Ana içeriğe atla

Türkiye’ye Kırım’da şah mat

Tatarlara hamilik yapmaya çalışsa da Türkiye’nin Kırım’ın Rusya’ya katılma kararı karşısında yapabileceği fazla bir şey yok. Türkiye’nin Kırım için hedeflediğinin ötesinde haklar vaat eden Rusya bir nevi Ankara’nın elini kolunu bağladı.

Mustafa Asaba, a regional leader of Crimean Tatars, sits in the living room of a friend's home in Belogorsk near the Crimean capital of Simferopol March 17, 2014. Among the voices drowned out by victory celebrations across Crimea as it voted to leave Ukraine and join Russia were those of the Tatars, a minority group for whom the prospect of a return to Moscow rule brings fear and uncertainty. Picture taken March 17, 2014.  REUTERS/Thomas Peter (UKRAINE  - Tags: POLITICS SOCIETY) - RTR3HIWN

Kırım’ı kimler kaybetti? Yanıta Ukrayna ile birlikte eklenecek bir başka ülke varsa o da Türkiye.

1774 Küçük Kaynarca Anlaşması ile Rus İmparatorluğu’na kaptırdığı Kırım’ın referandumla tekrar Rusya’ya dönüş kararı Türkiye’nin bölgeye yönelik stratejik tahayyüllerini alabora etti. Nasıl bir tahayyül? Bunun Kırım’ı coğrafi olarak geri kazanmakla ilgisi yoktu. Bu, daha çok Kırım Tatar Hanlığı’nın kültürel ve tarihi mirasını canlandırmakla ilgili, fazlası değil. 2011’de Londra’da bir nevi sürgünde ölen yazar Cengiz Dağcı’nın cenazesinin anavatanı Kırım’da gömülmesi bile Türkiye için stratejik anlamları olan bir misyondu. Yine TİKA, Zincirli Medrese ve Hacı Giray Han Türbesi gibi tarihi eserleri restore ederek ya da Kırım Tatar Milli Mektebi gibi okulları yenileyerek Müslüman Tatar izlerini ve varlığını daha görünür hale getirmeye çalıştı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2002’de henüz başbakan başdanışmanıyken stratejik ortaklık geliştirilmesi gereken ülkelerle ilgili hazırladığı eylem planında Güney Kore, Brezilya, Güney Afrika ile birlikte Ukrayna da vardı. Ankara, Kırım’la ilişkileri Ukraynalıların rızasıyla geliştirmeye çalıştı. Bu politika devrik lider Viktor Yanukoviç döneminde de değişmedi. 

Toprak bütünlüğü: Bir bumerang

Türkiye, SSCB dağıldığından beri Kırım Tatarlarını geleceğini ‘Ukrayna’nın toprak bütünlüğü’ içerisinde görmeyi tercih etti. Rusya lideri Vladimir Putin, 2008’de Kosova’nın BM kararı olmaksızın tek taraflı tanınmasının emsal teşkil edeceğini söylediğinde bunun Slavlar namına bir ‘intikam vaadi’ olduğunu kestirmek güç değildi. Bu intikamın alınacağı coğrafya da kaçınılmaz olarak Ruslarla Türklerin tarihsel çakışma noktaları olacaktı. Priştine’de pusuya yatmış gibi ABD’nin Kosova’yı tanıdığını ilan etmesinin hemen ardından Kosova başbakanına güven mektubunu sunan ilk diplomat Türkiye temsilcisiydi. Şimdi Türkiye’nin Kırım’la ilgili itirazlarını ‘toprak bütünlüğü’ ilkesi üzerinden yapması, Putin’in kulaklarında nasıl bir yankı uyandırıyor dersiniz.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish