Suriye krizi beşinci yılına giriyor ve modern zamanların tanıklık ettiği en kanlı çatışmalardan biri olan kriz için ufukta bir çözüm görünmüyor. Türkiye’nin sırtına da büyük bir yük yükleyen kriz, Ankara’yı henüz yanıt bulunamamış sorularla karşı karşıya bırakıyor.
2011’in sonundan bu yana yapılan bir dizi yanlış hesap yüzünden bölgede yalnızlaşan Ankara’nın Orta Doğu’nun geneli bir kenara, hemen yanı başında, Suriye’de yaşanan olaylar üzerinde bile pek etkinliği kalmadı. Üstelik bölgedeki gelişmeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun baş düşman saydıkları ve tamamen devrilmesini istedikleri Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın lehine işliyor.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile CIA Başkanı John Brennan’ın son demeçleri yalnızca krizin çözümü için değil İslam Devleti (İD) ve diğer radikal örgütlerin geriletilmesi için de Esad’la iş birliğinin gerekli olabileceğinin sinyallerini veriyor. Bu gelişmeler, Ankara’yı daha da öfkelendiriyor.
Suriye nüfusunun çoğunluğunun Sünni olduğuna işaret eden diplomatlar ve uzmanların genel kanısı, Erdoğan ve Davutoğlu’nun Şam’da Sünni ağırlıklı ve Müslüman Kardeşler’e yakın bir hükümet görmek istediği yönünde. Ankara’nın geçen dört yıl içinde bölgede mezhepsel yakınlarını açık eden bir siyaset izlemesi de bu algıyı güçlendiriyor. Hem Erdoğan hem de Davutoğlu güçlü bir İslamcı geçmişe sahip ve her ikisi de Müslüman Kardeşler’e duydukları güçlü yakınlığı gizleme gereği görmüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.