İsrail'in Nabzı

İsrail her türlü füze tehdidine karşı hazırlıklı mı?

By
p
Article Summary
Davut’un Sapanı orta menzilli füze savunma sistemini kullanıma alan İsrail benzersiz, çok katmanlı bir kalkana kavuştu ancak bazı gedikler hâlâ kapatılmayı bekliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) 2 Nisan’da kullanıma hazır ilk Magic Wand (Sihirli Asa) orta menzilli füzesavar sistemlerine kavuştu. “Davut’un Sapanı” olarak da bilinen bu gelişkin silah sistemleri ileride Kruz füzelerine karşı da kullanılabilecek. Sihirli Asa’nın füze kalkanına dâhil olmasıyla İsrail’in Arrow (Ok) ve Iron Dome (Demir Kubbe) gibi diğer füzesavar sistemlerine tamamlayıcı bir unsur eklenmiş oluyor. Bu sayede İsrail, düşmanlarının elinde bulunan roket ve füzelerden kaynaklı neredeyse tüm balistik tehditlere karşı mükemmel, çok katmanlı bir korumaya kavuşuyor.

Demir Kubbe, Hamas’ın Gazze Şeridi’nden attığı kısa menzilli Kassam ve Grad roketlerinin yanı sıra Hizbullah’tan gelebilecek kısa menzilli roketleri havada vurabilir. Arrow füzesavar sistemi (Arrow 1, Arrow 2 ve yeni Arrow prototipi) ise atmosfer dışında yörünge altından giden İran’ın Şahab füzeleri gibi uzun menzilli füzeleri vurmak için tasarlandı. Şahab füzeleri, nükleer başlıklar dâhil oldukça ağır yükler taşıyabiliyor. Sihirli Asa yapbozun son parçasıydı. Bu sistem de Scud gibi orta menzilli füzeleri etkisiz kılmak için tasarlandı.

İsrail dünyada bu tip çok katmanlı bir savunma sistemine sahip ilk ülke olabilir ama sistemin işlevselliği şimdiden kanıtlanmış durumda. Demir Kubbe, 2014 Koruyucu Hat Harekâtı sırasında Hamas’ın attığı roketleri avlama konusunda etkileyici bir performans sergiledi. Hamas’ın İsrail topraklarına yönelik stratejik füze tehdidi neredeyse tamamen bertaraf edildi.

Arrow füzesi de geçtiğimiz günlerde beklenmedik bir şekilde görücüye çıkmış oldu. 17 Mart’ta Suriye’nin kuzeyinde uçmakta olan İsrail jetlerine karadan atılan bir füze Arrow füzesiyle vuruldu. Suriye’nin eskimiş, hantal füzesi jetleri ıskalayarak yüksek bir irtifaya ulaşmış ve düşüşe geçmişti. Arrow sisteminin gelişkin radarları füzenin İsrail topraklarına düşerek önemli bir tehdit oluşturacağını tespit etti ve anında otomatik olarak bir Arrow füzesi ateşlendi. Suriye füzesi başarılı bir şekilde vuruldu. Ancak İsrail’de kimse bu olaydan çok mutlu olmadı. Zira İsrail Suriye’de bir hava operasyonu yaptığını kabul etmek zorunda kaldı ve Rusya’dan resmi kınama geldi. Fakat anlaşılan o ki İsrail yönetimi ve özellikle savunma teşkilatı, ilk baştaki çekinceli tutumlarına karşın iç cephenin dünyada eşi benzeri olmayan bir savunma seviyesine kavuştuğunun somut şekilde görülmesinden memnun oldu.

Öte yandan tüm bu başarılara rağmen İsrail, düşmanlarının balistik tehdidine karşı yüzde yüz delinmez bir kalkana sahip değil. Hamas, Hizbullah, İslami Cihat ve Suriye’nin elinde toplam 250 bin civarında roket ve füze olduğu tahmin ediliyor. İşin içine İran’ın da girdiği en uç senaryoda füze sayısı önemli oranda artıyor.

İsrail açısından bugün en kötü tehdit senaryosu, tüm düşmanlarının yani Hizbullah, Hamas, İslami Cihat, Suriye ve İran’ın sürpriz bir saldırı düzenlemesi ve koordine bir şekilde İsrail’e tek bir günde on binlerce füze ve roket atması. Bu senaryo, Mısır ve Suriye’nin İsrail’e karşı eş anlı saldırıya geçtiği 1973 Yom Kippur sürprizine benzetiliyor. Böyle bir saldırıya karşı İsrail henüz etkili bir yanıt imkânına sahip değil.

Yapılan değerlendirmelere göre böyle bir senaryoda İsrail Hava Kuvvetleri, Hamas ve Hizbullah’a ait olanlar başta olmak üzere binlerce uzun menzilli füze ve fırlatma rampasını başarıyla vurur. Füze savunma sistemleri de çok sayıda füzeyi avlar. Ancak İsrail’in iç cephesi yine de binlerce roket ve füzeye maruz kalır. En yüksek isabetle gelenler askeri hava üslerine ulaşabilir ve bu da hava kuvvetlerinin yanıt verme kapasitesini aksatır.

Kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir askeri yetkili bu konuda şöyle diyor: “Böyle bir tehdide karşı tek tedbir caydırıcılıktır. Düşmanlarımız böyle bir işe kakışırlarsa nasıl bir bedel ödeyeceklerini biliyorlar. Bu bedel İsrail’in ödeyeceği bedelle kıyaslanmayacak kadar büyük olacaktır.”

İsrail’in savunma sistemleri bir başka tehditle daha uğraşmak zorunda: Sınır bölgelerinde menzili birkaç yüz metre ile birkaç kilometre arasında değişen son derece kısa menzilli roketler. Bu tip roketler genelde çok basit ve ilkel olmakla birlikte havada sadece birkaç saniye kalıyor ve bu da mevcut füzesavar sistemler için tanıma, yer belirleme ve odaklanma açısından belli ölçüde sorun teşkil ediyor, roketlerin zamanında vurulması zorlaşıyor. Dolayısıyla en ilkel roketler aslında en tehlikeli etkiye sahip. Nitekim Koruyucu Hat Harekâtı sırasında sınırdaki toplanma noktalarında havanla öldürülen asker sayısı bakımından IDF özellikle ağır bir bedel ödemişti.

Hizbullah’ın çok büyük havan topları geliştirdiği biliniyor. Bunların patlayıcı başlıkları normal hava mermilerinden çok daha ağır. Atışların kısa ve dik bir yörünge izlemesi bunların vurulmasını bilhassa zorlaştırabilir. Başka bir deyişle bu silahlar, kuzeydeki sınır hattında mevzi alan İsrail askerleri ve civardaki muhitler için tehdit oluşturabilir. Bu sorunun da sisteme lazer güdümlü avlayıcıların eklenmesiyle çözülebileceği düşünülüyor.

Bu akıl ve geliştirme yarışında İsrail dünyanın birkaç adım ilerisinde. Ancak bu durum İsrail’de savunma uzmanları arasında bazı tartışmalara neden oluyor.

İsrail'in güvenlik yaklaşımı her zaman üç temel unsura dayandı: caydırma, önceden uyarılma ve mutlaka kesin bir sonuç alma. Düşmanların İsrail’in devasa gücünü bilmesi onları çatışmaya girmekten caydırır. İsrail istihbarat birimleri hasımların düşmanca niyetleri konusunda çok önceden uyarıda bulunur. IDF de çatışmayı düşman topraklarına taşır ve kesin bir şekilde neticelendirir.

Ne var ki günümüzde askeri mücadelelerden kesin sonuç alma ihtimali oldukça azaldı. Egemen bir devletin gerilla gruplarıyla mücadelesinde geleneksel zafer ölçütleri anlamsız kalıyor. İsrail de son on yılda genel güvenlik yaklaşımına dördüncü bir unsur ekledi: savunma. Savunma unsuru daha önce bu kadar ön planda değildi.

Çok katmanlı füze savunma sistemi bu yeni unsurun somut bir örneği. Ancak savunma teşkilatındaki birçok yetkili bu durumdan huzursuz. Kaygıları o ki söz konusu sistemlerin koruyucu kapasitesi ordunun kritik operasyonel birimlerini köreltebilir. Kıdemli bir savunma yetkilisi Al-Monitor’a şöyle diyor: “Siyasal iktidar Koruyucu Hat Harekâtı’nın 50 gün sürmesinden rahatsızlık duymayınca ve iç cephede de önemli bir zayiat olmayınca kesin netice almak eskisi gibi ivedi bir zaruret olmuyor. Ülkeyi yönetenler kara operasyonları ihtiyacını, kesin bir netice alma gereğini geçiştirebiliyor.”

Ancak hissiyatları ne olursa olsun İsrail’de bugün hiç kimse Sihirli Asa’dan, Demir Kubbe’den, Arrow füze savunma sisteminden isteyerek vazgeçmez, en azından İsrail’in etrafını saran roket ve füzeler pas tutana kadar. Eski Genelkurmay Başkanı Moşe Yaalon’un yıllar önce tavsiye ettiği de aynen buydu.

Bu bölümlerde bulundu: operation protective edge, missile defense system, iaf, arrow missiles, gaza strip, hezbollah, idf, iron dome

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x