dolara, 2014 yılında 31.2 milyar dolara geriledi. 2015 yılında ise Rusya’daki ekonomik kriz ve rubledeki aşırı değer kaybının etkisiyle ticaret hacmi 9 milyar dolarlık kayıpla 23.9 milyar dolara geriledi.

2015 yılının kasım ayında yaşanan uçak krizinden sonra 2016 yılı ticareti tamamen çöktü. Yılın ilk altı aylık döneminde ticaret hacmi 8.5 milyar dolara geriledi. Oysa 2015 yılının ilk altı aylık döneminde hacim 12.9 milyar dolardı. Üstelik 8.5 milyar dolarlık ticaret hacminin 7.7 milyar dolarını -büyük bölümü doğal gaz olmak üzere- ithalat oluşturdu. Türkiye’nin bu dönemde Rusya’ya satışı sadece 737 milyon dolar seviyesinde kaldı.

İlk altı aylık ihracat temposu Türkiye’nin 2004 yılından beri sergilediği en kötü performans olarak kayıtlara geçti.

Rusya ile alışverişte dikkat çeken en önemli nokta ticaretin başından beri Türkiye aleyhine gerçekleşiyor olması. Yani Rusya daha fazla satış yapıyor. Türkiye’nin doğal gazda Rusya’ya bağımlılığın yüzde 50’nin üzerinde olması ticaret açığı verilmesindeki en önemli etken. Eğer ticaret hacmi 100 milyar dolara çıkarılabilirse bu, Türkiye’nin Rusya’ya daha fazla mal satacağı anlamına gelebilir. Çünkü doğal gaz alımı muhtemelen bundan sonraki yıllarda da aynı seviyelerde kalacak. Ticaretin diğer ürünler üzerinden yükselecek olması Türkiye’nin elini güçlendirebilir.

Türkiye’nin Rusya’ya sattığı başlıca ürünler şöyle: Taze ve kurutulmuş meyve ve sebzeler, balık, tavuk, kuruyemiş, otomobil, hazır giyim, deri, kürk, halı, kimyevi maddeler ve mamulleri, makineler, tekstil ürünleri, demir, çelik, mücevher aksamı, su ısıtıcıları, sabun, tuz, baharat, teller, kablolar, römorklar, çimento, buzdolabı, mobilya, tütün.

Buna karşılık Türkiye Rusya’dan başta doğal gaz olmak üzere arpa, buğday, pirinç, metal eşyalar, petrol ürünleri satın alıyor.

Peki ticaret hacmi nasıl artırılacak?

Yapılan hazırlıklardan enerji, müteahhitlik hizmetleri, savunma sanayi ve turizm sektörlerindeki iş birliğinin güçlendirileceği anlaşılıyor.

Türkiye’nin “darbe girişimine karşı duyarsız kaldığı” gerekçesiyle Batı’ya olan kızgınlığı, bundan sonra Rusya ile ilişkilerin hızlı ve çok boyutlu olarak gelişebileceğini gösteriyor. Türkiye ve Rusya dış politikadan savunmaya ve ekonomiye kadar birçok alanda iş birliğini güçlendirecek. Türkiye, Rusya ve üçüncü ülkelerde “ortak yatırım” yapmak üzere Rus-Türk Ortak Yatırım Konseyi kurulmasına karar verilmesi çok önemli. Bundan sonraki süreçte “Suriye’nin imar ve inşası” dahil birçok konuda iki ülkenin iş birliği yapması gündeme gelebilir.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Rusya’daki Türk firmalarının 10 milyar dolar civarında yatırımı bulunuyor.

Buna karşılık Ruslar Türkiye’de turizm, petrol- gaz işleme, depolama alanlarına yoğunlaşmış durumda. Akkuyu Nükleer Santrali ise 25 milyar dolarlık bedeli ile Türkiye’deki en büyük Rus yatırımı.

Türk müteahhitlik sektörü şimdiye kadar 64 milyar dolarlık proje ile yurt dışındaki en büyük iş kapasitesini Rusya’da yürüttü. Sadece 2015 yılında Türk müteahhitlerinin üstlendiği proje tutarı 4.3 milyar dolar.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 487 firmayla yaptırdığı son eğilim anketi ihracatçıların 3. çeyrekte ilk kez girmeyi hedeflediği pazarlar içerisinde Rusya’yı ikinci sıraya taşıdı. İlk çeyrekte yapılan ankette ise Rusya ilk beşe girememişti. İhracatçıların Rusya’yı öne almaları, motivasyonlarının yükseldiğini gösteriyor. Son anketin çarpıcı sonuçlarından biri de ihracatçıların ilk kez girmeyi hedeflediği pazarlar içerisinde ABD’nin birinci sıradaki yerini koruması.

Türkiye-Rusya İş Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan 100 milyar dolarlık hedef için umutlu: “Çok önemli kararlar alındı. Bakanlıklar arası yeni komiteler oluşturuldu. 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmak 2019 olur, 2020 olur. Birçok önemli proje devreye girdiğinde söz konusu rakamlara ulaşılması hayal değil.”

Türk-Rus Ortak Yatırım Fonu kurulmasının önemine değinen Tuncay Özilhan “Büyük projeler (enerji ve savunma sanayinde) buradan desteklenecek. Savunma sanayi alanında iş birliğinin artırılması hem teknoloji hem üretim açısından fayda sağlar” dedi.

Türkiye-Rusya ticaret hacmi önümüzdeki yıldan itibaren artış trendine girebilir. Ancak Türkiye’nin siyasi, askeri ve ekonomik alanda Rusya’ya yaklaşmasının Batı ile ilişkilerde bozulmaya yol açıp-açmayacağı dikkatle izlenmeli. Çünkü Türkiye’nin en büyük ticaret ve yatırım ortağı Avrupa ülkeleri!

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2016/08/turkey-russia-trade-reach-100-billion-target.html

Mehmet Çetİngüleç
Katkıda Bulunan Yazar,  Türkiye'nin Nabzı

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

Original Al-Monitor Translations

Read in English

Google ile Çevir

More from  Türkiye'nin Nabzı

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ