TURKEY PULSE

Read in English

TÜRKİYE'NİN NABZI


 

Yanlış faiz politikasının faturası ağır oldu!

Author: Mehmet Çetingüleç

Türkiye’de Hükümet, faizleri “takıntı” haline getirmiş durumda. Öyle ki, faizi yükseltmemek uğruna daha büyük maddi kayıplar göze alınabiliyor. “Faiz fobisinin” kaynağında dini kurallarla yönetilen İslam ülkelerindeki “kar payı” esasına dayalı bankacılık sistemine duyulan özlem yatıyor olabilir. Hükümetin kamu bankalarına “faizsiz bankacılık” yolunu açmış olması, Türk bankacılık sistemindeki dönüşümün göstergesi. Faizsiz bankacılık geliştirilirken, faizlerin düşürülmesi için Saray ve Hükümet her fırsatta Merkez Bankasına açık veya örtülü baskı uyguluyor.

SummaryYAZDIR Hükümet Merkez Bankasını “1 puan faizin yükü 5 milyar lira” diyerek baskı altına aldı. Merkez Bankası faiz silahını kullanmayınca döviz fırladı ve Türkiye’nin dış borcu 116,4 milyar lira arttı.
Author

Cumhurbaşkanına yakın isimlerden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin 17 Temmuz 2014 tarihinde Yeni Şafak’a verdiği özel röportajdaki şu ifade, Merkez Bankası’na uygulanan baskının açık kanıtı: “1 puanlık faiz artışı Türkiye’ye 5 milyar liralık ek yük getiriyor. Merkez Bankası’nın şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Bu tefeci faizidir. Bu faizle memlekette üretim olmaz. Yatırım da olmaz, istihdam da.” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Şubat ayında yaptığı bir konuşmada yüksek faiz uygulamayı “vatana ihanet” ile eşdeğer tutmuş “Vatanı satmak yüksek faizle, kötü yönetimle ülkenin kaynaklarını heba etmektir” demişti. Cumhurbaşkanı, son olarak 26 Ağustos’ta muhtarlarla yaptığı toplantıda “Türkiye’de faizlerin aşağı gelmesi lazım. Çünkü yatırımların artması gerekiyor” dedi. 

Cumhurbaşkanı ve Hükümetin yaklaşımı bu kadar net olduğu için Merkez Bankası faiz konusunda kolay karar veremiyor. Nitekim 6 aydır “politika faizi” olarak bilinen haftalık repo faizi yüzde 7,5 seviyesinde sabit tutuluyor.

Oysa bu süre içerisinde piyasada ciddi çalkantı oluştu, döviz kuru fırladı, ama buna rağmen faiz yoluyla dövize müdahale edilmiyor. Çünkü Cumhurbaşkanının “talimat” niteliğindeki sözlerine rağmen Merkez Bankası’nın faiz silahını kullanması oldukça zor. Eğer FED faizleri artırırsa, o zaman piyasadaki dalgalanmayı yatıştırmak için Türkiye’de de artırım gündeme gelebilir.

Merkez Bankası bağımsız bir kurum. Kendi yasası var. Ama siyasi müdahaleler nedeniyle bağımsız hareket edemiyor. Piyasayı sakinleştirmesi gereken bir bankanın elini kolunu bağlamanın yanı sıra 7 Haziran seçimlerinden sonra Hükümet kurma fırsatının heba edilmesi, tansiyonu yükselen dolar kurunun Türkiye’ye faturasını faizle kıyaslanmayacak kadar büyüttü.

İşte o faturayı “işadamı” siyasetçilerden, Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı Umut Oran hesapladı. Faizi artırmayarak ekonomiyi 5 milyar liralık yükten kurtardığını düşünenlerin, “düşük faiz yüksek kur” politikasıyla Türkiye’nin dış borçlarına ekledikleri yük tam 116 milyar 400 milyon lira.

Al-Monitor’a e-mail yoluyla yazılı bilgi veren Oran, “maliyet hesabını” yaparken Türkiye’nin toplam dış borçlarını esas aldıklarını söyledi.

İşte Umut Oran’ın aktardığı rakamlar: “Türkiye’nin 113,3 milyar doları kamu, 2,1 milyar doları Merkez Bankası, 277,4 milyar doları özel sektöre ait olmak üzere toplam 392 milyar 812 milyon dolar dış borcu var. 7 Haziran günü dolar kuru 2 lira 66 kuruş, dış borcun Türk lirası karşılığı 1 trilyon 46 milyar liraydı. Hükümetin kurulamadı ve dolar kuru 20 Ağustos’ta 2 lira 96 kuruşa, dış borçların Türk lirası karşılığı 1 trilyon 162,7 milyar liraya yükseldi. Böylece mevcut borçlarımızın Türk lirasıyla bedeli 2,5 aylık süre içerisinde 116 milyar 400 milyon lira artmış oldu.”

Dolar kuru 3 Eylül 2015 itibariyle 2 lira 97 kuruşa yükseldi. Türkiye’nin dış borç yükünde Türk lirası cinsinden artış 120 milyar 320 milyona ulaştı.

Türkiye’nin erken seçime gitme hevesinin en somut faturası bu. Eğer AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti kurulmuş olsa, piyasa bunu olumlu algılayacak ve döviz kurundaki tansiyon da hızla düşecekti. Dahası yabancılar Türkiye’den kaçmak yerine yatırım yapmayı tercih edecekti.

Cumhurbaşkanı ve Ekonomi Bakanının “yüksek” bulduğu faiz seviyesi şu anda yabancılar için bir cazibe oluşturmuyor. Bu yüzden son 6 yıl içerisinde ilk kez 2015 yılında yabancıların devlet iç borçlanma senetlerinde satışa geçtikleri görülüyor. Öyle ki, 2012 yılında 16 milyar doları aşan yabancıların iç borçlanma senedi alımları, 2015 yılının ilk 8 aylık döneminde yerini 5 milyar 145 milyon dolarlık satışa bırakmış durumda. Bu rakam son 10 yıl içerisindeki en büyük satışa işaret ediyor.

Belirsizlik havası içerisinde önümüzdeki süreçte hem dövizin, hem de faizin artış eğilimine girmesi bekleniyor. Eğer 1 Kasım’da yapılacak erken seçimden sonra hızla bir Hükümet kurulamazsa, bu fatura daha da büyüyebilir. Çünkü Fitch ve Moody’s gibi kuruluşlardan Türkiye’nin kredi notları ve erken seçim ilişkisi üzerine “olumsuz” değerlendirmeler geliyor.

Türkiye’de ne yazık ki, “vatana ihanet” suçlaması çok kolay yapılıyor. Faiz artışı yüzünden “vatan haini” damgası yeme noktasında bulunan Merkez Bankası yöneticilerinin bağımsız hareket edebilmeleri mümkün mü?

Ama Merkez Bankası’nın zamanında harekete geçmemesi ileride faiz yükünü de ağırlaştırabilir. 28 Ocak 2014 tarihinde dolar kurunun 2 lira 39 kuruşa çıkması üzerine olağanüstü toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, faizleri 5,5 puan birden artırmak zorunda kaldığını unutmamakta yarar var. Piyasanın kendi dinamikleri var ve bu dinamiklerle “siyasi oyun” oynamak son derce tehlikeli…

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2015/09/turkey-pays-hefty-price-for-interest-rate-obsession.html

Mehmet Çetİngüleç
Katkıda Bulunan Yazar,  Türkiye'nin Nabzı

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

Original Al-Monitor Translations

Read in English

Google ile Çevir

More from  Türkiye'nin Nabzı

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ