Ana içeriğe atla

İngiltere Müslüman Kardeşler’i terör örgütü ilan eder mi?

İngiltere’nin Müslüman Kardeşler’e yönelik soruşturma başlatması, somut bir değişiklik yaratmadan Körfez müttefiklerinin gönlünü almaya dönük bir hamle olabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Supporters of deposed President Mohamed Mursi demonstrate as they slow drive through central London August 17, 2013. Supporters of Mursi fought a gunbattle with security forces in a Cairo mosque on Saturday, while Egypt's army-backed government, facing deepening chaos, considered banning his Muslim Brotherhood group.  REUTERS/Luke MacGregor (BRITAIN - Tags: CIVIL UNREST POLITICS RELIGION) - RTX12OXK

Arap İslamcılar dâhil Müslüman dünyasından birçok siyasi sürgüne ev sahipliği yapan Londra, yakın zamana dek haksız olarak “Londonistan” diye anılıyordu. Bu kişilerin pek çoğu, 2011’de patlak veren Arap isyanlarından sonra ülkelerine geri dönmüştü. Ancak trafik tekrar tersine dönüyor. Bilhassa Mısırlı İslamcılar, geçen temmuzda İslamcı cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesinin akabinde İngiltere’ye kaçmaya başladı. Ne var ki işler bu arada değişti. İngiltere Başbakanı David Cameron, Müslüman Kardeşler’in aslen terörist yapıya sahip olduğu ithamlarının üzerine 31 Mart’ta örgüte yönelik soruşturma talimatı verdi.

Bu kararın ulusal, bölgesel ve uluslararası sonuçları ne olur? İngiltere gerçekten bu kadar değişti mi?

Çağdaş siyasal İslam’ın doğuşundan bu yana İslamcılar uzun yıllardır İngiltere’ye gelir. Müslüman Kardeşler’e mensup olan veya örgüte sempati duyan Arap İslamcılar, 1970’lerde ve 1980’lerde çeşitli ülkelerden öğrenci olarak gelmeye başladı. İngiltere’de kalmaya karar verenler, sivil toplum örgütleri kurdu. Şiddet kullanmayan bu kuruluşların çoğu, esasen post-İslamcı örgütlere dönüşerek Arap dünyasındaki meseleleri takip etmekten ziyade İngiltere’deki yerel sorunlara odaklandı.

Gelenler sadece Müslüman Kardeşler tarzındaki İslamcılar değildi. Daha sonraki yıllarda çok daha radikal İslamcılar da İngiltere’ye geldi. Başka Avrupa hükümetleri olanları şaşkınlıkla izlerken Ebu Katada, Ebu Hamza El Masri ve Ömer Bakri Muhammed gibi radikal din adamları Londra’yı mesken edindi. Bu tip radikallerin Londra’da rahatça yaşayabilmesi, bilhassa Fransızları küplere bindirdi. İngiliz makamları ise İngiliz topraklarında İngiliz kanunlarını çiğnemedikleri sürece bu radikallerin de ülkede kalabileceğini savundu. Radikal İslamcılar da bu yaklaşımı bir “güvenlik akdi” olarak algıladı. Yani İngiltere, bu cenahın saldırılarından muaf sayılacaktı.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish