Seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin 27 Ağustos günü Ankara’da gerçekleştirdiği olağanüstü genel kurulda yaptığı “veda” konuşmasında Yargıtay üyelerine yönelik olarak kullandığı bazı sözler, hem Erdoğan’ın “ruh haline” ve hem de önümüzdeki günlerde Türkiye’yi nelerin beklediğine dair oldukça sağlam ipuçları veriyordu.
Erdoğan bu konuşmasında, 11. Yüzyılda Şiiliğin bir kolu olarak kurulan İsmaililik mezhebi ve onların gerçekleştirdikleri siyasi suikastlara göndermede bulunmak için kullanılan “Haşhaşilik” terimini, bu defa Yargıtay başkanlarını protesto etmek için kullandı. Erdoğan “normalde” bu deyimi, genel olarak Gülen hareketini kastetmek için kullanıyor. Erdoğan’la Gülen hareketi arasında mevcut olan gerginlik, 17 Aralık 2013’de polisin Erdoğan hükumetinin bakanlarını hedef alan yolsuzluk soruşturmasının ardından büyük bir savaşa dönüşmüştü.
Yolsuzluk iddialarının içeriğine ilişkin hiç bir tartışmaya girişmeksizin, Erdoğan, Gülen hareketinin polis ve adli kurumlardaki örgütlü gücünün hükumetini hedef aldığını öne sürüyor ve o günden bu yana hükumetinin büyük bir komployla karşı karşıya olduğunu iddia ediyor. Erdoğan Gülen hareketinin bürokrasi içindeki sempatizanlarını “paralel devlet” olarak niteliyor. 17 Aralık operasyonunun ardından Erdoğan, “paralel yapıyı” tasfiye ediyoruz diyerek, on binlerce polis memurunu, yüzlerce hâkim ve savcıyı farklı görev yerlerine atattırdı ve yine bugün itibarıyla bu polis memurlarının bir kısmı “yasa dışı dinleme” ve “casusluk” suçlamalarıyla ceza evine konulmuş bulunuyorlar.
Erdoğan’ın neden Yargıtay üyelerinin bir kararından bahsederken “haşhaşiler” kelimesini kullandığı ise, aslında bu “paralel yapının” Erdoğan’ın kendisine herhangi bir konuda eleştiri getiren veya iktidarını kısıtlama potansiyeli bulunan kişi ve kurumları yaftalamak için nasıl büyük bir silaha dönüştüğünü anlatıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.