ISRAEL PULSE

בעברית

ישראל פולס


Gazze Şeridi’nin kuzeyinde, Erez sınır kapısı yakınlarında İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı protesto eden Filistinliler, 5 Ocak 2017  (photo by REUTERS/Ibraheem Abu Mustafa)

Uluslararası güç Gazze’yi kurtarabilir mi?

Author: Akiva Eldar

İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Herzl Halevy’nin barut fıçısına dönen Gazze Şeridi’nin İsrail’in yüzüne patlayacağı yorumu Gazze’deki insani krizi yakından izleyeneler için yeni bir şey ifade etmiyor. İnsan hakları örgütü Gişa’nın yaptırdığı son araştırmaya göre İsrail halkının yüzde 67’si, Gazze’ye 10 yıldır uygulanan ablukanın İsrail’in güvenliğine zarar verdiğini, yüzde 70’i de Gazze halkının yaşam koşullarının düzelmesi hâlinde İsrail karşıtlığının, İsrail’e yönelik şiddetin azalacağını düşünüyor.

SummaryYAZDIR Gazze Şeridi’nde giderek kötüleşen yaşam koşulları karşısında İsrail, Gazze’nin kara ve deniz sınırlarında kontrolün uluslararası bir güce bırakılmasını ciddi şekilde düşünmeli. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.
Author

1 Mart’ta Knesset Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi’ne kapalı brifing veren Halevy, burada yaptığı değerlendirmelerin bir kısmını 2015 tarihli Birleşmiş Milletler raporuna dayandırdı. Rapor, mevcut gidişatın sürmesi hâlinde Gazze Şeridi’nin 2020 yılına kadar yaşanabilir bir yer olmaktan çıkacağı uyarısında bulunuyor. Raporu hazırlayan BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı, İsrail’le 2009’dan sonra yaşanan üç savaşın Gazze’de yıkıcı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Bu çatışmaların sonuncusu ve en uzunu olan 2014 yazındaki Koruyucu Hat Harekâtı, Gazze’de yarım milyon Filistinliyi evinden etti ve halkın çoğunluğunu daha da derin bir yoksulluğa soktu. İşsizliğin yüzde 44’e ulaştığı Gazze’de hanelerin yüzde 72’si gıda güvenliğinden yoksun.

Eylül 2015’te yayımlanan rapor dünya medyasının manşetlerine çıktı ama İsrail’de ne başbakanlıkta ne diğer bakanlıklarda herhangi bir sarsıntı kaydedilmedi. Gazzeli çocuklar kirli su içiyorsa ne olmuş? İşsiz üniversite mezunları camilerde vaizlerin İsrail karşıtı kışkırtmalarını yutuyorsa bundan bize ne? Hamas çeşitli grupların İsrail’e attığı roketleri durduramıyor mu? Boşver.

Savunma Bakanı Avigdor Liberman, 24 Ocak’ta Gazze’yle yeni bir çatışma yaşanırsa “Karşı taraf ‘gevalt’ diye bağırıp beyaz bayrak çekene kadar durmayacağız.” vaadinde bulundu. “Gevalt” Aşkenaz Yahudilerinin konuştuğu Yidiş dilinde “Aman Allah’ım!” anlamına gelen bir ifade. Hamas veya İslami Cihat’ın Gazze’de Yidiş kursları açtığına dair herhangi bir bilgi yok. Gazze’ye abluka uygulayan ve atılan roketlere hava saldırılarıyla misillemede bulunan İsrail’in bu politikaya alternatif aradığına dair de herhangi bir bilgi yok.

26 Şubat’ta hem Gazze halkına hem İsrail yurttaşlarına dünyanın öbür ucundan, Sydney’den bir umut ışığı geldi. Avustralya Dışişleri Bakanı Julie Bishop ile görüşen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nde fiili kontrolü sağlayacak ve terör sorunuyla ilgilenecek uluslararası güç seçeneğini değerlendireceğini söyledi. Böyle bir adım Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması, insanların ve ticari malların serbestçe girip çıkması, bölgede insani ve fiziki koşulların iyileştirilmesi anlamına gelecek.

Uluslararası güç seçeneği ilk kez gündeme gelmiyor. Haziran 2007’de Hamas’ın Gazze’de kontrolü ele geçirmesinden sonra dönemin Başbakanı Ehud Olmert; Gazze, İsrail ve Mısır arasındaki sınır bölgelerine Lübnan’daki BM gücüne benzer bir uluslararası gücün konuşlandırılmasını “ciddi şekilde” değerlendirmek gerektiğini söylemişti. Dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da aynı yıl içinde konuyu Güvenlik Konseyi üyeleriyle görüşmüş ve bunu kendisinden Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın talep ettiğini söylemişti.

Gazze’de uluslararası bir gücün konuşlandırılması ve bir deniz limanının yapılması, Güvenli İsrail Komutanları isimli grubun savunma uzmanları tarafından geçtiğimiz aylarda hazırlanan kapsamlı raporda da yer alıyor. Grubun başkanı emekli Tümgeneral Amnon Reşef, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada söz konusu gücün benzer görevlerde tecrübesi olan çeşitli ülkelerin askerlerinden oluşması gerektiğini belirtti. Reşef’e göre Filistin tarafıyla kalıcı anlaşmaya varana kadar ve hatta bu anlaşmanın ardından uzun bir süre boyunca Gazze’nin dış çeperlerinde güvenlik İsrail’in sorumluluğunda olmalı. Ayrıca Filistinli terör gruplarına silah sevkiyatlarının izlenmesi ve önlenmesi İsrail’in sahada herhangi bir fiziki varlığı olmadan teknolojik yöntemlerle yapılmalı. Böyle bir düzenleme Hamas’ın başarısı olarak algılanacağı için Reşef, Hamas’ın rakibi Filistin Yönetimi’ne karşı olumlu adımlar atılmasını ve Abbas’ın konum kaybına uğratılmamasını tavsiye ediyor.

Ancak Halevy’nin çok ses getiren sözlerinin ardından bile siyasal iktidarda herhangi bir hareket gözlemlenmedi. Öyle ya, 2020 için öngörülen olaylar için şimdiden niçin telaş etsinler? Koruyucu Hat Harekâtı sonunda Hamas’la sağlanan ateşkes anlaşmasında Gazze’de bir limanın inşası için Filistin Yönetimi aracılığında dolaylı müzakerelerin başlaması öngörülüyordu ama kimin umurunda? Bu arada bahsi geçen limana ilişkin sözleşmeler İsrail ile Filistin Yönetimi arasında 1994’te imzalanmıştı. Planlar 1999 Şarm El Şeyh mutabakatında teyit edilmiş, inşaat çalışması da 2000 yılında başlamıştı. Ancak şantiye İkinci İntifada sırasında İsrail tarafından bombalandı ve o günden beri terk edilmiş durumda.

Netanyahu, 5 Mart’taki haftalık Kabine toplantısının başında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 9 Mart’ta Moskova’da yapacağı görüşmelerde Suriye iç savaşını sonlandırmaya dönük herhangi bir anlaşmada İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik gereksinimlerinin hesaba katılmasını isteyeceğini belirtti. Peki, İsrail’in güney sınırındaki güvenlik menfaatleri için de niçin Rusya’nın Hamas’la kurduğu iyi ilişkilerinden yararlanılmasın? Putin yönetimi daha iki hafta önce Hamas’la El Fetih’i uzlaştırma çabaları kapsamında iki hareketin temsilcilerine ev sahipliği yaptı. Putin muhtemelen yeni Gazze limanının kurdelesini kesmekten de memnun olur.

Gazze ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısı, 2005’ten Hamas’ın Gazze’de kontrolü ele geçirdiği 2007 haziranına kadar Avrupa Birliği Sınır Destek Misyonu’nun denetiminde faaliyet gösterdi. İzleme işlemleri, birkaç kilometre öteden; İsrail, Mısır ve Gazze sınırlarının birleştiği noktanın yakınındaki Kerem Şalom sınır kapısında bulunan kontrol odasından yapılıyordu. İsrailli güvenlik görevlileri, Avrupalı denetçiler ve Filistin Yönetimi temsilcileri Refah sınır kapısında olup bitenleri 30 kapalı devre ekrandan izliyordu. İsrail tarafı bilgisayarlardaki veri tabanından Gazze’ye giriş yapanlar hakkında bilgi toplayabiliyordu. Bu 19 aylık süreçte Refah sınır kapısından yaklaşık 440 bin kişi geçti. Katkı istenecek olursa AB, Gazze’de 1,8 milyon insanı dünyaya bağlayacak ve İsrail’i tehdit eden gerilimi düşürecek bir limana izleme gücü göndermeyi herhalde reddetmez.

Read More: http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2017/03/israel-gaza-strip-hamas-benjamin-netanyahu-vladimir-putin.html

Akİva Eldar
Köşe Yazarı 

Akiva Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün köşe yazarlarındandır. Daha önce Haaretz'in baş yazarı ve köşe yazarı olarak çalışan Eldar, Hebrew gazetesinin de ABD temsilciliğini ve diplomasi muhabirliğini yürüttü. Yahudi yerleşimleri üzerine Idith Zertal ile birlikte yazdığı  "Lords of the Land" isimli son kitabı İsrail'in çok satanlar listesine girmiş ve İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça'ya çevrilmiştir. 

Original Al-Monitor Translations

בעברית
Read in English

Google ile Çevir

More from  İsrail'in Nabzı

©2017 Al-Monitor. All rights reserved.

Get Al-Monitor delivered to your Inbox

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X

PAYLAŞ