TURKEY PULSE

Read in English

TÜRKİYE'NİN NABZI


ABD ordusuna ait bir araç Suriye’nin Membic kentinde kuzeye doğru ilerliyor, 9 Mart 2017. Geçen yıl İslam Devleti’nden geri alınan Membic İD’in başkenti addedilen Rakka’nın 135 kilometre uzağında bulunuyor. ABD beklenen Rakka operasyonunun zamanlaması üzerinde çalışıyor. (photo by REUTERS/Rodi Said)

ABD Rakka kararını Türkiye’deki referandum sonrasına erteledi

Author: Amberin Zaman

Trump yönetimi içinde iki haftadır İslam Devleti’nin başkenti addedilen Rakka’nın nasıl ele geçirileceğine dair iç tartışmalar yapılıyor. Pentagon kentin kurtuluşu için hazırladığı planı iki hafta önce Beyaz Saray’a sundu.

SummaryYAZDIR ABD ordusu Rakka’da İslam Devleti’ne karşı yerel güçlerle birlikte hareket etmeyi isterken, İD’in bertaraf edilmesinin ardından hangi bölgenin kime bırakılacağı da dahil pek çok ayrıntı üzerinde çalışmalar sürüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Author

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Suriyeli Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) çatısı altında onlarla birlikte savaşan Arap müttefikleriyle birlikte hareket etmekte ısrarlı. Ancak SDG’ye yönelik eğit-donat planı kilit NATO müttefiki Türkiye’ye ilişkin endişeler nedeniyle henüz uygulamaya konamıyor. ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme yasasının 1209. maddesi Pentagon’un devlet dışı yabancı milisleri silahlandırabilmesine olanak tanıyor.

Türkiye YPG’ye verilecek modern ve gelişmiş silahların PKK’nin eline geçeceği gerekçesiyle bu plana karşı olduğunu defalarca dile getirdi.

Trump ise Obama yönetiminin konuya ilişkin tavsiyesine rağmen henüz 1209. maddeyi hâlen hayata geçirmiş değil. Nihai Rakka kararına dair açıklamanın Türkiye’de başkanlık sisteminin oylanacağı 16 Nisan referandumuna kadar ertelenmesi muhtemel görünüyor. Referandumda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fiilen kullandığı başkanlık yetkilerinin hukuki bir başkanlık sistemine dönüşmesi oylanacak.

Washington, Erdoğan’ın meseleyi referandum öncesi milliyetçi tabanını pekiştirmek için kullanmasından ve Türkiye kamuoyundaki Amerikan karşıtlığını körükleyerek Suriye’de YPG’ye karşı daha hasmane bir tutum benimsemesinden korkuyor.

Türkiye’nin terör örgütü addettiği bir grupla iş birliği yapmanın uzun vadeli sonuçlarından endişelenenler arasında ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’in de olduğu söyleniyor. Trump yönetiminde süren tartışmalara vakıf kıdemli bir ABD’li yetkili şöyle diyor: “Mattis Erdoğan’dan öte Türkiye ile ortaklığa ve böyle bir hamlenin uzun vadede ilişkileri nasıl etkileyeceğine odaklanıyor.” Trump yönetiminden kimi yetkililer ise İD’in her taraftan kuşatıldığına ve Türkiye üzerinden Avrupa’yla olan bağlantısının kesildiğine işaret ederek örgütün artık doğrudan bir tehdit teşkil etmediğini ve Rakka operasyonunun ertelenebileceğini söylüyorlar.

Bu pozisyonun başta Türkiye ile yakın siyasi ve ticari ilişkilere sahip Britanya olmak üzere uluslararası koalisyonun bazı üyeleri tarafından da desteklendiği bildiriliyor. Brexit kararının ardından giderek yalnızlaşan Britanya için Türkiye ile ilişkilerin önemi daha da artmış durumda. İngiliz yetkililer özel konuşmalarda Suriyeli Kürtlerin siyasi özerklik hedeflerini desteklemekte hiçbir menfaat görmediklerini vurguluyorlar.

Ancak Rakka’ya ilişkin tartışmalar Türkiye ile sınırlı değil ve ABD’li yetkililer CENTCOM’un SDG ile birlikte hareket etme talebinin kuvvetle muhtemel kabul edileceği görüşünde.

Trump yönetimi İD’le mücadeleye daha kapsamlı bakıyor ve örgütün püskürtülmesinin ardından bir daha geri dönmemesini güvence altına almaya odaklanıyor. Suriyeli Kürtler Suriye rejimiyle birlikte çalışabildiklerini kanıtladılar. Kürt güçlerin Membic’te ele geçirdikleri bir dizi köyün kontrolünü kısa süre önce rejim güçlerine bırakarak Türkiye öncülüğündeki güçlerle çatışmayı kontrol altına tutmaları da bunun bir göstergesi. Peki bu, Rakka için de bir örnek teşkil eder mi? Kimi ABD’li yetkililere göre evet.

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nin Bacevich araştırmacılarından Nicholas A. Heras bölgeyi yakından tanıyan ve Suriye’de nasıl ilerleneceğine dair Washington’da süren tartışmaları yakından takip eden bir isim. Al-Monitor’un Heras’la gerçekleştirdiği röportajdan öne çıkan noktalar şöyle:

Al-Monitor:  Trump yönetiminin Rakka’da nasıl bir yol izleyeceğine dair çok sayıda spekülasyon söz konusu. Sizin öngörünüz nedir?

Heras:  Trump yönetimi ABD’nin İD’le mücadelenin sonunda Suriye’deki uzun vadeli hedeflerinin ne olacağına ilişkin gerçekten de çok stratejik ve gerekli bir tartışma içinde. Bu, ABD’nin İD halifeliğinin bertaraf edilmesinin ardından Suriye’de ne kadar kalması gerektiğiyle ilgili, ABD ordusunun da görüşlerini dile getirdiği zorlu ama gerekli bir iç tartışma.

Al-Monitor:  Obama yönetimi ile yeni yönetimin Suriye’ye yaklaşımındaki farklılığı nasıl tanımlarsınız?

Heras:  Trump yönetimi Obama’nın Suriye’de İD’le mücadelede izlediği ufak adımlarla hedef ulaşma politikasını desteklemiyor. Bu, Suriye’de eskiden İD’in elinde olan bölgelerde ABD ordusunun belirsiz bir süre kontrolü ele alması anlamına gelir ve istikrarı sağlamak için binlerce ilave Amerikan birliğinin oraya sevk edilmesini gerektirir. Bu da siyaseten son derece olumsuz bir sonuç olur. Zira Amerikan seçmeni Trump’ın “Önce Amerika” vaadini ve uzun süreli, maliyetli dış müdahalelerden, Irak benzeri bir ulus inşasından uzak durma sözlerini destekliyor.

Trump ekibi için en büyük açmaz şu: Suriye’de İD’i ABD ordusuyla bertaraf edip kurtarılan bölgeleri yerel Suriyeli ortaklara ve Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi müttefiklere teslim etmek istemiyorlar. Bu ortaklar, ABD çekildikten sonra İD’in geri dönmesini engelleyemezlerse sonuç siyasi bir utanç olur.

Al-Monitor: Yani, dolaylı da olsa Esad rejimiyle birlikte çalışma gibi bir olasılık söz konusu mu?

Heras:  Trump ekibi mümkün olduğunca Suriye’de askeri kontrolün ABD ordusuna geçmesinden ve çekilmesinin akabinde ortakların İD’in geri dönüşüne engel olamamasıyla ortaya çıkabilecek bir başarısızlıktan kaçınmaya çalışıyor. Yönetim İD’den alınan bölgeleri istikrarın sağlanması için Rusya’ya bırakmaya karar verebilir. Bu da Esad’a bırakılması anlamına gelir. İD’in dönmesi halinde de başarısızlığın sorumluluğu Rusya, Esad ve İran’ın sırtına yüklenir. Trump yönetimi ise ABD’nin ortaklarının, bilhassa da Türkiye’nin, bölgede kontrol sağlamak üzere Esad’a alternatif bir güç ortaya koyamadığını söyler.

Al-Monitor:  Bunu biraz açar mısınız?

Heras:  Türkiye’nin eli zayıf. Çünkü SDG Rojava kantonlarını birbirine bağlamak için Esad’la anlaşabileceğini gösterdi. Türkiye’nin ise Rakka’da öncü güç olabilmek için büyük bir askeri işgal yatırımı yapması gerek ki ülkenin doğusundaki iç savaşta PKK’yla çatıştığı düşünüldüğünde bu epey maliyetli olur.

Al-Monitor:  Yani Türkiye’nin oynayacağı rolün oldukça sınırlı olacağını mı söylüyorsunuz?

Heras:  Türkiye kendisine şu soruyu sormalı: Güney sınırından uzakta, Suriye’nin doğusundaki güvenilmez Arap aşiretleri üzerinde süresi belirsiz bir askeri kontrol istiyor mu? Esasen, ABD’nin Türkiye’ye sorduğu soru da bu. Erdoğan Rakka’nın fethinden puan toplamak istiyorsa Türkiye bu taahhüdü verebilmeli.

Al-Monitor: Peki ya İran? Suriye’de İran’ın etkinliğini hesaba katmadan bir final senaryosu nasıl yazılabilir mi?

Heras:  İran Devrim Muhafızları, on yıllar sürecek bir kontrgerilla savaşı anlamına gelse de Suriye’de uzun vadeli bir oyuna hazır. İran’ın gözünde, İranlılar Suriye’deki Selefi radikallerle savaşarak vatan için kutsal bir mücadele veriyorlar. Hem Esad’ın hem de İran’ın nihai ve tartışmaya açık olmayan hedefi tüm Suriye’yi fethetmek.

Al-Monitor:  Peki Trump yönetimi İsrail’in İran’a ilişkin güvenlik endişelerini nasıl aşmayı düşünüyor?

Heras:  İsrail, İranlıların Suriye’nin Golan Tepeleri’nde Devrim Muhafızları’nın desteklediği Şii milisler üzerinden kendisine karşı yeni bir cephe açmasını istemiyor. Çoğu CIA tarafından eğitilip donatılan isyancı gruplardan oluşan ve Ürdün sınırı yakınlarında önemli bir hakimiyete sahip olan Güney Cephesi İran’ı Golan Tepeleri’nden püskürtmek ve güney Suriye’deki İD uzantılarıyla mücadele için güçlendirilebilir. Güney Cephesi, İsrail, Ürdün, BAE ve ABD tarafından destekleniyor. Bu, Türkiye, Esad ve Rusya’dan bağımsız, İsrail-Ürdün iş birliğiyle ortaya çıkmış bir grup.

Trump yönetimi İsrail ve Ürdün üzerinden Güney Cephesi’ni desteklerken aynı esnada kurtarılan Rakka’nın kontrolünü de Esad’a bırakabilir. Trump ekibi Suriye’de bölgelere göre farklı bir yaklaşım izleyebilir, yani güneyde yakın ortaklarına İran’a karşı bir strateji izleme imkanı verirken, Suriye’nin doğusunda İD’den kurtarılan bölgeleri de Esad’a bırakır.

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2017/03/turkey-syria-usa-military-wants-work-with-local-forces-raqqa.html

Amberİn Zaman
Köşe Yazarı 

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

Original Al-Monitor Translations

Read in English

Google ile Çevir

More from  Türkiye'nin Nabzı

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ