Türkiye'nin Nabzı

Türk iş adamı-Flynn bağlantısına dair tartışmalar durulmuyor

By
p
Article Summary
ABD Başkanı Donald Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn Başkan’ın yemin töreninden önce Türkiye adına lobi yapmakla suçlanırken tartışmaların odağındaki Türk iş adamı Al-Monitor’a şirketinin Flynn’e yaptığı ödemenin Türk hükümeti tarafından karşılanmadığını söyledi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kısa süreli Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn Rusya bağlantıları nedeniyle işinden olmuştu. Flynn’in ABD Adalet Bakanlığı’na sahibi olduğu Flynn Intel Group danışmanlık şirketinin “Türkiye Cumhuriyeti’nin yararına diye yorumlanabilecek” bir iş için bir Türk iş adamı tarafından kiralandığını bildirmesi ise yeni bir tartışma yarattı.

Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası (FARA) gereği meselenin ayrıntılarına dair Adalet Bakanlığı’na bildirimde bulunan emekli general şirketinin Türkiye hükümetinden hiçbir ödeme almadığını vurgulayarak herhangi bir usulsüzlük iddiasını önlemeye çalıştı. Ancak açıklama tam tersi bir etki yarattı. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence konuya ilişkin Fox Haber’e yaptığı açıklamada Flynn’in Türkiye bağlantılarından daha önce haberdar olmadığını söyledi ve “Sanırım bu Başkan’ın General Flynn’in istifasını isteme kararını açıklayan bir şey.” dedi.

Meseleye ilişkin basına yansıyan haberlerde Türk iş adamı Ekim Alptekin’in Hollanda merkezli Inovo BV isimli şirketiyle Türk hükümeti arasında gizli bir iş birliği olduğuna işaret ediliyor. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kimi tenkitçileri Flynn’e yapılan ödemenin Alptekin tarafından değil Türk hükümeti tarafından karşılandığını savunuyor.

Alptekin Twitter hesabından Flynn ile yaptığı anlaşmanın herhangi bir lobi faaliyetini kapsamadığını açıklasa da sular durulmadı. Zira İntel Group’un ABD Adalet Bakanlığı’yla paylaştığı bilgiler bu açıklamayla çelişiyor. Bunlar arasında Flynn ile Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji Bakanı Berat Albayrak arasında 19 Eylül’de New York’ta gerçekleştirilen ve Alptekin tarafından ayarlanan bir görüşmenin bilgisi de yer alıyor.

Flynn Intel Group tarafından hazırlanan dosyada şirketin yaptığı işin doğasına dair şu bilgilere yer veriliyor: “(Şirket) Inovo için ve Inovo’nun yönlendirmesiyle bir açık kaynak araştırması gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda tutulan bağımsız araştırmacılarca yapılan araştırma Sayın Fethullah Gülen’e ve Sayın Gülen’le bağlantılı olan ya da olduğu iddia edilen charter okullarına odaklanmıştır.”

Türkiye ABD’nin Pennsylvania eyaletinde yaşayan din adamını 15 Temmuz darbe girişiminin planlayıcısı olmakla suçluyor ve iadesini istiyor. Bu kapsamda topyekun bir kampanya başlatılmış durumda. Aralarında emekli general ve gazetecilerin de bulunduğu bir grup son aylarda Washington’daki muhtelif toplantılara katılarak Türkiye tarafından Fethullah Gülen Terör Örgütü olarak adlandırılan harekete karşı Türk hükümetinin tezlerini savunuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bu konuda Washington DC’deki lobicilerle bağlantıya geçmesi şaşırtıcı değil. Nitekim, Amsterdam & Partners LLP geçen yıl Ulusal Basın Kulübü’nde ses getiren bir basın toplantısıyla Türkiye ile bir anlaşma imzaladıklarını açıklamıştı.

Peki Türkiye, Flynn’den hizmet almak için niçin kendisiyle doğrudan bağlantı kurmak yerine Alptekin’in şirketi üzerinden bağlantıya geçsin? ABD’deki lobicilik faaliyetlerine vakıf bir avukata göre, Türkiye’nin böyle bir yol seçmesi “son derece mantıklı.” İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan avukat şöyle dedi: “Şahıslarca finanse edilen lobicilik çok daha kurnazca ve etkilidir. Çünkü finansmanı devletler üstlendiğinde ilgili şirket yasa gereği Adalet Bakanlığı’na FARA başvurusunda bulunmak zorunda. Bu da yabancı devlet için söylenen her türlü olumlu sözün gerçek amacını ortaya çıkarır: Propaganda.”

Alptekin ise Flynn’e yapılan ödemenin Türk hükümetine ait kaynaklardan yapıldığını ısrarla reddediyor. Al-Monitor’un sorularını telefonla yanıtlayan Alptekin, Flynn’le yaptığı anlaşmanın çarpıtıldığını söyleyerek “Ben Flynn ile lobicilik faaliyeti için anlaşmadım.” diyor. Peki Alptekin, Flynn ile ne anlaşması yaptı?

Flynn’in şirketiyle “Türkiye ve bölgenin jeopolitik bir analizi için” anlaştıklarını söyleyen Alptekin’in verdiği bilgilere göre “Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen bölgesel bir enerji şirketi” Inovo’dan böyle bir analiz talep etmiş. Ancak şirket Inovo’nun analizinden memnun kalmayınca Flynn’in şirketine başvurulmuş. Enerji şirketiyle yapılan anlaşmanın gizlilik maddesi gereği ismini ya da yatırımın mahiyetini açıklayamayacağını kaydeden Alptekin projenin “büyük” bir yatırım potansiyeli taşıdığını da ekliyor.

Alptekin şöyle devam ediyor: “Milyarlar değerindeki bir projeye kaynak bulunması, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin düzelmesini gerektiriyor ve Gülen’in bunun önünde büyük bir engel olduğu aşikar. Gülen’in iade edilmesi gerekiyor.”

Aynı zamanda Türk-Amerikan İş Konseyi Başkanı da olan Alptekin kendisini ABD ile ticari menfaatleri olan bir “Türk vatanseveri” olarak tanımlıyor. Dolayısıyla iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesini “kişisel olarak da önemsediğini” belirten Alptekin Flynn’in şirketiyle anlaşmasında bu motivasyonun da etkili olduğunu anlatıyor. Bu kapsamda, Flynn Intel Group’la yapılan pazarlığın “lobicilik ve PR” faaliyetlerini de kapsadığını belirten Alptekin “Ama bunlar gerçekleştirilmedi. Bu yüzden ben yaptığım ödemeden 95 bin dolarlık bir iade istedim onlar da yaptılar” diyor.

Flynn ile geçen ağustos ayının sonlarında üç aylık bir anlaşma imzaladıklarını ve toplam 450 bin dolarlık bir ödeme yapıldığını anlatan Alptekin “Projenin analiz raporuna ilişkin bölümünden çok memnun kaldım. Paramın karşılığını aldım” diyor. Flynn’e yapılan ödemenin büyük bir kısmı Inovo hesaplarından “bir bölümü” de Alptekin’in kişisel hesaplarından karşılanmış.

Alptekin, Flynn’in Gülen’in iadesi için kaleme aldığı tartışma yaratan makalenin taslağını gördüğünü doğruluyor. Daha önceki açıklamalarında makale için kendisine danışıldığı iddialarını reddeden Alptekin makalenin içeriğine bir müdahalede bulunmadığını ve yazılması için ön ayak olmadığını söylüyor. Flynn 8 Kasım’da yayımlanan makalesinde Gülen ile Müslüman Kardeşler arasında hatalı kıyaslamalar yapmıştı. Alptekin de “Türkiye’yi biraz tanıyan herkes hükümetin, en büyük düşmanının (Gülen) yakınlık bir duyduğu bir gruba benzetilmesinden hazzetmeyeceğini bilir.” diyor.

Flynn ile Türk bakanların New York’taki toplantıları konusunda daha önceki açıklamalarını yineleyen Alptekin “son dakikada” kararlaştırılan bu görüşmeyi Flynn’in iş ortağı sıfatıyla değil “Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı” sıfatıyla ayarladığını vurguluyor. Görüşmede Gülen’in yanı sıra ABD’nin İslam Devleti’yle mücadelede Suriyeli Kürt Halk Savunma Birlikleri’yle (YPG) yaptığı ittifakın Türkiye’yi derinden rahatsız ettiği de gündeme gelmiş. “Ağırlıklı olarak Türk tarafı konuştu” diyen Alptekin iki taraf arasındaki bu görüşmenin tek seferlik olduğunu ve Çavuşoğlu ile Flynn’in Trump’ın yemin töreninden hemen sonra Washington’da gerçekleştirdiği kahvaltı buluşmasında hiçbir dahlinin olmadığını vurguluyor.

Türkiye’nin lobicilik faaliyetlerine vakıf Washington merkezli bir danışman ise konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını şartıyla şu değerlendirmeyi yapıyor: “Alptekin riske giren biri olarak tanınır. Akıllı, iddialı ve büyük oynayan biridir. Bazen kazanır bazen kaybeder. Bu meselede herhangi bir usulsüzlük varsa öncelikli sorumlu Flynn’dir. Flynn’in nasıl işe bulaştığının farkında olması gerekirdi.”

İlk milyonlarını 30’lu yaşlarının başında kazanan 40 yaşındaki iş adamı için işler bu kez pek iyi gitmemiş gibi görünüyor. Önceleri enerji şirketine Flynn’le olan bağlarıyla “övündüğünü” anlatan Alptekin sözlerini şöyle noktalıyor: “Muhtemelen tüm bunlar yüzünden üç hafta önce benimle yollarını ayırdılar…

Bu bölümlerde bulundu: feto, lobbying, fethullah gulen, mike pence, mevlut cavusoglu, donald trump, michael flynn

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x