Ana içeriğe atla

Yeni Osmanlıcılığın Türkiye’ye ekonomik faturası kabarık

Yeni Osmanlıcılar, tarihçilerin ‘Osmanlı’nın yıkılışına üzülmeyenin kalbi, tekrar diriltmek isteyenin aklı yoktur’ dediğinden haberdar mı?

Turkey's Prime Minister and leader of ruling Justice and Development Party (AKP) Tayyip Erdogan (R) and his guest, Egypt's President Mohamed Mursi greet the audience during the AKP congress in Ankara September 30, 2012. REUTERS/Murad Sezer (TURKEY - Tags: POLITICS) - RTR38LZD

24 Aralık 2009’da Şam’daki Başkanlık Sarayı’nın görkemli salonunda Türkiye ve Suriye kabineleri adeta ortak Bakanlar Kurulu Toplantısı yapar gibiydi. Devlet Başkanı Beşar Esad, herkesle tek tek tokalaştıktan sonra Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Başbakanı Naci Otri, masanın başına geçtiler, bilekleri yoruluncaya kadar 13 anlaşmaya imza attılar. Ardından, bakanlar anlaşmaları imzalamaya devam ettiler. 51 anlaşma, aynı gün imzalandı. Başbakan Erdoğan, “kardeşim Esad” diye başladığı konuşmasında iki ülke arasında yeni bir “çığır” açıldığını müjdeledi.

Yüzler gülüyordu. Karşılıklı vizeler kaldırıldı. Suriye Başbakanı Naci Otri, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk ve Suriyeli bakanlar kol kola yürüyerek sınırdan Türkiye’ye geçtiler. Ortak Bakanlar Kurulu Toplantısı yapıldı ve Asi Nehri üzerinde iki ülkenin ortak inşa edeceği “Dostluk Barajı”nın temeli atıldı.

Benzer tablolar, Arap Baharı’nın estirdiği rüzgâr ile Mısır, Tunus, Libya ile de yaşandı.

Tunus’ta Yasemin Devrimi ile yükselen yeni dalga, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin, gizli ajandasını oluşturan Yeni Osmanlıcılık için, adeta kulaklarına “dün erkendi, yarın geç, vakit tamam şimdi” diye fısıldıyordu.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish