İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 5 Şubat’ta verdiği bir televizyon mülakatında dış politika konularına değinerek İran-Rusya ilişkilerine yeni bir canlılığın geleceğini kaydetti. Yakın komşularla ilişkileri geliştirmek Ruhani hükümetinin genel hedefi olsa da Tahran’ın bölgesel ve uluslararası stratejisinde Rusya’nın özel bir konumda olduğu tartışılmaz.
İki taraf arasındaki diplomatik temaslar, eylül 2013’te Bişkek’te düzenlenen ve Ruhani’nin de katıldığı Şangay İş Birliği Örgütü zirvesinden bu yana artarak devam ediyor. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de bu yeni dönemi pekiştirmek üzere yakında İran’a gitmeyi planlıyor.
Gelişen ilişkilerin ufkunu değerlendirirken iki tarafın güdülerini anlamak gerekir. Son yüzyılda Rusya-İran ilişkilerine genelde rekabet ve bazen de iş birliği hâkim oldu. Rusya için – daha önce de Sovyetler Birliği için – İran asla yakın bir müttefik ya da “müşteri devlet” olmadı. Öte yandan Tahran da Moskova’yla asla güven dolu bir ilişki kuramadı. Tüm bunlara rağmen coğrafi yakınlık, ortak bölgesel çıkarlar ve enerji jeopolitiği, iki tarafı stratejik, bölgesel ve enerjiyle ilgili konularda bir araya getirdi.
İki ülkeyi yakınlaştıran son ortak menfaat de Suriye oldu. Her iki ülke Suriye’de olup bitenleri, yeni bir Orta Doğu’da yeni bir güç dağılımının öncüsü olarak görüyor. Böyle olunca, 4 Şubat’ta bir araya gelen İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şamkani ile Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Yevgeni Lukyanov’un “güvenlik ve ekonomi alanlarında” ilişkileri geliştirme arzusunu beyan etmesi sürpriz olmadı. Bu arzuya karşın, iki tarafın genel menfaatleri göz önüne alınırsa ortak bir zeminde ilerlemeleri büyük bir gayret gerektirecek. Tarihsel gerginlikler bir yana, iki ülke arasında gerilim üretme potansiyeli taşıyan güncel meseleler var.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.