İran'ın Nabzı

Orta Doğu uzatmalı bir Suudi-İran çatışmasına hazır olmalı

By
p
Article Summary
Kuveyt ve Umman gibi daha küçük oyuncular Suudi Arabistan’la İran arasındaki gerilimi azaltma çalışsa da Riyad Tahran’la çatışma konusunda kararlı görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) arasındaki ilişkiler yıllardır gergin. 2015’te Hac sırasında yaşanan izdihamda yüzlerce İranlının ölümü, ocak 2016’da Suudi Arabistan’daki tanınmış Şii din adamı Şeyh Nimr El Nimr’in idamı ve ardından İran’daki Suudi diplomatik binalarına yapılan saldırılar Tahran’la Riyad arsındaki diplomatik ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlandı. Bu soğukluk çok geçmeden diğer KİK üyelerine de yayıldı. Tek istisna İran’la geleneksel olarak iyi ilişkiler içinde olan Umman’dı.

İran’ın bakış açısına göre Arap ülkeleri aslında gerilimden yana değil ancak Riyad’ın politikalarına ayak uydurmak için Suudilerden baskı görüyor. Nitekim İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Arap Birliği’nin geçen yıl kabul ettiği İran karşıtı bildiriye cevaben şöyle demişti: “Suudi Arabistan’ın fesat politikalarını şöyle ya da böyle destekleyen az sayıdaki ülke şunu bilmelidir ki bu yardakçılık çocukların öldürülmesi, terörün desteklenmesi gibi suçların vebalinden başka sonuç doğurmayacaktır.”

Kuveyt’in İran’la KİK arasında arabuluculuk yaparak ilişkileri normalleştirmeye çalışması da Arap ülkelerinin aslında çatışmadan yana olmadığı görüşünü destekleyen bir gösterge sayılabilir. Kuveyt’in bu yöndeki son çabası 25 Ocak’ta Tahran’a dışişleri bakanıyla ilettiği mesajdı. Mesajın ilk başta Kuveyt emiri tarafından gönderildiği söylense de daha sonra bu girişimin KİK ile koordinasyon hâlinde yapıldığı ortaya çıktı.

Peki, KİK ülkeleri İran’la ilişkiler konusunda farklı görüşlere mi sahip? İran’ın eski Ürdün Büyükelçisi Nusretullah Tacik bu soruyu Al-Monitor’a şöyle yanıtladı: “Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan’ın etrafında döner. Konseye hâkim olan görüş Suudi Arabistan’ın görüşleri doğrultusunda oluşur ve bunun Kuveyt ya da başka bir ülke tarafından değiştirilebileceğini ummak fazla iyimserlik olur.”

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise 15 Şubat’ta Umman ve Kuveyt’i ziyaret etti. Ruhani’nin Umman’a gitmesi normal karşılanırken Kuveyt ziyareti önemli bir gelişme olarak görüldü. Üstelik bu ziyaret, Kuveyt emirinin mesajından 20 gün sonra gerçekleşmişti.

Ruhani’nin özel kalem yardımcısı Hamid Ebutalibi, ziyaret öncesinde Twitter’dan paylaştığı mesajda Umman ve Kuveyt’in Ruhani’ye sıcaklık göstermesini “bölgesel yaratıcılık” diye niteledi ve bunun Arap ülkeleriyle yeniden dostluk kurma yönünde önemli bir adım olduğunu belirtti.

Bundan iki gün sonra 15 Şubat’ta Ruhani’yi kabul eden Kuveyt Emiri Şeyh Sabah El Ahmed El Sabah, İran’la ilişkileri artırmak gerektiğini söyledi: “Bölgedeki mevcut durum tüm bölgesel devletlerin birbirileriyle iyi ilişkiler kurmasını gerektiriyor. Bu nedenle Kuveyt her alanda İran’la ilişkilerini geliştirmeye kararlı. Hepimiz Müslümanız. Kardeşlik ve birlik içinde yan yana durmamız; kalkınma, istikrar ve barış yolunda ilerlememiz lazım.”

Ebutalibi, ertesi gün yine Twitter’dan paylaştığı mesajlarda Ruhani’nin Kuveyt ve Umman’da ele aldığı konulara dikkat çekti. İranlı yetkili, Arap ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları, özellikle de Suudi Arabistan’la olan görüş ayrılıklarını açıkça zikretmeden şöyle yazdı: “Ruhani bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamanın mekanizmalarını, ayrıca Ummanlı ve Kuveytli yetkililerin dostane girişimleri temelinde bölgesel anlaşmazlıkların çözümünü görüştü.”

Orta Doğu uzmanı Sabah Zengene ise 25 Şubat’ta verdiği mülakatta Kuveyt’in çabalarını şöyle anlattı: “Kuveyt gerilimi düşürecek bir ortam yaratmaya çalışıyor. Gerilim kimsenin yararına değil. Bu, Suudi Arabistan için de Kuveyt için de geçerli. Bilhassa da bölgesel barış ve güvenlik açısından geçerli. Dolayısıyla biz şimdi gerilimin faturasını azaltmaya ve barışın yolunu açmaya çalışıyoruz.”

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir İranlı diplomat ise şöyle dedi: “Kuveyt ve Katar’ın (İran’la ilişkiler konusunda) Suudi Arabistan’la tamamen uyuşmadığını biliyoruz. Ancak bu ülkeler KİK’in İran’a yönelik yaklaşımını fazla etkileyemez. Tabii bu onların çabalarını dikkate almayalım anlamına gelmiyor. Yine de bu çabaların ağırlık ve etkisinin ne kadar olacağını biz biliyoruz.”

Kuveyt İran husumetini yumuşatmak istese de bu isteğin sorunu çözmeye yetmediği görülüyor. Asıl Suudi Arabistan’ın daha esaslı adımlar atması gerekir.

İran’ın kıdemli eski diplomatlarından Seyid Hüseyin Musavian Arap Birliği’nin marttaki yıllık zirvesinin arifesinde Al-Monitor için yazdığı makalede Arap ülkelerini husumeti bırakmaya çağırmış ve “yaratıcı düşünerek, İran’la ortak menfaatlerini dikkatle tartarak” diyalog ve iş birliği kapısını açmalarını salık vermişti.

Ancak Arap Birliği’nin 30 Mart’ta yaptığı açıklama, bu tür umutların gerçeğe dönüşmesi için alınacak çok yol olduğunu gösterdi. Açıklamada İran Arap ülkelerinin iç işlerine karışmak, mezhepçiliği ve terörü desteklemek, bölgede istikrarsızlığı beslemek ile suçlandı. Beklendiği gibi Tahran bu ithamları reddetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi şöyle konuştu: “İran İslam Cumhuriyeti başka ülkelerin iç işlerine karışmaya hiçbir gerek duymadığını, iyi komşuluk ilişkilerine bağlı olduğunu defalarca dile getirdi. (…) Ne yazık ki bazıları gerçekleri saptırıyor ve Siyonist rejimin (İsrail) yerine bir kukla ve sahte düşman olarak Müslüman İran’ı koymak istiyor.”

Tacik de aynı bağlamda Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Suudi Arabistan İran’ın politikalarının onun aleyhine olduğu yönünde yanlış bir algıya sahip ve bu nedenle diğer oyuncuların gerilimi azaltma çabalarına karşılık vermiyor. (Suudi Prens) Türki El Faysal’ın Rotana TV’ye verdiği mülakat bunu açıkça gösteriyor. Suudi prens Obama’yı Suudi Arabistan’ı kandırmakla itham ediyor. Dolayısıyla onlar İran’la topyekûn çatışmayı kafalarına koymuşlar ve ufukta bu zihniyette herhangi bir değişiklik görünmüyor.”

Gerçekten de tüm mesaj ve ziyaretlere rağmen Arap Birliği’nin İran’a yönelik sert çıkışları şunu gösteriyor: Mevcut kriz o kadar derin ki Kuveyt ve Umman gibi daha küçük aktörlerin gayretleri Suudi Arabistan’ın İran’la çatışma kararlılığını pek fazla etkilemeyecek.

Bu bölümlerde bulundu: arab league, regional politics, hassan rouhani, saudi-iranian rivalry, iranian-saudi relations, gcc, gulf cooperation council

İranlı gazeteci ve Orta Doğu yorumcusu Saeid Jafari İran’da Asuman, Hordad, Mosalas ve Mihriname gibi yayınlarda çalıştı. Şu an haftalık Seda dergisinin dış haberler ve diplomasi editörlüğünü yapıyor, aynı zamanda Haber Online sitesinde çalışıyor. Iran Review isimli yayına da İngilizce makaleler kaleme alıyor.

x