TURKEY PULSE

إقرأ باللغة العربية

TÜRKİYE'NİN NABZI


 

“Erdoğancılık” artık İslamcılığı da gölgede bırakıyor

Author: Mustafa Akyol

Türkiye’nin muktedir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sık sık Türkiye’deki İslamcı hareketin lideri olarak resmedilir. Erdoğan’ın keskin İslamcı retoriği ve toplumun dindar kesiminden aldığı geniş destek düşünüldüğünde de, çok yanlış bir saptama değildir bu. Ne var ki, bu tablo son zamanlarda biraz çetrefilli bir boyut kazandı. Zira “Erdoğancılık” kendi içinde bir ideolojiye dönüşerek, Türkiye’nin İslamcı hareketinin kimi emektarlarını bile hayal kırıklığına uğratmaya başladı.

SummaryYAZDIR Türkiye’deki İslamcı hareketin bazı emektar isimleri de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafındaki şahıs kültünden rahatsız artık. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Author

Tanımdan başlamak gerekirse, İslamcılık kavramı genel olarak devletin araçlarını kullanarak toplumu İslamcılaştırmaya çalışan siyasi hareketler veya partiler için kullanılır. Bu bakımdan, doğası gereği otoriter bir muhtevaya sahiptir --- bilhassa da İslam hukukunu (Şeriat) bunu istemeyenlere dayattığı zaman... Ancak İslamcı partilerin yapıları ille de hiyerarşik olmaz. Aksine, tüm mensuplarına hükmeden tek bir karizmatik “yüce lider”den genelde yoksundurlar. Örneğin, Mısır’daki Müslüman Kardeşler kendisini “tek bir lider tarafından yönlendirilen siyasi bir parti olarak değil, iç istişarelere göre hareket eden uyumlu bir ‘topluluk’” olarak görür.

Ak Parti de 2001’de ilk kurulduğu zaman “iç istişare” vaat eden bir partiydi. Hatta üç dönem kuralıyla partinin elit kadrolarında sistematik bir değişim de öngörülmüştü. Ancak parti yavaş yavaş “tek bir lider tarafından yönetilen siyasi bir partiye” dönüştü, ki bu lider de elbette Recep Tayyip Erdoğan’dı. Partinin üç dönem kuralı da halen geçerli olsa da bir tek Erdoğan’ı etkilemedi. (Erdoğan şu an “tarafsız” bir Cumhurbaşkanı olduğu için Ak Parti kuralları ona işlemiyor: ama Ak Parti’yi fiilen halen o yönetiyor).

Dahası, son zamanlarda Türk basının neredeyse yarısı tarafından pompalanan Erdoğan yanlısı propaganda, bir şahıs kültü formunu almış durumda ve bu da İslamcılığın genel ruhuna aykırı. Örneğin, yeni çıkan “Çağın Güneşi: Recep Tayyip Erdoğan” isimli kitap Cumhurbaşkanı’nı “gençliğimizin idolü” diye tanımlıyor ki, tipik bir İslamcıya tuhaf hatta sapkın gelecek bir kavramdır bu.

Bu yönde çok örnek var. Bir Ak Partili vekil 2011’de “Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir” demişti örneğin. Bir diğer vekil ise 2014’te Erdoğan’ı “Allah'ın bütün vasıflarını toplamış bir lider” olarak niteledi. Geleneksel İslami bakış açısından bu görüşlerin kabul edilebilir yanı yoktur. Ancak buna rağmen, Cumhurbaşkanı’nın muhalifleri tarafından eleştirilip, alay konusu edilen bu demeçlere, Erdoğan’ın kendisinden bir eleştiri gelmedi.

Erdoğan’ın iktidarının kilit unsurlarından biri olan basındaki yılmaz Erdoğan yanlısı kalemlerin kimlikleri de bir diğer önemli ayrıntı. Bu kalemlerin bazıları kuşkusuz İslamcı isimler. Fakat Erdoğan’ı “demokrasi”yi zafere ulaştırması, Türkiye’yi güçlü bir ülke yapması ya da “hain”lerle mücadele etmesi gerekçesiyle göklere çıkaran çok sayıda seküler isim de var. Çoğu sadece son 3-4 yılda bu kadar Erdoğan yanlısı olan bu seküler kalemlerin “yeni Türkiye’nin kurucu lideri”ni övme azimleriyle Ak Parti saflarındaki pek çok İslamcıyı geçmesi de kayda değer.

Öte yandan, Türkiye’deki İslamcı hareketin emektar bazı isimleri Erdoğan’ın sürekli derinleşen güç temerküzünden de etrafında toplanan hararetli destekçilerden de rahatsız ve genel bir hayal kırıklığı içinde gibi görünüyor. Bu isimlerden biri olan Mavi Marmara aktivistlerinden Hakan Albayrak, yakın zaman önce yayına başlayan Diriliş Postası gazetesinde, “Böyle Yapma Reis, Allah Aşkına” başlıklı yazısıyla Erdoğan’a hitaben eleştirel bir mektup kaleme aldı. 22 Mart tarihli yazısında Erdoğan’dan Davutoğlu liderliğindeki hükümete bu kadar müdahale etmemesini isteyen Albayrak, Cumhurbaşkanı’nı halen desteklediğini vurgularken, Erdoğan’ın iktidarı “Herkese ve hepimize itimat telkin eden” Abdullah Gül gibi isimlerle paylaştığı günlere duyduğu özlemi dile getirdi.

Ancak Albayrak en dostça eleştirilere bile tahammül olmadığını çok geçmeden öğrendi. Zira, Sabah Medya grubu tarafından yönetildiği düşünülen MedyaGündem adlı internet sitesi, Albayrak ve onun gibi eleştirel tona sahip iki yazarı “ihanet”le suçladı. Hakan Albayrak’ı protesto ederek Diriliş Postası’ndan istifa eden bir AK Partili siyasetçi de şöyle yazdı: “Dışarıdan akıl verip ayar çekmeye çalışan kim olursa olsun vesayetçidir, cuntacıdır her kim olursa olsun…” Bir diğer deyişle, Erdoğan’ı eleştirmek bile başlı başına darbe demekti.

İktidar yanlısı basın içindeki bu gibi kavga ve tasfiyelerin başka örnekleri de var. Ortaya çıkan trend ise çok açık: Erdoğan’ın eleştirel destekçilerinin yerini onu asla eleştirmeyecek destekçiler alıyor. İslamcı olup olmamak ise burada bir ölçüt değil. Tek geçer ölçüt var, o da Erdoğan’a sadakat ve hayranlık. Kendi müstakil doğru-yanlış kriterleri ve değerleri olduğu için bu ölçüte her zaman uyamayan emektar nesil İslamcıların yerini de doğal olarak kendini “Reis”e kanıtlamaya hevesli apartçikler alıyor.

Emektar İslamcılardan ünlü romancı ve köşe yazarı Sibel Eraslan’ın 27 Mart’ta Star’da çıkan yazısı da bu açıdan kayda değer. Eraslan “Yeni Türkiye’yi yeni sahiplerine bırakmak” başlıklı yazısında “Siyasete misyon ve değerler anlamı yükleyerek onu dava kılan bizim orta kuşağın miadı doldu” diyor. “Gönlün vicdanın emeğin” artık ciddiye alınmadığını belirten Eraslan Makyevalizmin tek geçer akçe olduğunu ima ediyor. “Yeni zamanı, yeni sahiplerine bırakmak” zamanı geldiğini söylerken, yazısını Kur’an’dan bir alıntıyla bitiriyor: “... Sizden ne bir karşılık bekliyoruz, ne de bir teşekkür…”

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2015/03/turkey-erdoganism-is-becoming-distinct-from-islamism.html

Mustafa Akyol
Köşe Yazarı 

Al-Monitor'un Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarından olan Mustafa Akyol, aynı zamanda International New York Times ve Hürriyet Daily News gazetelerinde düzenli yorum yazıları yazmaktadır. Akyol’un makaleleri, Foreign Affairs, Newsweek, Washington Post, Wall Street Journal ve Guardian pek çok farklı yayında da yer almıştır. İstanbul’da yaşayan Akyol, Boğaziçi Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve tarih okumuştur. Akyol’un İslami liberalizmi savunduğu “Islam Without Extremes: A Muslim Case for Liberty” isimli, Amerikan yayınevi W.W. Norton tarafından Temmuz 2011’de yayımlanan kitabı Financial Times'ın ifadesiyle,  “bir Müslümanın açık sözlü ve zarif özgürlük savunusu”dur.

Original Al-Monitor Translations

إقرأ باللغة العربية
Read in English

Google ile Çevir

More from  Türkiye'nin Nabzı

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ