İsrail'in Nabzı

İsrail’in Suriye’deki hamlelerine Rusya ne kadar tahammül edecek?

By
p
Article Summary
Kuzey sınırında büyük bir askeri tatbikat yapan İsrail Hizbullah’a net bir mesaj gönderiyor: “Saldırmaya kalkarsan Lübnan’ın altyapısını vurmakta tereddüt etmem.” İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

8 Eylül’de Suriye’de hassas füze üreten bir devlet tesisine havadan saldırı düzenlendi. Tesis, Suriye’nin batısında Masyaf köyü yakınlarında bulunuyordu. Yabancı basına göre saldırıyı İsrail hava kuvvetleri düzenledi. Ancak İsrail bu olayı ne üstlendi ne de herhangi bir tepki verdi. Saldırının hemen ardından İsrail ordusunun kuzeyde büyük bir tatbikat başlatması gerilimi iyice artırdı. Bu gerilim İsrail, Suriye, İran, Hizbullah, Rusya ve kimi isyancı gruplar arasındaki hassas bazı dengelerle ilgili.

İsrail, olay hakkında sessizliğini korurken Suriye rejiminin de sessiz kalmasını umuyor, tıpkı eylül 2007’de kimliği belirsiz uçakların gece yarısı Suriye’nin nükleer reaktörünü imha ettiği zaman gibi. İsrail o saldırıyı da hiçbir zaman üstlenmemişti. Ancak bu defa daha önemli bir soru var: Rusya’nın tepkisi ne olacak? Bölgede askeri varlık oluşturan Rusya, İsrail’e ilk kez sarı kart gösterip Suriye topraklarında operasyon yapmaması için İsrail’i uyaracak mı?

8 Eylül’deki saldırı, Deyrizor’daki nükleer tesise düzenlenen saldırının onuncu yıl dönümünden bir gün sonra meydana geldi. Saldırıdan birkaç gün sonra ortaya çıkan uydu görüntüleri kimliği belirsiz uçaklarca atılan füzelerin yüksek hassasiyette olduğunu gösteriyordu. Zira tesisteki binaların sadece üçünde hasar vardı, o da sadece belli bölümlerinde. Başka bir deyişle nokta operasyonu yapılmıştı. Buradan hareketle operasyonu yapanların nitelikli ve son derece ayrıntılı istihbarata sahip olduğu değerlendiriliyor. Belli ki binalarda sadece standart füzeleri hassas füzeye dönüştüren donanımlar nişan alınmıştı.

İran’ın Suriye ve Hizbullah’a hassas füze üretecek teknoloji aktarmaya çalışması İsrail tarafından açık bir stratejik tehlike olarak görülüyor. Bu çabalar başarılı olursa ileride yaşanacak bir çatışmada İsrail hava kuvvetlerinin stratejik hedefleri etkin bir şekilde vurma kabiliyetine hasımları ket vurabilir. Bu bağlamda 8 Eylül sabahı yaşananlar, İran’ın Suriye ve Lübnan’daki “hassas projesini” durdurmak isteyen İsrail’in bu mücadelesinde yeni bir raunt olabilir.

Hedef alınan tesise sadece 30 kilometre mesafede Rusya’ya ait bir S-400 füze bataryasının konuşlu olduğu anlaşılıyor ve bu da durumu daha karmaşık hale getiriyor. Vurulan tesisin batısında, yine yakın bir mesafede bulunan bir başka tesisin de İran’a ait bir hassas füze fabrikası olduğundan şüpheleniliyor. Bu tesis hedef alınmadı. 8 Eylül’deki operasyonu yapanların Suriye’nin hava korumasına yakalanmadan telsizleri tamamen susturarak hareket etmiş olması lazım. Son yıllarda farklı aktörler bu hassas ve tehlikeli oyunu oynuyor. Ancak şu ana kadar durumu kriz veya patlama noktasına getirmemeyi başardılar.

Orta Doğu’daki birçok yorumcuya göre İran ve Suriye’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den beklentisi İsrail’in hava saldırılarını dizginlemesi. Bu yazı yayıma girdiği sıralarda Ruslar sessizliğini koruyordu. Taraflar arasında perde arkasında neler döndüğünü ise zaman gösterecek.

Putin, Netanyahu ile sıkça görüşse de İran’ı halen Orta Doğu politikasında stratejik ortak olarak görüyor. Putin ayrıca iki yıl önce Esad rejimini bizzat çöküşten kurtardı. Öte yandan Putin İsrail’in kaygılarını da anlıyor. Bu durumda Putin Suriye’deki Rus güçlerinin yanı başında yaşananlara ne kadar bulaşır? İsrail muhtemelen Rus uçaklarıyla Rus hava savunma sistemlerinin Rusya’ya döneceği gün için dua ediyor. Ancak şu aşamada bu uzak bir hayal.

Son saldırı İsrail’in son yıllarda Suriye-Lübnan hattında düzenlediği onlarca saldırıdan tamamen farklıydı. Görevden ayrılmak üzere olan İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Amir Eşel, 25 Ağustos’ta Haaretz’e verdiği mülakatta İsrail uçaklarının bugüne kadar Suriye’den Lübnan’a stratejik silah taşıyan konvoylara 100’e yakın saldırı düzenlediğini söyledi. Saldırıların neredeyse tamamı Suriye topraklarındaydı ve tek bir istisna hariç uçaklara ateş açılmadı.

8 Eylül’deki saldırıda ise silah, roket veya füze taşıyan bir konvoy değil, Suriye’nin göbeğinde, stratejik bir Rus noktasının yakınında bulunan Suriye rejimine ait stratejik bir tesis hedef alındı. Kimilerine göre İsrail bu operasyonla sadece Esad’a değil büyük güçlere de güvenlik menfaatlerini kimseye feda etmeyeceği konusunda kuvvetli bir mesaj verdi. Bu yoruma göre Netanyahu ve Putin’in 23 Ağustos’ta Soçi’de yaptığı görüşme pek başarılı geçmemişti.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi son saldırı, İsrail’in kuzeyinde İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) çeşitli kollarının katıldığı büyük bir tatbikat yapılırken gerçekleşti. Son 19 yılın en büyüğü olan bu tatbikat Suriye ve Hizbullah’a karşı eş anlı harekât senaryosuna dayanıyordu. IDF, bir süredir yeni bir çatışma yaşanması halinde Hizbullah’ı mutlak mağlubiyete uğratma gereğinden bahsediyor.

İsrail son 10 yılda oldukça büyük miktarda nitelikli istihbarat topladı, havadan ateş gücünü ve saldırı kabiliyetini çarpıcı şekilde artırdı, yeni araç ve imkânlar edindi. Cevap bekleyen soru ise şu: Yeni bir çatışma yaşanırsa İsrail Lübnan’da kara harekâtı yapacak mı yoksa bundan vaz mı geçecek? Karadan girmenin tehlikeleri beklenen kazanımlardan daha ağır basacak mı? Her halükarda üst düzey yetkililer, İsrail ile Hizbullah arasında çıkacak yeni bir çatışmanın bugüne kadar yaşanan çatışmalardan daha kısa ama çok daha şiddetli ve yıkıcı olacağına inanıyor.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir askeri kaynak şöyle diyor: “İsrail tarafının da zarar göreceğini, zayiatın çok olacağını hepimiz görüyoruz. Ancak karşı taraf çok daha fazla zarar, daha büyük bir stratejik zarar görecek. Lübnan onlarca yıl geriye gitmiş olacak.”

Başka bir deyişle İsrail egemen Lübnan devletini meşru bir hedef olarak görme niyetinde. İsrail ilk dakikadan itibaren Lübnan’ın stratejik altyapısını vuracak. İsrail’e göre Lübnan ülkesi “Hizbullahistan” haline gelmiş durumda. Ancak şu an kimse o aşamaya gelinmesini istemiyor.

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun

 

MORE LIKE THIS

x