Ana içeriğe atla

Suriye krizi: İran Rusya’ya değil Türkiye’ye odaklanmalı

Suriye’de bir Rusya-İran ittifakının doğuşundan söz edilse de İran’ın Türkiye ile iş birliği yapması hem kendi çıkarları hem de Suriye’de barışın sağlanması bakımından daha faydalı olabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

RTX1VJ4V.jpg
Tahran’daki görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İranlı mevkidaşı Hasan Ruhani, 23 Kasım 2015 — REUTERS/Alexei Druzhinin

TAHRAN, İran — Suriye’deki askeri müdahalesinde sekiz ayı geride bırakan Rusya kendini etkili bir oyuncu olarak ortaya koymayı başardı. Rusya İran’la birlikte Şam hükümetini isyancı ve terörist gruplara karşı açıkça destekleyen iki devletten biri olarak anılır oldu. Bu arada Moskova’yla Tahran arasında bir ittifakın doğduğu konuşuldu, iki tarafı bir araya getiren noktalar fazlasıyla yazılıp çizildi. Ancak ayrılık noktalarına fazla değinilmedi.

İran, 2011’de patlak veren Suriye krizinin başından itibaren Şam hükümetine kesintisiz ve giderek artan bir destek sağladı. Buna karşın Moskova, ilk Rus hava saldırılarından altı ay sonra askerlerini kısmen geri çektiğini ve ABD’yle birlikte siyasi çözüme odaklanmaya hazır olduğunu duyurdu. Dahası İranlılar Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevi bırakması yönünde hiçbir ön koşulun kabul edilmez olduğunu, bunun kırmızı çizgi olduğunu ısrarla söylerken Ruslar bu konuda daha esnek bir tutum sergiliyor. Nitekim Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov en son Esad’ın Moskova için “Ankara’nın Washington için olduğu gibi bir müttefik olmadığını” vurguladı. Bunun yanında İran daima Suriye’nin merkeziyetçi ve üniter sistemini korumak gerektiğini söylerken Rus yetkililer zaman zaman federalizm fikrine destek ifade ediyor ya da en azından bu fikre ciddi şekilde itiraz etmiyor.

Rusya’nın Suriye’de izlediği çizgiye bakıldığında temeldeki mantık “pragmatik minimalizm” olarak tarif edilebilir. Pragmatik olmasının sebebi güdülen hedeften kaynaklanıyor, yani Rusya’nın Suriye’deki açık ve spesifik menfaatlerini korumak, ayrıca Suriye’nin batısındaki askeri üslerini ve Akdeniz bölgesine erişimini emniyete almak. “Minimalist” olması ise Rusların bu “katı” çıkarların dışında ABD’yle uzlaşmaya ve iş birliği yapmaya açık olmasından ileri geliyor. Bu bağlamda Rus politikası üç temel direğe dayanıyor.

Birincisi Rusya en önemli hedef olarak batı Suriye’deki jeopolitik menfaatlerini korumak istiyor. Nitekim Moskova askeri müdahale kararını ancak batı bölgeleri isyancı ve terörist grupların kontrolüne girebileceği ihtimali doğduktan sonra aldı. Bu konu, Rusların taviz vermeyeceği tek konudur.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish