Filistin'in Nabzı

İsrail niçin Ürdün’den işçi alıyor?

By
p
Article Summary
Ürdün’den yüzlerce işçi alan, Filistinlileri ise işten çıkaran İsrail’in bu uygulamayla nasıl bir amaç güttüğü sorgulanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Filistinliler bugünlerde İsrail’in Filistinli işçilerin yerine Ürdün’den işçi almasını sorguluyor. Yapılan yorumların hiçbiri olumlu değil.

İsrailli yerleşimcilere yönelik silahlı eylemler sürerken İsrail de Filistinlilere karşı cezalandırıcı tedbirler alıyor. Şiddetin patlak verdiği ekim ayında İsrail’de çalışan Filistinlilerin artık bu işlere gidemeyeceği açıklanmıştı. Yeni çalışma izinleri de verilmeyecekti. İsrail Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz, 100 binden fazla çalışma iznini iptal etme tehdidinde bulundu.

İsrail Güvenlik Kurumu (Şin Bet) ise hükümetin bu kararına karşı çıktı ve 26 Kasım’da Filistinlilere verilen çalışma izinlerinin devamını savundu. Yaygın kanıya göre Şin Bet bu yaklaşımıyla İsrailli hedeflere saldıran işsiz Filistinlilere yenilerinin katılmasını önlemek istiyor.

İsrail’in Kol Israel Radyosu ise 2 Aralık’ta İsrail’de çalışan Ürdünlü işçi sayısının son günlerde 150’den 500’e çıktığını, İsrail Çalışma Bakanlığı’nın Ürdün’den 4 bin işçi daha almaya hazırlandığını duyurdu.

Ürdünlü işçilerin İsrail’e gelmeye başladığı günlerde Ürdün İstatistik Kurumu da bazı istihdam verileri açıkladı. 24 Ekim’de açıklanan rapora göre Ürdün’de işsizlik yüzde 13,8 gibi yüksek bir seviyede seyrederken istihdam piyasasındaki işlerin yüzde 50’si yabancıların elinde. Ürdün dışarıdan işçi alırken kendi işçilerini niçin İsrail’e gönderiyor? Böyle bir uygulamanın sebebi ne olabilir?

Ürdün’de İsrail’le ilişkilerin normalleştirilmesine karşı çıkan bir kuruluşun başkan yardımcısı olan Maysara Malas’a göre “Ürdünlü işçiler İsrail’de çalışmaktan hoşnut değil ama Ürdün’deki yüksek işsizlik nedeniyle iş bulamadıklarını söylüyorlar.”

Al-Monitor’a konuşan Malas şöyle devam ediyor: “Filistinlilerin onları işgal eden İsrail’de niçin çalışmak istedikleri anlaşılabilir. Çünkü başka iş imkânları yok. Ürdün’de tüm iş dünyasının tepki gösterdiği bu son durumdan Ürdün hükümeti sorumlu. Hükümet güvenlik alanında, ekonomik ve siyasi konularda İsrail’le koordinasyon yapıyor. Ürdün hükümeti İsrail’de istihdam edilen işçilerden haberdar olmadığını söylüyor ama bu hiç inandırıcı gelmiyor. Ürdünlü işçiler Ürdün hükümetinin bilgisi dışında İsrail’de çalışamaz.”

Ürdün Çalışma Bakanlığı Genel Sekreteri Hamada Ebu Nicme 22 Kasım’da yaptığı açıklamada İsrail’e gönderilen işçilerin bakanlıkla ilgisi olmadığını ve bu durumdan Akabe Özel Ekonomik Bölgesi Yönetimi’nin (ASEZA) sorumlu olduğunu öne sürdü.

2001’de uluslararası turizmi ve dış yatırımları teşvik amacıyla Ürdün hükümeti tarafından kurulan ASEZA konunun kendisiyle alakalı olduğunu daha önce yalanlamıştı. Ancak ASEZA’nın vize müdürü Vasim Cerabiye 15 Aralık’ta El Balad Radyosu’na yaptığı açıklamada Akabe kenti ile İsrail’in Eilat kenti arasında resmi bir protokol imzalandığını ve bu kapsamda Ürdünlü işçilerin inşaat sektöründe çalışmak üzere Eilat’a gönderileceğini belirtti.

Bir kamu kuruluşunun konuyla alakasız olduğunu iddia etmesi tuhaf. Zira İsrail’e işçi gönderme kararı Ürdün hükümetinin ya da Çalışma Bakanlığı gibi hükümete bağlı birimlerin bilgisi olmadan alınamaz. Dolayısıyla şu soru gündeme geliyor: Ürdün hükümeti işçi gönderme kararından önce niçin Filistin Yönetimi ile istişare etmedi? İsrail’in Filistinlilere uyguladığı politikaların Ürdün tarafından kabul gördüğü algısını niçin önlemeye çalışmadı?

İsrail Ürdün’den işçi almaya adım atarken İsrail’de çalışan onlarca Filistinli işten çıkarıldı. Al-Monitor bu işçilerden bazılarına ulaştı. Tulkarim’de yaşayan İmad Hüseyin’in tepkisi şöyle oldu: “Kardeş ülke Ürdün’ün İsrail’e bizim yerimizi alacak işçiler göndermesi kabul edilemez. Ürdün bu krizde bize destek vermeliydi.”

İsrail’deki inşaatlara Filistinli işçi toplayan Ramallahlı müteahhit İsmail Raşit ise şöyle konuştu: “Ürdün’den İsrail’e işçi gönderilmesi noktasında Filistin Yönetimi’nin Ürdün’le temas etmemiş olması tuhaf. Filistin Yönetimi’nin Ürdün’den Filistinli işçilerin yerine işçi göndermemesi yönünde talepte bulunmamış olması da tuhaf. Filistin Yönetimi, geçim kaynaklarını kaybeden ve işsizler ordusuna katılan bu işçilerden sorumlu.”

Filistin Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri Şahir Saad’ın yorumu ise şöyle oldu: “İsrail, Filistinlileri işten çıkarma politikasıyla Filistin halkına şantaj yapmak, İntifada’yı durdurma konusunda Filistin Yönetimi’ni baskı altına almak ve siyasi tavizlere zorlamak istiyor. İsrail’in Ürdün’den 500 işçi almış olması ilerleyen günlerde binlerce Filistinlinin gönderileceğinin işareti. (…) Ürdünlü kardeşlerimizden beklentim şu: İsrail’in bizim emeğimizin yerine başka Arap işçiler getirme politikasıyla bizi baskı altına almaya çalıştığını görsünler.”

Amman’daki yönetim çevrelerine yakın olan Ürdünlü yazar Mahir Ebu Teir’e göre bazı Ürdünlü şirketler İsrail’e işçi göndermek için İsrail’le temas hâlinde. İşçilerin aylık 1000 dolar maaş alması öngörülüyor ki bu görece düşük bir ücret. Ebu Teir’ göre İsrail, turizm ve inşaat sektörlerinde istihdam etmek üzere Ürdün’den kısa sürede 10 bin işçi almayı planlıyor.

İsrail’le Ürdün arasında bir süredir yaşanan yakınlaşma dikkate alındığında İsrail’in Ürdün’den işçi alma kararında sadece ekonomik değil siyasi hesapların da etkili olduğu anlaşılıyor. Nitekim İsrail ve Ürdün 25 Ekim’de Tapınak Tepesi’nde (Harem-i Şerif) bazı düzenlemeler konusunda anlaşmış, devre dışı bırakılan Filistin Yönetimi de ertesi gün buna tepki göstermişti. Söz konusu anlaşma, Tapınak Tepesi’nde Müslümanların ibadetlerini ve kutsal mekâna giren Yahudi yerleşimcileri izlemek üzere güvenlik kameralarının yerleştirilmesiyle ilgiliydi.

Nablus El Nacah Üniversitesi’nin öğretim üyelerinden iktisatçı Nail Duveykat, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede şöyle diyor: “Filistinli işçi çalıştırmak daha ucuz olmasına rağmen İsrail bunların yerine Ürdünlü işçi istihdam etmek istiyor. Filistinli işçiler İsrail’e gündüz gidiyor ve akşam Batı Şeria’ya dönüyor. Dolayısıyla İsrailli işverenler için Filistinli işçilerin barınma masrafı yok ama Ürdünlü işçilerin var. Ayrıca Filistinli işçilere maaşları şekel olarak ödenirken, Ürdünlü işçilere ABD dolarıyla ödeme yapılıyor ve bu da İsrailli işverenlerin döviz almasını gerektiriyor. Bunun yanında İsrail hükümeti Ürdünlü işçilerin sağlık sigortası ve sosyal güvenlik masraflarını da üstlenmek zorunda.”

Ürdün parlamento üyelerinden Meclis Eylem Komitesi eski başkanı Adnan El Saveyr ise Ürdünlü işçilerin İsrail açısından avantajları da olduğunu söylüyor. Örneğin birçok İsrailli çalışmak için ülkenin güney ucunda yer alan Eilat’a gitmek istemiyor. Oysa Ürdünlü işçiler orada toplanıyor.

Görünen o ki İsrail, Ürdün’ün önemli siyasileri ve iki ülkenin kasımda oluşturduğu serbest ticaret bölgesinden kazanç sağlayan iş adamlarının yanında Ürdün halkıyla da ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bunu yaparak da dünyaya sadece Filistin topraklarını işgal eden bir devlet olmadığını göstermek istiyor.

Öte yandan bu adım İsrail’in Filistinlilere sırt çevirdiğini de gösteriyor olabilir. Zira son haftalarda Filistinlilerden ayrı yaşama, Filistinlilere tüm iş alanlarını kapatma çağrıları İsrail’de giderek yükseliyor. Olumsuz sonuçlar doğurabilecek bu karar Filistinliler arasında İsrail’e tepkiyi artırabilir ve isyan hareketine yeni katılımlara yol açabilir.

Bu bölümlerde bulundu: unemployment, palestinians in jordan, pa, migrant workers, jordanian government, intifada, aqaba

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x