Türkiye'nin Nabzı

Kürtler iddiayı büyütüyor: Üç bölge altı kanton ne anlama geliyor?

By
p
Article Summary
Türkiye’nin Afrin’e girme tehdidi ve Rakka sonrası ABD’nin Ankara ile ittifaka ağırlık vereceği ihtimali karşısında Kürtler özerklik alanını genişleten adımlar atıyor.

Suriyeli Kürtler bir tarafta Türkiye’nin yeni komuta kademesiyle sınır ötesinde sürprizlere hazırlandığı diğer tarafta Şam’ın düne göre daha fazla diş gösterdiği bir çifte kıskaç sürecinde kritik adımlar atıyor. 2016’da ilan edilen Kuzey Suriye Demokratik Federal Bölgesi’nde üç federal bölge ve altı kantona dayalı yeni bir yapılanmaya gidildi. Yeni organları belirlemek için de üç kademeli bir seçim takvimi belirlendi.

Rakka’nın İslam Devleti’nden (İD) temizlenmesinin ardından ABD’nin Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) olan ihtiyacının azalacağı ve Türkiye ile anlaşmaya gideceğine dair endişeler nedeniyle elini çabuk tutan Kürtler, Cenevre’de yapılacak yedinci konferanstan önce kazanımları sağlamlaştırmaya çalışıyor. Kürtlerin attığı adımların bölgesel ve uluslararası bağlamlarına geçmeden önce tüm Suriye için model olarak önerilen demokratik özerklik yapılanmasının aldığı yeni şekle bakalım:

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Kurucu Meclisi, Cezire, Kobani, Afrin, Menbic, Telabyad ve Rakka’dan temsilcilerin katılımıyla 27-28 Temmuz’da Rimelan’da toplanarak kritik kararlar aldı.

Al-Monitor’a ulaşan 27 Temmuz 2017 tarihli karar metnine göre daha önce Cezire, Kobani ve Afrin olarak ilan edilmiş kanton sistemi üç bölge ve bunlara bağlı altı kanton olarak revize ediliyor. Bölgeler ve kantonlar şöyle:

  • Cezire Federal Bölgesi: Haseke Kantonu ve Kamışlı Kantonu. (Haseke Kantonu Haseke, Dirbesiye, Serekaniye ve Tel Temir’in yanı sıra Şedadi, Arişa ve Hula’dan oluşuyor. Kamışlı Kantonu ise Kamışlı, Derik, Amude, Tirbesiye, Tel Hamis ve Tel Barak’ı kapsıyor.)

  • Fırat Federal Bölgesi: Kobani Kantonu ve Telabyad Kantonu. (Kobani Kantonu’nda Kobani ve Sırrin var. Telabyad Kantonu ise Telabyad’ın yanı sıra Ayn İsa ve Suluk’tan oluşuyor.)

  • Afrin Federal Bölgesi: Afrin Kantonu ve Şehba Kantonu. (Afrin Kantonu’nda Afrin, Cinderes ve Raco yer alıyor. Şehba Kantonu ise Tel Rıfat’ın yanı sıra Ehraz, Fafeyn ve Kafr Naya’dan oluşuyor.)

Kürtler yeni bir kavramsallaştırmayla Şehba’dan bahsederken bundan Fırat’ın batısında Cerablus, Azez, Menbic, Tel Rıfat, Tel Aran ve Tel Hasıl’ı içeren bölgeyi kast ediyorlar. İD’den temizlenen Menbic şu aşamada Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun dışında ayrı bir bölge olarak değerlendiriliyor. Tel Fırat dışındaki yerler ise Fırat Kalkanı Güçleri’nin denetiminde. O yüzden bu bölgeler sivil yönetim organları teşkil edildiği halde mevcut şemaya alınmadı. Rakka da henüz tam olarak kurtarılmadığı için bunun dışında. Rakka’da sivil yönetim inşa çalışmalarına katılan Demokratik Birlik Partisi’nden (PYD) bir temsilcisi telefonda Al-Monitor’a “Menbic gibi Rakka da Demokratik Federasyon içinde değil. Kent kurtarıldıktan sonra statüsüne Rakkalılar karar verecek. Biz sadece yardımcı oluyoruz. Rakka’nın ayrı bir özerk birim olacağını zannediyorum. Halep’teki Şeyh Maksud’u da ayrı değerlendirdik. Orası Halep’e bağlı ama kendi özgünlüğünü koruyan bir statüde olmalı” dedi.

Şehba Bölgeleri Yönetim Meclisi, Rimelan toplantısının akabinde 6 Ağustos’ta Afrin Federal Bölgesi’ne bağlı Şehba Kantonu’nu resmi ilan etti.

Şehba Meclisi 4 Şubat 2016’da Azez’den 17, El Bab’dan 17, Cerablus’tan altı, Safira’dan altı temsilcinin katılımıyla oluşturulmuştu. Tel Rıfat’ın ele geçirilmesiyle meclis genişleyerek üye sayısı 56’ya çıkmıştı.

Rimelan’daki toplantıda ayrı bir karara göre 22 Eylül’de komün seçimleri, 3 Kasım’da kanton ve belediye seçimleri ve 19 Ocak 2018’de Federal Bölgeler Halklar Meclisi ve Kuzey Suriye Demokratik Halklar Kongresi seçimleri düzenlenecek.

Bir düzine belirsizlik içinde Rojavalı aktörlerin federasyon çalışmalarına hız vermesi ve bunu bir seçim takvimine bağlaması kuşkusuz içerideki ve dışarıdaki faktörlerle doğrudan ilintili.

Türkiye İdlib’te çatışmasızlık bölgesi oluşturulurken Afrin’i de aradan çıkarma planını ertelemek zorunda kalsa da bölgede bir özerklik yapılanmasına izin vermeyeceğini yineliyor. Devletin güvenlik birimleri hükümet ve hatta muhalefetin önemli bir kısmı bunu “ülke bütünlüğüne tehdit” ve “beka meselesi” olarak görüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan komuta kademesinin ciddi bir değişikliğe uğradığı 2 Ağustos’taki Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra “Fırat Kalkanı Harekatı ile Suriye'deki terör oluşumu projesinin kalbine soktuğumuz hançeri, yeni hamlelerle genişletmekte kararlıyız. Çok yakında bu konuda yeni ve önemli adımlarımız olacak" dedi.

Beri tarafta Rakka operasyonunun tamamlanmasından sonra ABD’nin Türkiye’yi tutma ihtiyacının kalmayacağı senaryosu üzerinde duruluyor. Türkiye’nin Menbic ve Afrin’e yönelik her girişiminin ardından Kürtlerin Rakka’daki güçlerini kuzeye çekme hesabı gündeme gelirken Amerikalılar da Ankara’ya Rakka operasyonunu etkileyecek hareketlerden kaçınılmasını telkin etti. Bu bir çeşit fren vazifesi gördü. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Rakka operasyonunun ardından ABD'nin kendi çıkarları için Türkiye ile anlaşabileceğini açıklaması da Rakka sonrası senaryosu olarak bir kenara not edildi.

Şam’ın keskinleşen tutumu da önemli bir faktör. Kürtlerin üsler tahsis etmek ve Fırat’ın batısına geçmek suretiyle ABD ile ortaklığı derinleştirmesi düne kadar kanton sistemini yerel idareler yasasıyla içselleştirme ihtimalinden bahseden Suriye yönetiminin dilini sertleştirdi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad “Seçimler bir şakadan ibaret olacak. Suriye, topraklarının hiçbir parçasının bölünmesine izin vermeyecek. Suriye’nin kuzeyinde ülkedeki durumu tehlikeye atmayacak Suriye vatandaşları olduğuna inanıyoruz. Ülkenin bölünmesi yönünde hareket edenler, ödeyecekleri bedeli biliyorlar” dedi.

Her ne kadar bu tepki federal seçim ilanından sonra gelse de daha önce düzenlenen seçimler nedeniyle bu türden bir dil kullanılmamıştı. Birçok dengeyi etkileyecek olan Rakka operasyonunda sona yaklaşılırken “kendini tutma” politikası da aşınıyor.

Bir diğer faktör yeni Cenevre süreci. ABD, İD’e karşı Kürtlerle ortaklığa rağmen PYD ve müttefiklerinin Cenevre görüşmelerine katılmasını sağlayamamıştı. Burada Kürtleri rejimin maşası olarak görme eğilimini sürdüren muhaliflerin itirazları ve Türkiye’nin vetosu etkiliydi. Rusya da Kürtleri ne Cenevre ne de Astana’ya ortak edebildi. Bu kez Riyad’da yeni müzakereci heyeti belirleyecek olan muhaliflerden bir Kürt açılımı bekleniyor. Bu çerçevede Arap basınına sızdırılan bir anayasa taslağına göre, yeni güç dağılımında Kürtlere de yer açılıyor. Lübnan’daki mezhepsel güç dağılımını andıran bu taslağa göre cumhurbaşkanı Sünni, iki yardımcısından biri Hristiyan diğeri Alevi olacak. Bir başkanlık konseyi oluşturulacak. Olası üyeler arasında Salih Müslim’in de adı geçiyor. Meclis başkanlığı Dürzilere, genelkurmay başkanlığı Kürtlere verilecek. Rimelan’daki toplantılara katılan bir temsilci, Al-Monitor’a “Riyad’daki girişim de rejimin yaptığını yapmaya çalışıyor. Rejim de Kürtlerle sorunu diyalogla çözme adına Rojava’daki aktörleri değil buradaki yapıları temsil etmeyen bağımsız Kürtleri Şam’a davet etti. Kürtleri bölme siyaseti. Riyad’daki heyete de birilerini alacaklar ama bizi temsil eden birileri olmayacak” dedi.

Rakka’daki PYD temsilcisi ise tüm bu faktörlerle ilgili Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “ABD güvence versin ya da vermesin biz Türkiye’nin olası işgalini koalisyonu devreye sokarak engellemeye çalışıyoruz. Afrin’de ABD’den garanti yok. Garantimiz kendi halkımız ve savunma gücümüzdür. Fakat şu aşamada ABD’nin Rakka’dan sonra çekip gideceğini söyleyemeyiz. Sırada Deyrizor var. Rakka’dan sonra yeni bir sürece girilecek. Siyasi müzakereler ağır basacak. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Rakka dahil kurtarılan bölgeleri kontrol edecek. Eğer buradaki demokratik federal sistem Şam tarafından kabul edilirse sorun çözülmüş olacak. Eğer kabul edilmezse ABD çözüm sağlanıncaya kadar SDG’yi destekleyecek. Net bir karar olmasa da Amerikalılardaki eğilim bu yönde. Riyad’da ne çıkar bilmiyoruz. Anayasa taslağının da kabul göreceğini zannetmiyorum. Bizim ortaya koyduğumuz çözüm tamamen farklı. Biz muhaliflerin sunduğu taslakla değil hayata geçirdiğimiz modelle ilgileniyoruz. Cenevre’ye gitmek eskisi kadar mühim değil. Çünkü Cenevre bizim ayağımıza geldi. 20 gün önce Rakka Sivil Meclisi koalisyona destek olan 73 ülkenin temsilcileriyle video konferans yoluyla ortak toplantı yaptı. Amerikan güçlerinin komutanı geldi. Yakında başka heyetler de gelecek. Yani şu anda koalisyon arkamızda. Riyad’dan bir davet gelirse tartışıp karar vereceğiz. Bana kalırsa Riyad heyetine katılmaktan yana değilim. Çünkü dezavantajları da var. Riyad heyeti de bizi boşa düşürmek için her şeyi yapacak. Bu arada Türkiye’nin baskısını kullanarak Afrin’i Suriye yönetimine teslim etmemiz için uğraşsa da Ruslarla da görüşmelerimiz devam ediyor. Biz tüm koşullara göre hazır olmak durumundayız.”

Kürtler bu şekilde sahadaki fiili durumu masaya yansıtmaya ve pazarlık çıtasını yükseltmeye çalışıyor. Şam tarafında zorlayıcı faktörler olduğu gibi Kürt tarafında da bozucu çok faktör var.

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x