Türkiye'nin Nabzı

Referanduma İsrail desteği: Kar mı zarar mı?

By
p
Article Summary
Irak Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlık referandumuna az bir zaman kala tartışmalara İsrail boyutu da eklendi. İsrail’den gelen destek açıklamalarına Kürtler nasıl bakıyor?

DİYARBAKIR -- Diyarbakır’ın tarihi surlarının altında oturan bir grup yaşlı kendi aralarında Kürtçe sohbet ediyor. Hepsi 60’ların üstünde. Konuşmalarına bakıldığında muhafazakâr oldukları hemen anlaşılıyor. Sohbetin konusu Irak Kürdistan Bölgesi’nde yapılacak olan bağımsızlık referandumu. Aslında tartışılan referandumun kendisi değil, İsrail’in desteği. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Adalet Bakanı Ayelet Şaked’in Kürt devletine destek veren açıklamaları, Kürtler arasında da tartışılmaya başlandı.

Grupta bulunan 65 yaşındaki Mustafa Sayar desteğe tepkili. Al-Monitor’a konuşan Sayar, “Bir yerde İsrail parmağı varsa oradan hayır gelmez. (Kürt devleti) İsrail desteğiyle olacaksa hiç olmasın.” diyor. Grupta bulunan diğerleri de buna destek veriyor. Muhafazakâr Kürtlerin bazılarının görüşü aşağı yukarı bu yönde.

Ama Kürtlerin çoğunun böyle düşündüğünü söylemek zor. Örneğin aktivist Mithat Akcan İsrail’in desteğinden memnun olan Kürtlerden. Al-Monitor’a konuşan Akcan, “Kürdistan coğrafyasına komşu olan irili ufaklı onlarca İslam ülkeleri, referanduma karşı olduklarını ve bunun için akla gelebilecek ve gelmeyecek yaptırımlar düşünürken, hatta savaşı bile düşünürlerken, Müslüman olmayan İsrail’in referandumuna destek vermesi olumlu ve doğrudur.” diyor.

Türkiye’de ulusalcı ve muhafazakâr kesim arasında Kürt kazanımlarına yönelik öteden beri var olan algı neredeyse hiç değişmedi. Kürtlerle ilgili her gelişme, Amerika ya da İsrail’in “oyunu”, “İslam ümmetinin bölünmesi”, “Türkiye’nin bölünmesi” gibi tepkilerle karşılaştı. Bugünlerde bu tepkiler, konu Irak Kürtleri olsa da Türkiye basınında yeniden dillendirilmeye başlandı. Ulusalcı, muhafazakâr ve hükümete yakın medya, hep bir ağızdan İsrail desteğine vurgu yapmaya başladı.

Siyasi görüşleri farklı olsa da Kürtlerin büyük bölümü referanduma destek veriyor. Ancak söz konusu İsrail olunca dindar ve diğer Kürtler arasında fikir ayrılığı başlıyor.

Kürt sorununa İslam’ı referans alarak çözüm önerileri sunan Hür Dava Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz’a göre İsrail samimi değil. Al-Monitor’a konuşan Yılmaz İsrail’in desteğinin Kürtlere zarar vermeyi amaçladığını belirterek şöyle dedi: “Bunu iki yönlü okumak lazım. Birincisi İsrail, Kürdistan bölgesindeki referanduma desteğini açıktan beyan ederek aslında Müslümanlar arasına fitne sokmaya çalışıyor. Böylece bu referanduma destek verecek Müslüman kişi, grup ve ülkelerin de desteğini engellemeye çalışıyor. Yani bu yaptığı ile referandum karşıtlarının elini güçlendirmeye çalışıyor. (…) İkincisi ise referandum başarılı geçerse bu kez minnet edecek. İsrail Kürdistan bölgesine diyecek ki ‘Bakın ben destek verdim. Bana muhtaçsın, senin arkanda ben varım.’ Kendi projelerini hayata geçirmeye, yeni devlet üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışacak. Komşularla karşı teyakkuza geçirecek, komşularıyla karşı karşıya getirmek için kışkırtma yoluna gidecek. En önemlisi de kendine bağımlı hale getirmeye çalışacaktır.”

Yılmaz İsrail desteğine karşı diğer devletlerin Kürtlere sahip çıkması gerektiğine vurgu yaparak şöyle devam etti: “İşte bu varsayımlar üzerinden bazıları ‘ikinci İsrail’ söylemini geliştiriyorlar. Biz de komşu devletlere diyoruz ki madem öyle neden Kürtleri İsrail’e mecbur bırakıyorsunuz? Türkiye’ye diyoruz ki sen Kürdistan’a sahip çık, büyük abisin Osmanlı bakiyesi olarak sahip çık. Kürtleri İsrail’in kucağına itmeyin, Amerika’ya emperyalistlere muhtaç etmeyin.” Yılmaz referanduma karşı gösterilen tepkilerin de zulüm olduğunu da söyledi.

Türkiye’de referandumla ilgili algıyı değiştirmek için PKK çizgisi dışındaki partiler tarafından “Bağımsızlık Referandumunu Destekleme İnisiyatifi” kuruldu. İnisiyatif Türkiye’nin birçok ilinde toplantılar düzenledi, başkentte görüşmeler yaptı. ABD ve AB ülkeleri büyükelçileriyle bir araya gelen inisiyatif üyeleri referandum için destek istedi.

İnisiyatif üyelerinden Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel İsrail’in destek açıklamalarından rahatsız değil. Al-Monitor’a konuşan Bozyel İsrail’in desteği konusunda manipülasyon yapıldığı görüşünde: “Kürtler karar verdiği zaman kim ne dedi diye bakmazlar. Her ülke meseleye kendi çıkarlarına göre bir tavır alır. Bu Kürtler için problem olmamalıdır. Kürtler doğru tavır aldığı zaman bu tavırlarını başkalarına göre tayin etmez. Müslüman Kürtlere şunu hatırlatmak gerekiyor: Bugün İsrail ile bütün Müslüman ülkelerin ilişkisi var. İsrail’i ilk tanıyanlardan biri Türkiye’dir ve aralarında askeri, siyasi ve stratejik ilişkiler var. İsrail’i Kürtlerin haklarının önüne çıkaranlar dürüst değil, riyakârlık yapıyor. Kürtlere bakmadan önce kendilerine bakmaları gerekiyor. Bugün İsrail’i ayakta tutan Müslüman ülkelerdir, Türkiye ve Arap ülkeleridir. Ben bunun referandum sürecine zarar vereceğini tahmin etmiyorum çünkü Kürt sorunu İsrail’in kurulmasından çok önce vardı. İsrail 100 yıllık bir devlet olsa Kürt sorunu 200 yıllıktır.”

Bozyel, milliyetçi kesimlerin bunu bilerek gündeme getirdiğini ifade ederek referandumun karalanmak istendiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Bazıları bir zamanlar Kürtlerin Amerika’nın piyonu olduğunu söylüyorlardı, o para etmeyince şimdi de İsrail öne çıktı. Kürtlerin çoğunluğu vicdan sahibi. Kürtlerin, muhafazakârlar da dâhil, bu tartışmalara gireceklerini zannetmiyorum. Tabii eğer Kürtlerin İsrail’e mecbur olmasını istemiyorlarsa onlar sahip çıksınlar. Kürt sorununa sahip ülkeler de maalesef kendine Müslümanım diyen dört ülkedir. Herkesten önce bu dört ülkenin bu meselede adım atması gerekiyor. Bu meselede bir çözüm zemini oluşturmaları lazım. Hiçbir hak tanımıyorlar, Kürtler özgürlük meselesini açınca da onları bu tür ilişkilerle itham ediyorlar. İkinci İsrail olma iddiası bağımsızlık davasını karalamak içindir. Bunun İsrail’e hiçbir ilgisi yoktur, Kürtler özgürlüklerini istiyorlar. Bu özgürlük sadece Kürtler için değil, 200’e yakın devlet kendi kaderlerini tayin etmiş ve kendilerini idare ediyorlar. Kürtlerin meselesine sadece İsrail penceresinden bakmak doğru değil. Bu bilerek yapılan bir manipülasyondur. Hem Müslümanlar arasında hem de dünya devletleri arasında Kürt davasını karalamak için, Kürt meselesini itibarsızlaştırmak için yapılıyor.”

Bölgede muhafazakâr olup da soruna uluslararası ilişkiler perspektifinden bakanlar da var. Onlar da İsrail’in Yahudi oluşuna bakılmaksızın profesyonel ilişkiler geliştirilmesini savunuyor. Irak Kürtlerinin, özelikle Barzani ailesinin İsrail ile yakınlığı yıllardır dile getirilir. Hatta bazı kesimler ailenin Yahudi kökenli olduğunu bile yazdı. Ancak bu Kürtler arasında karşılık bulmadı.

Aslında görüşler farklı olsa da tarafların günün sonunda geldikleri nokta aynı: Bağımsızlık referandumuna kayıtsız şartsız destek. Özellikle radikal Müslümanlar arasında “vebalı” muamelesi gören İsrail’in bu meseleye dâhil edilmesi nedensiz değil. Türkiye kurulacak bir Kürt devletini kendisine tehdit olarak görüyor. Ancak muhafazakâr hükümetin bu tehdidi muhafazakâr Kürtlere anlatması güç görünüyor. Bunun en pratik yolu İsrail’e yakınlıkla suçlamak. Bundan dolayı hükümete yakın medya hep bir ağızdan İsrail desteğine vurgu yapıyor. Ancak unuttukları nokta bunun, En radikal Kürt muhafazakâr partisi olan Hür Dava Partisi’nde bile referanduma bakış açısından karşılık bulmadığıdır. Evet, Türkiye Kürtleri oy kullanmayacak ama algı da değişmeyecek.

Bu bölümlerde bulundu: Bağımsız Kürdistan girişimleri

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x